İdare Hukuku

Hoşgeldiniz



Favorilerime Ekle

 
 
 
 
  İmar Hukuku > İmar Planı > İmar Planlarında Kısıtlılık > İçtihat

imar plânında "yol ve yeşil alan" olarak ayrılmasına rağmen, kamulaştırılmaması nedeniyle taşınmazın değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini ve taşınmazın davalılar adına tescili

İdare Mahkemesince uyuşmazlığa konu taşınmazın hangi onay tarihli imar planı ile hangi kamu alanına ayrıldığı netleştirilmek suretiyle işin esası hakkında karar verilmesi gerekir.

Taşınmazın 1986 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında yol ve yeşil alanda kaldığı iddiasında bulunulduğu, taşınmaz şayet 1983 sonrası yapılan imar planında kamu tesislerine alanına tahsis edilmiş ise, hukuki el atma olayı 1983 sonrası gerçekleştiği için Kamulaştıma Kanununun geçici 6. maddesi kapsamına girmediği hk.

İlgililer mülkiyet haklarının kısıtlılığından bahisle daha önce yetkili idareye başvurmuş ve herhangi bir sebeple söz konusu mülkiyet hakları üzerindeki kısıtlılık hali giderilmemiş ise ya da  adli yargıda açtıkları tazminat davasının görev yönünden reddi üzerine tazminat davası açabilecekleri  kuşkusuzdur.

 

    T.C.

 D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas  No : 2015/855

Karar No : 2015/2618

 

 

Temyiz Eden (Davacılar) :

                Vekili    :  Av.

Karşı Taraf (Davalılar)   : 1- Odunpazarı Belediye Başkanlığı - ESKİŞEHİR

                Vekili    : Av.

                2- Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı

          Vekili    :

İstemin      Özeti : Eskişehir 2. İdare Mahkemesince verilen 16/10/2014 tarihli, E:2014/375, K:2014/886 sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Odunpazarı Belediye      Başkanlığının       Savunmasının       Özeti         : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

Eskişehir     Büyükşehir  Belediye     Başkanlığının       Savunmasının Özeti:

Danıştay Tetkik Hakimi :   

Düşüncesi                   : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

               

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

Dava, Eskişehir İli, Odunpazarı İlçesi, Mamuca Köyü, Takalı Mevkii, 13 pafta, 4426 parsel sayılı taşınmazın maliki olan …'nun mirasçısı olan davacılar tarafından, anılan taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar plânında "yol ve yeşil alan" olarak ayrılmasına rağmen, kamulaştırılmaması nedeniyle taşınmazın değeri olan 30.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine ve taşınmazın davalılar adına tesciline, kendileri yönünden tapu kaydının terkinine karar verilmesi istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince,  taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar plânında "yol ve yeşil alan" olarak ayrılmasına rağmen, kamulaştırılmaması nedeniyle uğranıldığı belirtilen zararın tazmini istemiyle ilk olarak Eskişehir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan davada, anılan Mahkemenin 04/07/2013 tarihli, E:2013/352, K:2013/401 sayılı kararıyla, "idari yargı yerinde dava açılması gerektiği" gerekçesiyle davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 13/02/2014 tarihli, E:2013/15289, K:2014/2251 sayılı kararıyla onanması üzerine, 18/04/2014 tarihinde bakılmakta olunan davanın açıldığı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11.06.2013 tarihli, 28674 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6487 sayılı Kanunun 21. maddesiyle değişik 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kişilerin temel haklarından biri olan mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir zaman diliminde kısıtlanmak suretiyle mülkiyet hakkının özünün zedelenmesine neden olan, imar plânlarında kamu hizmetine tahsis edilerek ve uzun zaman kamulaştırma yapılmamak suretiyle hukuki olarak el atılmış taşınmaz sahipleri için de düzenleme yapıldığı ve tarih sınırlaması getirilmeksizin imar plânlarından kaynaklanan hukuki el atmalarda bu kanunun uygulanacağı hüküm altına alındığı, anılan kanunla, hukuki el atma nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılacak davalarda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda düzenlenmeyen ve davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu davanın her aşamasında gözetilen ve taraflarca da noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülebilen hâller olarak tanımlanabilen "dava şartı"na yer verildiği, buna göre, taşınmazın maliki tarafından, dava açılmadan önce yazılı müracaatta bulunulması, akabinde idarece kıymet takdir komisyonu marifetiyle, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak ve 2942 sayılı Kanunun 11 ve 12. maddelerine göre hesaplanmak suretiyle tespit edilen tahmini değerin, uzlaşma komisyonunca, malikin müracaat tarihinden itibaren en geç altı ay içinde 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliğ edilen bir yazı ile tahmini değer bildirilmeksizin talep sahibinin uzlaşma görüşmelerine davet edilmesi, uzlaşma sağlanamadığı takdirde uzlaşmazlık tutanağı düzenlendikten sonra zararın tazmini istemiyle dava açılması gerektiği, olayda, davacılar tarafından ilk olarak Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan davada, anılan mahkemenin görevsizlik nedeniyle davanın reddine kararı vermesi üzerine, idarelere herhangi bir uzlaşma müracaatında bulunulmaksızın yasal süresi içinde bakılmakta olan davanın açıldığının görüldüğü, bu durumda; davacıların murisinin maliki olduğu taşınmazın, imar plânlarında yol ve yeşil alan kullanımına tahsis edilen ve uzun süre kamulaştırılmamak suretiyle hukuki olarak el atılması nedeniyle uğranıldığı belirtilen zarar nedeniyle öncelikle idarelere müracaat edilerek uzlaşma yoluna başvurulması gerektiği, uzlaşma sağlanamaması halinde düzenlenecek uyuşmazlık tutanağı üzerine dava açılması gerektiğinden, anılan usul izlenmeksizin doğrudan zararın tazmini istemiyle açılan davanın esasının görüşülüp karara bağlanma olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiş, bu karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece hükme esas alınan Kanunun Geçici 6. maddesi 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Kanunla 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenmiştir. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere bu madde 1983 öncesi dönemde kamulaştırmasız el atılan taşınmazlara ilişkin açılacak tazminat davalarında izlenecek usulü belirlemektedir. Nitekim 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunla Geçici 6. maddenin 1983 sonrasındaki dava ve taleplere de uygulanması olanağı getirilmişti. Ancak Anayasa Mahkemesi, 01.11.2012 tarihli ve E:2010/83, K:2012/169 sayılı kararı ile sözü edilen 6111 sayılı Kanunun tamamını Anayasaya aykırı bularak iptal etmiştir. Mahkeme bu iptal kararında: "Geçmişe yönelik bazı mağduriyetlerin giderilmesi amacı ile çıkarılan ve istisnai nitelik taşıyan Geçici 6. maddedeki malik aleyhine hükümlerin geleceğe yönelik olarak uygulanması halinde kamulaştırma için Anayasa ve Kanun'da öngörülen bütün güvenceler etkisiz kalabilecektir... Böylece idareler kamulaştırma yapmak yerine, hukuka aykırı olarak el atmak sureti ile taşınmazları elde edebileceklerdir. Böyle bir durumda devletin hukuka bağlılığı ilkesi zedeleneceği gibi bireyler açısından hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik de ortadan kalkacaktır. Bir hukuk devletinde kanunların hukuka aykırı uygulamaları teşvik etmesi kabul edilemez, açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2, 35, 46. Maddelerine aykırıdır.” şeklindeki gerekçesi ile  Geçici 6. maddenin istisnai bir düzenleme olduğunu ve sadece 1983 öncesi dönemde yapılan haksız müdahaleler nedeni ile açılacak dava ve taleplerde uygulanabileceğini açıkça belirtmiştir. Bu iptal kararı üzerine 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanunun 21. maddesi ile  Geçici 6. madde yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile imar planlarında kamu hizmet tesislerine tahsis edilerek ve uzun zaman kamulaştırma yapılmamak suretiyle hukuki olarak el atılmış taşınmaz sahipleri için de düzenleme getirilmiştir. Geçici 6. maddenin 10. fıkrasına "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bu maddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır." hükmü eklenmiş ise de, bu fıkra Geçici 6. madde içinde yer aldığından, maddenin başında belirtilen  9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihleri arasında imar planında kamu hizmet tesislerine tahsis edilerek ve uzun zaman kamulaştırma yapılmamak suretiyle hukuki olarak el atılmış taşınmaz sahipleri için getirilmiş bir düzenleme olduğundan 1983 sonrası için uygulama olanağı bulunmamaktadır.

Öte yandan, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin son fıkrasında, idarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamayacağı;  8. maddesinde, idarelerin, yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, uzlaşma sağlanamazsa kıymet takdiri ve devamındaki diğer işlemlerin yapılacağı; 10. maddesinde de, kamulaştırmanın satın alma usulüyle yapılamaması halinde idarenin asliye hukuk mahkemesine müracaat edeceği hükme bağlanmıştır.

Yukarıya alınan hükümlere göre, kamulaştırma işlemlerinden önce idarenin bütçesine yeterli ödeneğin konulması, satın alma usulünün denenmesi gibi yasal kuralların işletilebilmesi, ayrıca  taşınmazın trampa edilebilmesi gibi seçeneklerin kullanabilmesine olanak sağlanması ve dava ekonomisi de göz önüne alındığında imar planlarında kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlar üzerindeki mülkiyet kısıtlamalarından bahisle tazminat davası açılmadan önce ilgililerin idari makamlara başvurması gerekli ise de, ilgililer mülkiyet haklarının kısıtlılığından bahisle daha önce yetkili idareye başvurmuş ve herhangi bir sebeple söz konusu mülkiyet hakları üzerindeki kısıtlılık hali giderilmemiş ise ya da  adli yargıda açtıkları tazminat davasının görev yönünden reddi üzerine tazminat davası açabilecekleri  kuşkusuzdur.

 

Uyuşmazlık konusu olaya gelince; davacı tarafça dava dilekçesinde, taşınmazın 1986 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında yol ve yeşil alanda kaldığı iddiasında bulunulduğu, taşınmaz şayet 1983 sonrası yapılan imar planında kamu tesislerine alanına tahsis edilmiş ise, hukuki el atma olayı 1983 sonrası gerçekleştiği için Kamulaştıma Kanununun geçici 6. maddesi kapsamına girmeyecektir. 

Taşınmaza 1983 ve öncesine ait imar planlarında kamu hizmetine ayrılmak suretiyle  hukuken el atılmış ise; davacıların uyuşmazlığa konu taşınmaz için kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davasını, Eskişehir 5. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 04.07.2013 tarihli, E:2013/352, K:2013/401 sayılı davanın görevsizlik nedeniyle reddine dair kararı üzerine açtıkları anlaşılmaktadır.

Bu durumda, İdare Mahkemesince uyuşmazlığa konu taşınmazın hangi onay tarihli imar planı ile hangi kamu alanına ayrıldığı netleştirilmek suretiyle işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davanın incelenmeksizin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Eskişehir 2. İdare Mahkemesince verilen 16/10/2014 tarihli, E:2014/375, K:2014/886 sayılı kararın BOZULMASINA, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 28/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Henüz yorum yapılmamış.

 
  Diğer İçtihatlar
Başka içtihat kaydı bulunmamaktadır

İmar Planlarında Kısıtlılık

  Mevzuatlar
  Hukuki Açıklamalar
  Makaleler
  Dava Dilekçeleri
 
 

  Copyright © 2009 İdare Hukuku / Künye - İletişim

Bu internet sitesindeki hiçbir bilgi kesin bilgi veya öneri olarak kabul edilmemeli ve herhangi bir karar veya eyleme temel oluşturmamalıdır. Kendi spesifik durumunuz konusunda sadece uzman hukukçudan alacağınız bilgiler doğrultusunda hareket etmeniz gerekir. Bu sitedeki bilgilerin doğruluğu ve geçerlilik süresi konusunda www.idarehukuku.net kesinlikle sorumluluk sahibi değildir.