İdare Hukuku

Hoşgeldiniz



Favorilerime Ekle

 
 
 
 
  İdari Yargı > İdari Yargıda Dava Açma Süresi > İdari makamların sukutu (zımnen ret - cevap vermemek suretiyle ret) > İçtihat

anayasa mahkemesince iptal kararının ortaya çıkardığı yeni hukuki duruma göre düzenleyici işlem hakkında verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine açılan dava 2577 sayılı kanunun 10.maddesi uyarınca süresinde olduğu

Döner sermaye gelirlerinden ek ödeme yapılmasına dair yönergenin dayanağı olan yasa maddesinin anayasa mahkemesince iptalinin ortaya çıkardığı yeni hukuki duruma göre düzenleyici işlem hakkında verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine yapılan başvurunun 2577 sayılı kanunun 10.maddesi uyarınca süresinde olduğu hk.
 
Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 27.9.2007 tarih ve E:2007/974, K:2007/1696 sayılı kararı.
 
İstemin Özeti : Danıştay Onbirinci Dairesinin 15.11.2006 günlü, E:2006/4378, K:2006/5269 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından istenilmektedir.
Savunmaların Özeti : Danıştay Onbirinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik …'in Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı …'un Düşüncesi : Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay Onbirinci Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü:
Dava, doktor olarak görev yapan davacı tarafından,döner sermaye gelirlerinden eksik ek ödeme yapılkmasına ilişkin işlemler ile bu işlemlerin dayanağı olan ve Sağlık Bakanlığı'nın 1.2.2005 günlüve 349 sayılı oluru ile yürülüğe konulan "Sağlık Bakanlığı'an Bağlı İkinci ve Üçüncü Basamak Sağlık Kurumlarında Görevli Personele Döner Sermaye Gelirlerinden Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönerge"nin 4. maddesinin (r) bendinin ve Yönerge ekinde yer alan Ek-1 sayılı tabloda serbest çalışan tabipler,Ek-3 sayılı tabloda uzmanlar için belirlenen katsayıların iptali ile eksik ödenen tutarların yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Danıştay Onbirinci Dairesi, 15.11.2006 günlü, E:2006/4378, K:2006/5269 sayılı kararıyla; 1.1.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Sağlık Bakanlığının 1.2.2005 günlü, 349 sayılı onayı ile yürürlüğe giren "Sağlık Bakanlığına Bağlı İkinci ve Üçüncü Basamak Sağlık Kurumlarında Görevli Personele Döner Sermaye Gelirlerinden Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönerge"nin, 1.1.2006 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren 2006 yılı Ek Ödeme Yönergesinin yayımlanmasına kadar yürürlükte kaldığı, dava konusu Yönergenin "Ek Ödeme Zamanı" başlıklı 11. maddesinde, ek ödemenin aylık dönemler halinde yapılacağı, döner sermaye komisyonunca dağıtılmaya karar verilen ek ödeme tutarının, o dönemin bitiminden sonraki yirmi gün içinde hak sahiplerine ödeneceği; ancak, döner sermaye gelirlerinin tahsilatında gecikme olması halinde ilgili ödeme dönemini takip eden altıncı ayın sonunu aşmamak şartıyla tahsilat yapıldığı zaman ödeme yapılacağının hüküm altına alındığı, döner sermaye ek ödemelerinin aylık dönemler halinde yapılması nedeniyle her ay eksik ödeme şeklinde tekerrür eden bireysel işlemlerle beraber bu işlemlerin dayanağı olan düzenleyici işlemin de 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca dava konusu edilmesi mümkün olmakla beraber, Yönergenin 11. maddesi ve yürürlükte kaldığı süre gözönünde bulundurulduğunda, bu Yönerge uyarınca en son eksik ödeme yapılması, 20.1.2006 tarihinde gerçekleştiğinden, gerek düzenleyici, gerekse bireysel işlemlere karşı, bu tarihi takip eden 60 günlük süre içinde ve en geç 21.3.2006 gününün çalışma süresi sonuna kadar doğrudan ya da bu süre içerisinde idareye yapılacak başvurunun reddi üzerine kalan süre içinde dava açılması gerekirken, bu süreler geçirildikten sonra ve Danıştay Onbirinci Dairesince dava konusu Yönerge hakkında daha önce açılmış bir davada verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine, davacının çalıştığı hastaen idaresine yaptığı 5.4.2006 tarihli tazmin istemli başvurunun zımnen reddi üzerine 21.6.2006 tarihinde Çanakkale Asliye Hukuk Mahkemesinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın esasının, gerek 2005 Ek Ödeme Yönergesi , gerekse bu Yönergeye dayanılarak her ay tesis edilen eksik ödeme yapılmasına ilişkin bireysel işlemler yönünden süre aşımı nedeniyle incelenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Davacı; 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca 5.4.2006 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunduğunu, altmış günlük bekleme süresi içinde cevap verilmemesi üzerine açılan davada süre aşımı bulunmadığını öne sürmekte ve Daire kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi halinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." hükmü yer almaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o işlemin tesisinden önceki hukuki durumu ortaya koyar. Bir genel düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının, sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. Ayrıca, yürütmeyi durdurma isteminin kabulünün işlemi askıya aldığı, işlemin tesisinden önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağladığı ve dava açmayan üçüncü şahısları da etkilediği hususu yargı kararlarıyla kabul edilmiştir. Öte yandan, Anayasanın 138. maddesinin son fıkrasında yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu hükme bağlanmış; 153. maddesinde de Anayasa Mahkemesi kararlarının yürütme ve yargı organlarını idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı öngörülmüştür. Anayasa Mahkemesinin iptal kararları ile idari yargı mercinin düzenleyici işlemler hakkında verdiği iptal veya yürütmeyi durdurma kararlarının yeni hukuki durumlar yarattığı kuşkusuzdur.Yeni bir hukuki durumun ortaya çıkması halinde, ilgililerin idareye başvurarak işlem tesis ettirilebileceği tabii olup bu yolda yapılan başvuruların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesi kapsamında yapıldığının kabulü gerekmektedir.
Çanakkale Devlet Hastanesinde nöroloji uzman hekimi olarak görev yapan davacının, 5.4.2006 tarihinde davalı idareye yaptığı başvurunun; "Sağlık Bakanlığına Bağlı İkinci ve Üçüncü Basamak Sağlık Kurumlarında Görevli Personele Döner Sermaye Gelirlerinden Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönerge"nin dayanağı olan 2005 yılı Bütçe Yasasının 37/d maddesinin iptaline dair Anayasa Mahkemesinin 29.11.2005 günlü, E:2005/6, K:2005/93 sayılı kararı ile, Yönergenin dava konusu maddesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan bir başka davada; Danıştay Onbirinci Dairesi adına Danıştay Nöbetçi Dairesince verilen ve yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin bulunan 7.8.2005 günlü, E:2005/3105 sayılı kararın ortaya çıkardığı yeni bir hukuki durum üzerine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, davacının, 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında yaptığı başvuruya cevap verilmemesi üzerine süresi içinde açıldığı anlaşılan davanın, süre aşımı nedeniyle reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Onbirinci Dairesinin 15.11.2006 günlü, E:2006/4378, K:2006/5269 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın adıgeçen Daireye gönderilmesine, 27.9.2007 günü oybirliği ile karar verildi.

Henüz yorum yapılmamış.

 
  Diğer İçtihatlar

İdari makamların sukutu (zımnen ret - cevap vermemek suretiyle ret)

  Mevzuatlar
  Hukuki Açıklamalar
  Makaleler
  Dava Dilekçeleri
 
 

  Copyright © 2009 İdare Hukuku / Künye - İletişim

Bu internet sitesindeki hiçbir bilgi kesin bilgi veya öneri olarak kabul edilmemeli ve herhangi bir karar veya eyleme temel oluşturmamalıdır. Kendi spesifik durumunuz konusunda sadece uzman hukukçudan alacağınız bilgiler doğrultusunda hareket etmeniz gerekir. Bu sitedeki bilgilerin doğruluğu ve geçerlilik süresi konusunda www.idarehukuku.net kesinlikle sorumluluk sahibi değildir.