T.C.
D A N I Ş T A Y
Beşinci Daire
Esas No : 2009/3968
Karar No : 2009/4625
Özeti : Valiliğe bağlı birimlere karşı açılan davalarda; davaların izlenmesi ve savunulması illerde daire amiri olan valiye ait olup, 4353 sayılı Yasa'da bu yetkinin devrine ilişkin bir hüküm yer almadığından, bu yetkinin vali adına defterdar tarafından kullanılamayacağı ve bu çerçevede defterdar tarafından imzalanmış olan temyiz dilekçesinin incelenmesine olanak bulunmadığı hakkında.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Adana Valiliği
Yürütmenin Durdurulmasını İsteyen : Maliye Bakanlığı
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf : ...
Vekili : Av. ...
İsteğin Özeti : Adana Defterdarlığı'nda hizmetli olarak görev yapan davacının, Sarıçam Mal Müdürlüğü yerine Karataş Mal Müdürlüğü emrine naklen atanmasına ilişkin 11.11.2008 gün ve 3754 sayılı işlemin iptali yolunda Adana 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 12.5.2009 günlü, E:2009/19, K:2009/597 sayılı kararın, Adana Valisi adına Defterdar tarafından imzalanan dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca bozulması ve Maliye Bakanlığı'nca yürütmenin durdurulması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca ilk inceleme ile görevli Tetkik Hakimi …'in açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler sonra işin gereği düşünüldü:
4353 sayılı Maliye Vekaleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Davalarının Takibi Usullerine ve Merkez Ve Vilayetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanunun "İdari Davalarda Temsil" başlıklı 22. maddesinde, "İdari davaların açılması, idareler aleyhine açılan bu nevi davaların takip ve müdafaası daire amirlerine veya bu dairelerin bağlı bulundukları Bakanlıklar hukuk müşavirlerine ait olup Danıştay'daki duruşmalarda bu daireler kendi amirleri veya hukuk müşavirleri ve hukuk müşaviri teşkilatı olmıyan dairelerde ilgili şube amiri tarafından temsil olunur..." hükmü bulunmaktadır.
Buna göre Valiliğe bağlı birimler aleyhine açılan davalarda; davaların takip ve müdafaası illerde daire amiri olan Valiye ait olup Yasada bu yetkinin devrine ilişkin bir hüküm de bulunmadığından, vali adına defterdar tarafından kullanılmasına da olanak bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, Adana 1. İdare Mahkemesi'nin 12.5.2009 günlü, E:2009/19, K:2009/597 sayılı kararının temyizi üzerine açılan dosyada, temyiz dilekçesinin Adana Valiliği adına davalı konumunda olmayan Adana Defterdarlığı'nca verildiği anlaşılmakta olup, Defterdarın Vali adına temyiz dilekçesi vermek ve vekaleten temyiz etmek yetkisi bulunmadığından, davanın tarafı olmayan Adana Defterdarlığı'nın verdiği dilekçe üzerine temyiz incelemesi yapılması olanağı bulunmadığından temyiz isteminin ve davanın tarafı olmayan Maliye Bakanlığı adına hazine avukatı tarafından yürütmenin durdurulması istenilemeyeceğinden bu yöndeki istemin de incelenmeksizin reddine, dosyanın Adana 1. İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, kullanılmayan 9,00.-TL posta pulu ücretinin isteği halinde Maliye Bakanlığı'na verilmesine, 27.7.2009 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Temyiz isteğinde bulunan Adana Valiliği olup anılan Valilik davanın tarafıdır, temyiz isteğinde bulunma hak ve ehliyetine sahiptir.
Ancak, sorun Valilik adına verilen temyiz dilekçesini imzalayan kişi ile ilgilidir. Defterdarın Valilik adına temyiz dilekçesi veremeyeceği kabul ediliyorsa - ki, öyledir - temyiz dilekçesinin 2577 sayılı Yasa'nın 48/2. maddesine uygun olmaması söz konusudur. Bu durumda temyiz dosyasının usule uygun biçimde tekemmül etmemiş olması nedeniyle 2577 sayılı Yasa'nın 48/2. maddesi uyarınca, 15 gün içinde Adana Valiliği adına temyiz dilekçesini imzalamaya yetkili Vali tarafından imzalanmış dilekçe ile temyiz isteğinin yenilenmesi hususunun bir kararla davalı idareye tebliği ile temyiz isteğinin yenilenmesi halinde yeniden tekemmül ettirilerek temyiz dosyasının gönderilmesi için dosyanın Mahkemesi'ne iadesine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.
Dairemizin 27.12.2006 günlü, E:2006/8359, K:2006/6915 sayılı ve 12.6.2007 günlü, E:2007/1320, K:2007/3178 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
Karara karşıyım.