İdare Hukuku

Hoşgeldiniz



Favorilerime Ekle

 
 
 
 
  İmar Hukuku > Yapı Hukuku > Kaçak Yapı > İçtihat

Ruhsatsız yapı, mülkiyet ilişkisi, taşınmazı almadan önce tesis edilen yıkım kararı

Uyuşmazlığın konusunu ruhsatlı yapıda ruhsatsız olarak yapıldığı belirtilen kısımda kalan ve davacının kendisine ait olduğunu belirtiği dairenin yıkımı yolunda davalı idare tarafından idare hukuku alanında ve bu hukukun esaslarına göre tesis edilen işleminin oluşturduğu, davacının yıkıma konu daireyi edinim biçimi ve bunun yaratacağı hukuki sonuçların yıkım işlemine yönelik bir davanın değil mülkiyet ilişkisi bakımından doğacak bir uyuşmazlığın konusu olduğu, taşınmaza yönelen yıkım işleminin davacının taşınmazı edinmesinden önce tesis edilmiş olmasının dava açanın dava açma ehliyetini etkilemediği olayda yıkım işleminin dava açan kişinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaatini ihlal ettiği hk. Danıştay Altıncı Dairesinin 20.3.2006 gün ve E:2004/1140, K:2006/1257 sayılı kararı.
 
Dava, Ordu, Ünye İlçesi, Kaledere Mahallesi, ? ada, ? sayılı parsel üzerindeki ruhsatlı yapıda ruhsatsız olarak yapılan 4. normal katta yer alan dairenin 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca yıkımı yolundaki 22.9.1986 günlü, 1155 sayılı belediye encümeni kararının iptali ile yıkım işleminin yapılmaması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 5.000.000.000.-liranın yasal faziyle birlikte tazmini istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu dairenin davacı tarafından 27.7.1996 günlü, 4019 yevmiye nolu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak kullanıldığı, ruhsatsız ve ruhsata bağlanması mümkün olmayan bir taşınmaz hakkında düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin hukuka uygun bir satış sözleşmesiyle aynı hukuksal sonuçları doğurmayacağı, gayrimenkul ile davacı arasındaki hukuksal bağın bir mülkiyet rabıtası niteliğinde olmadığı, dolayısıyla anılan taşınmazın ruhsatsız olduğu ve sonradan da ruhsata bağlanmasının mümkün olmaması nedeniyle yıkıma ilişkin işlem ile davacı arasında kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı, öte yandan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin hukuka uygun bir satış gibi hukuksal sonuçlar doğurduğunun kabulü halinde dahi, anılan sözleşmenin akdedildiği tarihten önce taşınmaz hakkında yıkım kararı bulunduğu, bu haliyle alınan taşınmaz için yeni kullanıcının dava açma ehliyetinin olmadığı, davanın tazminat istemine ilişkin kısmına gelince, davacının oluştuğunu öne sürdüğü zarar ile işlem arasında idarece bu zararın tazminini gerektirecek illiyet bağının bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-b maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiş; bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Hukuk Devletinin öğesi olan idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 8.6.2000 günlü, 4577 sayılı Kanunla değişik 2. maddesinde belirtildiği üzere, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar iptal davaları olarak tanımlanmıştır.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi amacıyla dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.
Dosyanın incelenmesinden, Ordu, Ünye İlçesi, Kaledere Mahallesi, ? ada, ? sayılı parsel üzerinde yapı sahibi olarak ? adına 2 katlı olarak yapılacak yapı için 2.4.1985 günlü yapı ruhsatının düzenlendiği, ? .'un divan katibi olarak katıldığı belediye meclisinin 7.2.1986 günlü, 30 sayılı kararı ile taşınmaza 4 kat yapılaşma olanağı tanınması üzerine 16.4.1986 günlü yapı ruhsatı ile 2 kat ilavesinin sağlandığı halde 21.7.1986 günü düzenlenen zabıt varakası ile ruhsata aykırı olarak 5.kat kolonlarının betonu dükülürken tespit edilerek mühürlendiği, aykırılığın giderilmediğinin tespiti üzerine dava konusu edilen 22.9.1986 günlü, 1155 sayılı belediye encümeni kararının alındığı, bu işlemin anılan kişiye tebliğ edildiği yolunda belge ya da bilginin bulunmadığı, ruhsatsız olduğu tespit edilen bu katta yer alan dairenin davacı tarafından 28.6.1988 günü imzalanan inşaat-taahhüt ve daire satış sözleşmesiyle alındığı, sonradan bu alım-satım işleminin noterde 27.7.1996 günlü, 4019 yevmiye nolu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi şeklinde düzenlendiği, yıkım kararının uygulanması amacıyla noter aracılığıyla davacıya yapılan ihtarname üzerine görülen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın konusunu, ruhsatlı yapıda ruhsatsız olarak yapıldığı belirtilen kısımda kalan ve davacının kendisine ait olduğunu belirttiği dairenin yıkımı yolunda davalı idare tarafından idare hukuku alanında ve bu hukukun esaslarına göre tesis edilen işlemi oluşturmaktadır. Davacının yıkıma konu daireyi edinim biçimi ve bunun yaratacağı hukuki sonuçlar yıkım işlemine yönelik bir davanın değil mülkiyet ilişkisi bakımından doğacak bir uyuşmazlığın konusudur. Diğer yandan, taşınmaza yönelen yıkım işleminin davacının taşınmazı edinmesinden önce tesis edilmiş olması dava açanın dava açma ehliyetini etkilememektedir.
Olayda, davacının kendisine ait olduğunu belirttiği ve aksi yönde her hangi bir iddianın bulunmadığı dairenin davalı idarece yıkımı yolunda tesis edilen işlem, dava açan kişinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaatini ihlal etmektedir.
Bu durumda, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki temyize konu mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Davanın tazminata ilişkin kısmı hakkında ise, yıkım işlemi hakkında bir karar verildikten sonra yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Ordu İdare Mahkemesinin 5.11.2003 günlü, E:2003/221, K:2003/608 sayılı kararının BOZULMASINA, 16,09 YTL karar harcı ile fazladan yatırılan 11,97 YTL harcın temyiz isteminde bulunana iadesine, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 20.3.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
 
 
 

Henüz yorum yapılmamış.

 
  Diğer İçtihatlar
Başka içtihat kaydı bulunmamaktadır

Kaçak Yapı

  Mevzuatlar
  Hukuki Açıklamalar
  Makaleler
  Dava Dilekçeleri
 
 

  Copyright © 2009 İdare Hukuku / Künye - İletişim

Bu internet sitesindeki hiçbir bilgi kesin bilgi veya öneri olarak kabul edilmemeli ve herhangi bir karar veya eyleme temel oluşturmamalıdır. Kendi spesifik durumunuz konusunda sadece uzman hukukçudan alacağınız bilgiler doğrultusunda hareket etmeniz gerekir. Bu sitedeki bilgilerin doğruluğu ve geçerlilik süresi konusunda www.idarehukuku.net kesinlikle sorumluluk sahibi değildir.