YARGITAY KARARI
Resmî Gazete
23 Kasım 2009 PAZARTESİ
Sayı : 27415
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinden:
Esas No :2009/5455
Karar No :2009/10879
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi :Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarihi :7/3/2007
Numarası :2003/369-2007/83
Davacı :
Davalı :
Kanun Yararına
Bozma İsteyen :Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı
Davacı .. tarafından, davalı .. ve diğerleri aleyhine 17/4/2003 ve 26/12/2005 gününde verilen dilekçeler ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 7/3/2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi Adalet Bakanlığı'nın 17/3/2009 günlü gereklilik yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 27/4/2009 günlü istekle kanun yararına temyizi üzerine, kanun yararına bozma istemi içeren dilekçenin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1 - Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacı, kasıtlı olarak, hakkında terör örgütü sempatizanı olduğu, fırsat ve ortam bulduğu takdirde örgüte her türlü yardım ve yataklık yapabilecek bir yapıya sahip olduğu biçiminde istihbarat raporu düzenleyen, bu bilgileri kullanan, istihbarat raporunun iptaline ilişkin idare mahkemesi kararını süresinde uygulamayan ve kullanmaya devam eden kamu görevlilerinin eyleminin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istemiştir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, davacı tarafından yargılama sırasında verilen 26/10/2006 günlü dilekçenin maddi hatanın düzeltilmesi istemi olmayıp ıslah dilekçesi niteliğinde olduğundan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 86/1. maddesi gereğince ıslah gününe kadarki yargılama giderleri ile takdir edilecek zarar ve ziyanın davada mahkum olmuş gibi mahkeme veznesine yatırılması sağlanmadan verilen kararın aynı Yasa'nın 74. maddesine aykırı olduğunu ve kasıtlı olarak gerçeğe aykırı istihbarat raporu düzenledikleri, suç unsuru, yargılama ve kanıt olmadığı halde istihbarat fiş kaydı oluşturdukları, oluşturulan bu kaydı kullandıkları iddia edilen davalılar …. yönünden Anayasa'nın 129/5. maddesi gereğince husumet yönünden davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 427/6. maddesi uyarınca kararın yasa yararına bozulmasını istemiştir.
Dosya içeriğinden, davacının ilk dava dilekçesinde husumet yönelttiği 16 davalının, 16.000,00 YTL manevi tazminat ile müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarını istediği; 26/10/2006 günü verdiği maddi hatanın düzeltilmesi istemli dilekçesinde ise, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına ilişkin isteminin 'sehven hatalı olarak' yazıldığını belirterek; ilk dava dilekçesindeki istemini, her bir davalıdan 1.000,00 YTL manevi tazminat alınması biçiminde düzelttiğini açıkladığı anlaşılmaktadır. Davacının bu istemi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 83 ve izleyen maddelerinde düzenlenmiş bulunan ıslah niteliğinde olmayıp maddi hatanın düzeltilmesi niteliğinde olduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu yöne ilişkin yasa yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden reddedilmesi gerekmiştir.
2 - Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın diğer yasa yararına bozma istemine gelince; Anayasa'nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır.
Davalılar …..a yöneltilen eylem, hizmet kusurundan kaynaklanan, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar niteliğinde olduğundan, adı geçen davalılar yönünden davanın husumet nedeniyle reddedilmesi gerektiği gözetilmeyerek onlar yönünden de sorumluluk kararı verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu yöne ilişkin yasa yararına bozma istemi yerinde olup kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yasa yararına bozma isteminin kabulü ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 427. maddesi uyarınca sonuca etkili olmamak koşulu ile kararın BOZULMASINA; öteki yasa yararına bozma isteminin ilk bentteki nedenlerle reddine; gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine 8/10/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.