T.C.
D A N I Ş T A Y
İdari Dava Daireleri
Kurulu
Esas No: 2005/3482
Karar No: 2006/29
Özeti : Kamu kurumlarının birlikte oluşturdukları ya da kendi başvuru veya itirazları sonucu oluşan işlemlere karşı dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı hakkında.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davacı) : Gazi Üniversitesi Rektörlüğü-ANKARA
İstemin Özeti : Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi olan…’in kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin teklifin reddine dair Yükseköğretim Disiplin Kurulunun 25.12.2002 günlü, 2002/95 sayılı kararı ile bu karara yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; Ankara 10. İdare Mahkemesince davanın süre yönünden reddi yolunda verilen 22.1.2004 günlü, E:2003/1839, K:2004/104 sayılı kararın Danıştay Sekizinci Dairesinin 9.3.2005 günlü, E:2004/2828, K:2005/1101 sayılı kararıyla ehliyet yönünden bozulması üzerine, bozma kararına uyulmayarak davanın süre yönünden reddi yolundaki ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin olarak verilen 8.7.2005 günlü, E:2005/1379, K:2005/1078 sayılı kararın gerekçe yönünden temyizen incelenerek bozulması, davalı idare tarafından istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi ...'ın Düşüncesi: Temyize konu ısrar kararının Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararındaki gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı ...'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlere uygun olup, İdare Mahkemesinin Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararına uymayacak verdiği israr kararının dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü:
Dava, Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi olan …'in kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin teklifin reddine dair Yükseköğretim Disiplin Kurulunun 25.12.2002 günlü, 2002/95 sayılı kararı ile bu karara yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 10. İdare Mahkemesi 22.1.2004 günlü, E:2003/1839, K:2004/104 sayılı kararıyla, yeniden dava açma süresini ihya etmeyen 29.8.2003 tarihli başvuru üzerine verilen cevaba istinaden açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davayı süre yönünden reddetmiştir.
Anılan karar temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Sekizinci Dairesinin 9.3.2005 günlü, E:2004/2828, K:2005/1101 sayılı kararıyla; İdarelerin kendi veya birlikte oluşturdukları işlemlere karşı dava açma ehliyetleri bulunmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi ilk kararında ısrar ederek davanın süre yönünden reddine karar vermiştir.
Davalı idare açılan davanın ehliyet yönünden reddi gerektiğini ileri sürerek Ankara 10. İdare Mahkemesinin 8.7.2005 günlü, E:2005/1379, K:2005/1078 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun iptal davalarını düzenleyen 2. maddesinde; idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı oldukları iddiasıyla iptali için dava açılabileceği öngörülmüştür.
İdari faaliyetlerinin hukuka uygunluk denetimini etkili biçimde yapabilmeye olanak veren iptal davalarının, idari işlemle kişisel menfaat ilgisi kurulabilen kişiler tarafından açılması mümkündür.
İdari işlemlerin muhatabı vatandaşlar veya başka bir idare olabileceği gibi idarenin ajanları da olabilir.
Daire kararında da belirtildiği üzere; iptal davaları genellikle gerçek kişiler tarafından açılmakta ise de muhatabının bir başka kamu tüzel kişiliği olması halinde kamu kurumlarının birbirlerinin işlemlerine karşı dava açma ehliyetlerinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Ancak bazı idari işlemler, ayrı tüzel kişiliğe sahip kuruluşların birbirine eklenen ön işlemleri ya da başvurularıyla oluşabilmektedir. Böyle durumlarda, kamu kurumlarının birlikte oluşturdukları ya da kendi başvuru veya itirazları sonucu oluşan işlemlere karşı dava açma ehliyetlerinden söz edilemez. Tersi durum, işlemlerin oluşumunda izlenen yöntemsel akış sonucu oluşan tek yanlılığın, işleme katkısı olan idari birimleri de kapsaması gerekliliği ve kaçınılmazlığıyla çelişir. Bu durum ise idari güven ve tutarlılık ilkesiyle bağdaşmayacağı gibi, tek yanlı irade açıklamasının ilgilisi olan kişiye tanınan dava hakkının, işlemi yapan birime de tanınması sonucunu doğurur.
Dava konusu uyuşmazlıkta, disiplin soruşturması ve ön işlemlerin davacı üniversite tarafından yapıldığı, bu hazırlayıcı verilere dayanarak alınan dava konusu kararın, davacı kurumu da kapsadığı tartışmasızdır. Dolayısıyla davacı üniversitenin anılan işlemin iptali istemiyle dava açma ehliyeti bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Ankara 10. İdare Mahkemesinin 8.7.2005 günlü, E:2005/1379, K:2005/1078 sayılı ısrar kararının, Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararı doğrultusunda bozulmasına, dosyanın Ankara 10. İdare Mahkemesine gönderilmesine 16.2.2006 günü oyçokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "ilk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15/1-b maddesinde ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı hususlarında kanuna aykırılık görülürse davanın reddine karar verileceği öngörülmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta ısrar ilk inceleme konularından "ehliyete" ilişkin bulunduğundan sonucu itibariyle yerinde olan idare mahkemesi kararının (Danıştay Sekizinci Dairesi) bozma gerekçesi doğrultusunda, gerekçeli olarak onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına bu yönden katılmıyoruz.
XX- İdari işlemlerin, bu işlemlerle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisi olanlar tarafından iptal davasına konu edilebileceği açık olup, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması halinde dava açma ehliyetinin de bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Anayasanın 130. maddesinde üniversitelerin kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip olduğu, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 6. maddesinde ise Yükseköğretim Kurulu'nun tüm yüksek öğretimi düzenleyen ve yükseköğretim kurumlarının faaliyetlerine yön veren, bu kanunla kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş olduğu öngörülmüştür.
Dava konusu olayda; davacı üniversite kendi bünyesinde bulunan fakültede öğretim üyesi olarak görev yapan bir kişinin 33 gün izinsiz ve mazeretsiz olarak görevine gelmediğinden bahisle "kamu görevinden çıkarma" cezasıyla cezalandırılması istemiyle davalı idareye başvurmuş olup, yapılan teklifin reddi üzerine bu davayı açmıştır.
Bu durumda ayrı tüzel kişiliğe sahip olan davacının kendi bünyesinde yer alan eğitim ve öğretim kurumlarında koymuş olduğu çalışma koşul ve şartlarına uymadığını düşündüğü öğretim görevlisinin cezalandırılması yolundaki teklifinin reddine ilişkin işlemin iptalini istemekte güncel bir menfaati bulunmaktadır.
Açıklanan nedenle ısrar kararının bu yönden onanarak süre yönünden karar verilmek üzere Dairesine gönderilmesi gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.