İdare Hukuku

Hoşgeldiniz



Favorilerime Ekle

 
 
 
 
  İmar Hukuku > İmar Planı > İmar Planlarında Kısıtlılık > İçtihat

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesindeki adil yargılanma ilkesi, taşınmaza kamulaştırmasız el atılma

Hak arama özgürlüğünün gereği olarak, Yasanın davacı lehine en son dava açma süresine imkan veren düzenlemesi esas alınarak dava açma süresinin hesaplanması gerekir.

Süregelen zararın varlığı halinde, idari eylem veya işlem daha önce öğrenilmiş olsa bile, kısıtlık hali devam ettikçe dava açma süresinin geçmeyeceğinin kabulü gerekir.

 

         T.C.

 D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas  No : 2014/3703

Karar No : 2015/1893

 

Temyiz Eden (Davacı)    : 1-

  2-    

Vekili : Av.

Karşı Taraf (Davalı)       : Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı

Vekili : Av.                                                                       

İstemin      Özeti         : Ankara 18. İdare Mahkemesince verilen 28/02/2014 tarihli, E:2014/282, K:2014/328 sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi :   

Düşüncesi                   : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

Dava,  Ankara İli, Çankaya İlçesi, Korkutreis mevkiinde bulunan 4267 ada, 8/A parselin 1/4'er oranında hissedarı olan davacılar tarafından, imar planında yol olarak gözüken sözkonusu taşınmaza kamulaştırmasız el atılması sebebine dayalı olarak daha önce Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan tazminat davasında bilirkişi raporuyla belirlenen toplam 80.000.-liralık bedelin taleple bağlı kalınarak hüküm altına alınan 8.000.- lirayı aşan ve 09.10.2012 tarihinde kesinleşen adli yargı kararıyla saklı tutulan kısmı oluşturan 72.000.-liranın ödenmesi istemiyle 10.07.2013 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun cevap verilmeyerek zımmen reddedilmesi sonrasında sözkonusu 72.000.- liranın ilk dava tarihi olan 14.06.2010 tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, davacıların; imar planında yol'a ayrılmak suretiyle tasarrufu kısıtlanan ve uzun süre kamulaştırılmayan taşınmazın kendi hisselerine düşen kamulaştırma bedelinin hükme esas alınmış bilirkişi raporunda 80.000.-TL olduğu ve taleple bağlı kalınarak ( 4000+4000=) 8.000.-TL tazminata hükmedilmiş olması nedeniyle hüküm fıkrasında saklı tutulmuş bulunan fazlaya ilişkin tutarın 72.000.-TL olduğu hususunu karar düzeltme istemi Yargıtay tarafından reddedilmek suretiyle 09.10.2012 tarihinde kesinleşen Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/263 E, 2011/154 K. sayılı kararıyla öğrendikleri sabit olduğuna göre, bu nitelikteki kamulaştırmasız el atma davalarında idari yargının görevli olduğuna yönelik uygulama değişikliği sonrasında ve bir yıllık süre içerisinde 10.07.2013 tarihinde davalı idareye yapılan "72.000.-TL'lik bedelin ödenmesine" yönelik başvuruya cevap verilmemek suretiyle zımmen ret işleminin oluştuğu 08.09.2013 tarihi sonrasındaki 60 gün içerisinde en son 07.11.2013 tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 21.02.2014 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, bu karar davacıların vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İptal ve tam yargı davaları" başlıklı 12. maddesinde: "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralına yer verilmiştir. Bu maddede göndermede bulunulan 11. maddede ise: "1) İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2) Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. 3) İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." kuralı yer almıştır.

Yukarıda içeriğine yer verilen düzenlemelere göre, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlemden dolayı dört farklı aşamada, dört ayrı şekilde ve birbirinden bağımsız olarak tam yargı davası açılması mümkündür. Buna göre; 1- Hakları ihlal eden idari işleme karşı iptal davası için öngörülen dava açma süresi içerisinde doğrudan tam yargı davası açabilirler. 2- Hakları ihlal eden idari işleme karşı dava açma süresi içerisinde iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilirler.  3- Hakları ihlal eden idari işleme karşı açılan iptal davasının karara bağlanması üzerine kararın tebliğinden itibaren dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açabilirler. 4- Hakları ihlal eden idari işlemin icrası nedeniyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava açma süresi içerisinde dava açılabilirler veya bu dört ayrı tam yargı davası açma süresi içerisinde, 2577 sayılı Yasanın 11. maddesinde öngörülen başvuru yolları da kullanılmak suretiyle sözü geçen tam yargı davaları açılabilir.

Hakları ihlal eden idari işlemin icrası nedeniyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava açma süresi içerisinde dava açılabilmesine olanak sağlayan 2577 sayılı Yasanın 12. maddesi uyarınca dava açacak kişiler için en son dava açma süresi, kısıtlılık halini oluşturan planın icra edileceği tarihi olup, en geç icra tarihinden itibaren altmış gün içinde doğrudan ya da 2577 sayılı Yasanın 11. maddesine göre yapılacak başvuru üzerine dava açılması mümkün olan tarihten önce yapılan başvuru üzerine açılacak dava süresinde olacaktır.

Ayrıca, hakları ihlal eden idari işleme karşı açılan iptal davasının karara bağlanması üzerine kararın tebliğinden itibaren dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açılabilmesine olanak sağlayan 2577 sayılı Yasanın 12. maddesi uyarınca dava açacak kişiler için en son dava açma süresi, iptal davasına ilişkin kararın kesinleştiği tarih olup, en geç iptal davasının kesinleşme tarihinden itibaren altmış gün içinde doğrudan ya da 2577 sayılı Yasanın 11. maddesine göre yapılacak başvuru üzerine dava açılması mümkün olan tarihten önce yapılan başvuru üzerine açılacak dava da süresinde açılmış dava olacaktır.

Hak arama özgürlüğünün gereği olarak, Yasanın davacı lehine en son dava açma süresine imkan veren düzenlemesi esas alınarak dava açma süresinin hesaplanması gerekir.

Aksine yapılacak bir değerlendirme, Anayasanın idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü kılan düzenlemesini hayata geçiren Yasanın anılan kuralının uygulanmasını sınırlandırarak kişilerin hak arama özgürlüğünü engelleyeceği gibi adil ve aleni olarak yargılanma hakkını öngören Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesindeki adil yargılanma ilkesiyle de çelişecektir.

Olayda, davacılara ait taşınmazın, imar planı icra edilerek kısıtlılık hali giderilmemiştir. Dolayısıyla, süregelen zararın varlığı halinde, idari eylem veya işlem daha önce öğrenilmiş olsa bile, kısıtlık hali devam ettikçe dava açma süresinin geçmeyeceğinin kabulü gerekir.

Bu durumda, idari işlemin icra edileceği tarihten önce, 2577 sayılı Yasanın 11 ve 12. maddeleri uyarınca davacı tarafça davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine altmış gün içinde dava açılmadığından bahisle davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Ankara 18. İdare Mahkemesince verilen 28/02/2014 tarihli, E:2014/282, K:2014/328 sayılı kararın BOZULMASINA, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 01/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Henüz yorum yapılmamış.

 
  Diğer İçtihatlar
Başka içtihat kaydı bulunmamaktadır

İmar Planlarında Kısıtlılık

  Mevzuatlar
  Hukuki Açıklamalar
  Makaleler
  Dava Dilekçeleri
 
 

  Copyright © 2009 İdare Hukuku / Künye - İletişim

Bu internet sitesindeki hiçbir bilgi kesin bilgi veya öneri olarak kabul edilmemeli ve herhangi bir karar veya eyleme temel oluşturmamalıdır. Kendi spesifik durumunuz konusunda sadece uzman hukukçudan alacağınız bilgiler doğrultusunda hareket etmeniz gerekir. Bu sitedeki bilgilerin doğruluğu ve geçerlilik süresi konusunda www.idarehukuku.net kesinlikle sorumluluk sahibi değildir.