T.C.
D A N I Ş T A Y
Onikinci Daire
Esas No : 2003/1018
Karar No : 2006/1436
Özeti : Adli yargı düzeninde yer alan mahkemelerce verilen kararlar ile soruşturma izni verilmesine yönelik Bakanlık işlemine yapılan itirazın reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan kanun uyarınca bozma ve yazılı emir yoluna gidilmesi başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediği hakkında.
Temyiz İsteminde Bulunan (Taraflar):
1- (Davalı) : Adalet Bakanlığı - ANKARA
2- (Davacı) : …
İsteğin Özeti : Ankara 5. İdare Mahkemesinin 17.4.2002 günlü, E:2001/1664, K:2002/513 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Davalı Adalet Bakanlığının Savunmasının Özeti: Davacının temyiz isteminin reddi gerekeceği yolundadır.
Davacının Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi :
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı :
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava; davacının Gelirler Başkontrolörü olarak görev yapmakta iken işlediği iddia edilen bir suç nedeniyle hakkında soruşturma izni verilmesine yönelik olarak alınan karara yaptığı itirazın reddine ilişkin Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 31.10.2000 günlü, E:2000/634, K:2000/603 sayılı kararının kanun yararına, görev itirazının reddine ilişkin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.6.2001 günlü, Müt.No:2001/178 sayılı kararının ise, yazılı emir yoluyla bozulması talebiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 14.9.2001 günlü işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle uğradığı manevi zarara karşılık 10.000.000.000.TL manevi tazminata hükmedilmesi, manevi tazminata dava tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz işletilmesi istemleriyle açılmıştır.
Ankara 5. İdare Mahkemesinin 17.4.2002 günlü, E:2001/1664, K:2002/513 sayılı kararıyla; davacı tarafından kanun yararına bozulması istenilen kararların niteliğine göre idarece tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmediği, olayda davacının manevi bir zararının bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle dava reddedilmiştir.
Davalı idarece; kanun yararına temyiz ve yazılı emir yollarının Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile 2577 sayılı Yasada öngörülen olağanüstü kanun yolları olduğu, Adalet Bakanlığınca bu çerçevede tesis edilen işlemlerin idari değil yargısal nitelik taşıdığı, idari davaya konu olabilecek nitelikte bir işlem bulunmaması nedeniyle davanın incelenmeksizin reddi gerekirken işin esası incelenmek suretiyle verilen kararın hukuka aykırı olduğu, davacı tarafından ise; dava konusu işlemin mevzuata aykırı ve hukuk dışı olduğu öne sürülmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, kararın, 10.000.000.000.TL manevi tazminatın dava tarihinden ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden davacı tarafından ileri sürülen nedenler bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Temyizen incelenerek bozulması istenilen İdare Mahkemesi kararının, 14.9.2001 günlü işlemin iptali isteminin reddine yönelik kısmına gelince;
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun "Yazılı Emir İle Bozma" başlıklı 343. maddesinde "Hakim tarafından ve mahkemelerden verilen ve Yargıtayca tetkik edilmeksizin katileşen karar ve hükümlerde kanuna muhalefet edildiğini haber alırsa, Adalet Bakanı o karar veya hükmün bozulması için Yargıtaya müracaat etmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı emir verebilir. Bu emirde bozulmayı müstelzim kanuni sebepler gösterilir. Cumhuriyet Başsavcısı tebliğnamesine yalnız bu sebepleri yazar ve dosyayı Yargıtaya verir. Yargıtay dermeyan olunan sebepleri varid görürse karar ve hükmü bozar. Mahkemelerden davanın esasına da şamil olarak verilen hükümlerin bu suretle bozulması alakadar kimseler aleyhine tesir etmez. Bozulma, bu kimselerin lehine ise, aşağıda yazıldığı gibi muamele olunur; 1. Varid görülen bozma sebepleri mahkum olan kimsenin cezasının tamamiyle kaldırılmasını müstelzim ise, Yargıtay evvelce hükmolunan cezanın çektirilmemesini kararında ayrıca yazar. 2. Varid görülen bozma sebepleri mahkum olan kimsenin cezasının tamamiyle kaldırılmasını müstelzim olmayıp da hafif bir cezanın tatbikini mucip ise, Yargıtay tatbiki iktiza eden cezanın neden ibaret olduğunu da kararında gösterir. Eğer bozma davanın esasını halletmeyen mahkeme kararları hakkında ise, yeniden yapılacak inceleme ve araştırma neticesine göre gereken karar verilir." hükmü yer almıştır.
2577 sayılı Yasanın "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 51. maddesinde, "1-Bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir. 2-Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz. 3-Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır." hükmü yer almıştır. Aynı Yasanın 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) alt bendinde ise, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabileceği öngörülmüştür. Bu hükme göre, iptal davalarında idari yargı yeri tarafından yargısal denetim yapılabilmesi için idari makamca tesis edilmiş kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir idari işlemin varlığı zorunludur. Diğer taraftan bir idari işlemin iptal davasına konu olabilmesi için idare hukuku alanında sonuç doğurması gerekmekte olup, salt idari bir makamca tesis edilmesi yeterli değildir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının Gelirler Başkontrolörü olarak görev yapmakta iken işlediği iddia edilen bir suç nedeniyle hakkında soruşturma izni verilmesine yönelik Maliye Bakanlığının 22.9.2000 günlü, 2000/16 sayılı kararına yaptığı itirazın Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 31.10.2000 günlü, E:2000/634, K:2000/603 sayılı kararıyla, Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin E:2001/2 sayılı dosyasında yaptığı görev itirazının ise Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.6.2001 günlü, Müt:2001/178 sayılı kararı ile reddedildiği, bu kararlar aleyhine davacının kanun yararına bozma ve yazılı emir yoluna gidilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun söz konusu kararlara ilişkin dosyalar incelenerek 14.9.2001 günlü işlemle davalı idarece reddedildiği, davanın Adalet Bakanlığınca tesis edilen bu işlemin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmıştır.
Anılan usul yasaları ile düzenlenen yazılı emir ve kanun yararına bozma yollarına gidilmesi isteminin reddine yönelik dava konusu Adalet Bakanlığı işlemi sonuçlarının yargısal alanda doğurduğundan iptal davasına konu olabilecek bir idari işlem niteliğine haiz olmayıp bu nedenle idari yargıda dava konusu edilmesi mümkün değildir.
Öte yandan; adli yargı düzeninde yer alan mahkemelerce verilen kararlar aleyhine yazılı emir yoluna gidilmemesine ilişkin Bakanlık işlemlerinin idare mahkemelerince yargısal denetiminin yapılmasının, adli yargı düzeninde yer alan mahkemelerin yasalarla belirlenen görevlerinin idari yargının görev alanına çekilmesi sonucunu doğuracağı açık olup böyle bir uygulama farklı yargı düzenleri öngören hukuk sistemimize de aykırılık teşkil eder.
Açıklanan nedenlerle, davacının ve davalı idarenin temyiz istemlerinin reddi ile Ankara 5. İdare Mahkemesinin 17.4.2002 günlü, E:2001/1664, K:2002/513 sayılı kararının, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının onanmasına, 14.9.2001 günlü işlemin iptali isteminin reddine ilişkin kısmının ise, yukarıda belirtilen gerekçe ile sonucu itibariyle onanmasına, 14.4.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.