İdare Hukuku

Hoşgeldiniz



Favorilerime Ekle

 
 
 
 
  İmar Hukuku > İmar Planı > Uygulama İmar Planı > İçtihat

Adil yargılanma,mahkemeye erişim ve gerekçeli karar alma hakkı, Akaryakıt ve LPG İstasyonu

Davalı idare tarafından Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun plan tadilatının kabulüne ilişkin kararından sonra plan değişikliğine yönelik bir karar alınması gerekeceği, oysa davalı idarece konuyla ilgili herhangi bir işlem tesis edilmediği, yani taşınmaza yeni bir kullanım kararı getirilmediği, dava konusu plandaki kullanım kararlarının sürdürüldüğü, başka bir anlatımla, komisyon kararının taşınmaz yönünden herhangi bir değişiklik öngörmediği, dava konusu plandaki kullanım kararlarının aynı şekilde devam ettiği, bu yönüyle yürürlüğünün sona ermediği gibi dava açma nedenlerinin ortadan kalkmadığı görüldüğünden davanın konusuz kaldığından söz edilemez.

Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmazın hala konutdışı kentsel çalışma alanında  kaldığı görüldüğünden, İdare Mahkemesince işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken dava konusu taşınmazın imar planı fonksiyonunda hiç bir değişiklik getirmeyen tabiat varlıklarını koruma bölge komisyonu kararının esas alınarak davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde hakkaniyete uygun yargılanma hakkı; dolayısıyla mahkemeye erişim ve gerekçeli karar alma hakkına uygunluk görülmemiştir.

 

                 T.C.

   D A N I Ş T A Y

  ALTINCI DAİRE

Esas  No : 2013/4202

Karar No : 2014/5616

 

Temyiz Eden (Davalı)    : Bodrum Belediye Başkanlığı -MUĞLA 

Vekili : Av.

Karşı Taraf (Davacı)      : …. Akaryakıt Sanayi Ticaret Limited Şirketi

Vekili : Av.

İstemin      Özeti         : Muğla 2. İdare Mahkemesince verilen 17/01/2013 tarihli, E:2012/402, K:2013/16 sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti :   Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi :    

Düşüncesi                   : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

               

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

 Dava, Muğla İli, Bodrum İlçesi, Kızılağaç Köyü, Torba Mevkii, 9 pafta, 374 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki Akaryakıt İstasyonunun sahibi olan davacı tarafından; anılan taşınmazın imar durumunun Akaryakıt ve LPG İstasyonu olarak değiştirilmesi istemiyle yapılan imar planı tadilatı  başvurusunun  reddine ilişkin 02.08.2011 tarihli, 79 sayılı meclis kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dava konusu taşınmaza yönelik plan tadilat isteminin Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun 20.04.2012 tarih ve 9-119 sayılı kararıyla kabul edilip 26.04.2012 tarihinde il müdürünce onaylanması nedeniyle bakılan davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Adil Yargılanma hakkı başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu, T.C. Anayasasının 36. maddesinde de, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olacağı güvence altına alınmıştır.

Sözleşmenin 6. maddesi açılmış olan bir davanın bağımsız ve tarafsız bir mahkemede adil yargılanma usulüyle görülmesini güvence altına almaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma ilkesi, mahkeme tarafından önüne gelen bir davada, uyuşmazlığın özüne yönelik bir incelemenin yapılması, uyuşmazlığın sadece şekli olarak ele alınması sonucunu doğurayacak bir yaklaşımdan  uzaklaşılması, adil ve aleni olarak yargılanma hakkını öngören  bir yargılamanın da gerçekleşmesini temel ilke olarak alan bir haktır. Bu hak kişilere belirli koşullarda "mahkemeye erişme" hakkını tanımaktadır. Mahkemeye erişme hakkı mutlak bir hak değildir. Bazı sınırlamalara tabi tutulabilir. Ancak, dava açıldıktan sonra davanın önüne getirildiği mahkeme tarafından davayla ilgili bütün maddi ve hukuki sorunları incelenmesi suretiyle davanın karara bağlanması gerekir. Tarafların araştırılmasını talep ettikleri maddi olayların yeterince araştırılmayıp, maddi gerçekliğin taraflardan birisinin teslim ettiği bir belgede olduğu gibi kabul edilmek suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi mümkün değildir.

6.madde "Bağlayıcı bir karar verme amacıyla önüne getirilen bir çekişme açısından esas ve hukuk incelemesi yapma görevine sahip bir mahkemeden talepte bulunma hakkıdır. (Le Compte, Van Leuven ve De Meyere, para.54-61)

Mahkemeye erişim hakkı kaynağını adaletin reddini yasaklayan uluslararası hukuk prensibinden alır.(Golder)

Buna karşın mahkemeye erişim hakkı  esasa dair haklar ihdas etmez. Bir başka anlatımla bu hak bir davanın esasta nasıl karara bağlanacağını düzenlemez.

Bir davada mahkemece verilen kararın adil bir karar olup olmadığının göstergelerinden birisi de, kararın gerekçe ihtiva etmesidir. Gerekçeli karar hakkı belirli bir davada başvurucu tarafından ileri sürülen hukuki meseleler ve maddi vakaların tespitini gerektirmesi nedeniyle, yapısal olarak mahkemeye erişim hakkı kapsamına girmektedir. (Chevrol, para 76-84)

T.C. Anayasasının 141.maddesinde bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla bir mahkemece bir davaya bakılırken maddi olaylar ile hukuki meselelerin yeterince araştırılmaması sonucunda verilecek kararların yeterli gerekçe içermeyeceğini de kabul etmek gerekir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde yerel mahkemelerin kararlarının gerekçelerinin açıkça ortaya koyulması, davanın sonucunu temelden etkileyecek bir lahiya varsa mahkemenin kararında özellikle bu hususunun üzerinde durulması gerektiği, bu durumun tüm iddialara ayrıntılı cevap vermek zorunda olacağı anlamına da gelmeyeceği yönünde bir çok İnsan Hakları Avrupa Mahkekemesi kararı bulunmaktadır.(Hiro Balani İspanya'ya karşı, 9 Aralık 1994; Van de Hurk Hollanda'ya karşı, 19 Nisan 1994;  Hadjianastassiou Yunanistan 'na karşı 16 Aralık 1992). Davaya taraf kişilerin hakkında verilen karara itiraz edebilmesi için mahkeme kararının gerekçeli olması gerektiği gibi keyfilikten uzak yargılamanın özüne yönelik bir irdelemenin ürünü de olmalıdır.

İdare Mahkemesince, dava konusu taşınmaza yönelik plan tadilat isteminin Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun kararıyla kabul edildiği ve  dolayısıyla davacı tarafından istenilen plan değişikliğinin yapıldığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiştir.

İdari işlemlerin hukuk düzenindeki etkileri ve hukuksal değerleri  devam ettiği sürece bu işlemlerin icrailik  niteliğinin olduğu kabul edilir.

Görülmekte olan bir dava hakkında karar verilmemesi için belli koşullar gerekmektedir. İdari davaya konu olan idari işlemin idarece yeni bir işlemle geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi ve bu yolla davacının elde etmek istediği hukuki yararın bir şekilde elde edilmesi halinde, davanın konusunun kalmaması nedeniyle mahkemece dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesine bir engel bulunmamaktadır. Belirtilen durumların olmaması durumunda ise, idari işlem hukuk aleminde varlığını devam ettirmek suretiyle geçerliliğini koruyorsa, mahkemece tüm deliller değerlendirilerek bir karar verilmesi dava hakkı bakımından yerine getirilmesi gereken yargısal bir görevdir.

 Bakılan davada, davalı idare tarafından Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun plan tadilatının kabulüne ilişkin kararından sonra plan değişikliğine yönelik bir karar alınması gerekeceği, oysa davalı idarece konuyla ilgili herhangi bir işlem tesis edilmediği, yani taşınmaza yeni bir kullanım kararı getirilmediği, dava konusu plandaki kullanım kararlarının sürdürüldüğü, başka bir anlatımla, komisyon kararının taşınmaz yönünden herhangi bir değişiklik öngörmediği, dava konusu plandaki kullanım kararlarının aynı şekilde devam ettiği, bu yönüyle yürürlüğünün sona ermediği gibi dava açma nedenlerinin ortadan kalkmadığı görüldüğünden davanın konusuz kaldığından söz edilemez.

 Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmazın hala konutdışı kentsel çalışma alanında  kaldığı görüldüğünden, İdare Mahkemesince işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken dava konusu taşınmazın imar planı fonksiyonunda hiç bir değişiklik getirmeyen tabiat varlıklarını koruma bölge komisyonu kararının esas alınarak davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde hakkaniyete uygun yargılanma hakkı; dolayısıyla mahkemeye erişim ve gerekçeli karar alma hakkına uygunluk görülmemiştir.

Nitekim Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun 24.03.2012 tarihli ve 100 sayılı kararında, dava konusu taşınmaz için hazırlanan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planı değişikliği talebinin, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17. maddesi ile Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi ve Müelliflerine İlişkin Usul ve Esaslara Ait Yönetmelik doğrultusunda hazırlanarak belediye meclis kararıyla birlikte iletilmesinden sonra değerlendirileceği belirtilmiştir.

Uyuşmazlığın esasına gelince, davalı idarece verilen temyiz dilekçesinde imar planlarında kullanım kararının Akaryakıt ve LPG İstasyonu olarak değiştirilmesi istenilen dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin güzergahında mevcut bir Akaryakıt ve LPG İstasyonunun bulunduğu, her iki istasyon arasındaki uzaklığın Petrol Piyasası Mevzuatı uyarınca mesafe şartı olarak belirlenen 1 km'nin altında kaldığı, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile yapılan yazışmalarda da uyuşmazlık konusu taşınmazın komşu parselin içerisinde tescilli sarnıç olduğu iddialarında bulunulmuştur.

İdare Mahkemesince,  davacı tarafça ileri sürülen iddialar ile davalı idarenin savunmaları dikkate alınarak öncelikle imar planı değişikliği  talebi ile ilgili olarak uyuşmazlığın maddi yönünün açıklığa kavuşturulması amacıyla gerekli incelemeler yapılmak ve hukuki değerlendirmelerde bulunulmak suretiyle davanın esastan  karara bağlanması gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Muğla 2. İdare Mahkemesince verilen 17/01/2013 tarihli, E:2012/402, K:2013/16 sayılı kararın oybirliğiyle BOZULMASINA, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 24/09/2014 tarihinde karar verildi.

Henüz yorum yapılmamış.

 
  Diğer İçtihatlar
Başka içtihat kaydı bulunmamaktadır

Uygulama İmar Planı

  Mevzuatlar
  Hukuki Açıklamalar
  Makaleler
  Dava Dilekçeleri
 
 

  Copyright © 2009 İdare Hukuku / Künye - İletişim

Bu internet sitesindeki hiçbir bilgi kesin bilgi veya öneri olarak kabul edilmemeli ve herhangi bir karar veya eyleme temel oluşturmamalıdır. Kendi spesifik durumunuz konusunda sadece uzman hukukçudan alacağınız bilgiler doğrultusunda hareket etmeniz gerekir. Bu sitedeki bilgilerin doğruluğu ve geçerlilik süresi konusunda www.idarehukuku.net kesinlikle sorumluluk sahibi değildir.