İDARİ YARGI ÖNERİLER LİSTESİ
ADALET KOMİSYONU
1- Adalet Komisyonu Karar Defterinin mevcut olmadığı görülmüştür.
*Kalem Yönetmeliğinin 9.maddesi uyarınca tutulması zorunlu defterlerin biran evvel temin edilerek hazır bulundurulmaları,
2- Mahkemelerde göreve başladığı tarihten sonra asaleti onanan memurlara ait yemin belgelerinin özlük dosyalarında mevcut olmadığı görülmüştür.
*657 sayılı Yasa’nın 2670 sayılı Yasa ile değişik 6 ncı maddesi gereğince, ilgili memurlara yeminleri yaptırılarak yemin belgelerinin özlük dosyalarına konulması.(2/9)
3-….. Sicil sayılı dosyalarda, görevlilerden 5440 sayılı Memur ve Hizmetlilerden Mal Beyannamesi Alınması Hakkında Kanun’un 1 ve 2 nci maddeleri uyarınca alınması gereken beyannamelerin alınmadığı tespit edilmiştir.
*5440 sayılı Memur ve Hizmetlilerden Mal Beyannamesi Alınması Hakkında Kanunu yürürlükten kaldırıp 11.08.1983 tarihinde yürürlüğe giren 2871 sayılı Kamu Görevlileri ile ilgili Mal Bildirimi Kanunu Hükümleri uyarınca ilgililerden mal beyannamesi alınarak özlük dosyalarında muhafazası yoluna gidilmesi.
4- İdarî yargı Adalet komisyonunda işlerin bir zabıt kâtibi tarafından yürütüldüğü, Yazı İşleri Müdürlüğü için görevlendirme yapılmadığı görülmüştür.
*2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunun 113. maddesi uyarınca Adalet Komisyonunda bir Yazı İşleri Müdürünün bulunması zorunlu olduğundan bu görevi yürütmek üzere bir Yazı İşleri Müdürünün İdarî yargı Adalet Komisyonu kararıyla tensip edilmesi yolunda gereğinin yerine getirilmesi.
5- Hâkim adayları ve memurlara ait gizli sicil dosyalarının muhafazasında gizliliğe riayet edilmediği gözlenmiştir.
*Bu evrakların gizliliğe uyulacak şekilde muhafaza edilmelerinin sağlanması, Devlet Memurları Yasası’nın 110’uncu maddesi hükmü ile memur sicilleri ile ilgili her türlü yazışma evrak ve belgelerin sevkinde, sicil raporlarının muhafazasında gizliliğe riayet edilmesi hükmünü amir, Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünü 01.01.2006 gün ve 86 sayılı Genelgesine uyulmasında gereken titizliğin gösterilmesi,
6- İdarî Yargı Adalet Komisyonuna gelen evrakların bir kısmının hiç kaydedilmediği, bir kısmının da usulsüz ve düzensiz bir şekilde kaydedildiği saptanmıştır.
*İdarî Yargı Kalem Yönetmeliğinin 25 inci maddesi uyarınca mahkemelerde bulunan defterlerin temiz, düzgün ve sağlıklı bir şekilde tutulması asıl olduğundan bu konuda daha duyarlı davranılarak kuşkulara yol açabilecek uygulamalardan kaçınılması,
7- Komisyona bağlı memurlarla ilgili olarak yapılan inceleme ve soruşturmanın usulüne uygun olarak yürütülmediği, komisyon başkanınca yapılan muhakkik görevlendirme yazısında fiilin cezasına işaret edildiği, ilgili memurun ifadesi alınmakla yetinildiği ve savunmasının istenmemiş olduğu, sonuçta düzenlenen raporların da amacına uygun olarak tanzim edilememiş olduğu,
-İdari Yargı Adalet Komisyonuna bağlı memurlara yönelik olarak yürütülen disiplin soruşturmasıyla alakalı tanık ifadeleri ve soruşturma evraklarının ilgili bulunmayan Vergi Mahkemesi klasörleri arasına konulduğu ve mahkeme raflarında muhafaza edildiği,
-Posta tevdî listelerine bağlı tebliğ evraklarının tekrar eder şekilde kaybolmasına dair önemli bir konuda ihbar belgelerinin, ilgili memurun disiplin âmiri olmayan idari işler müdürüne, disiplin âmiri sıfatıyla işlem yapmak üzere havale edildiği,
-Savunmanın verilmesini müteakip olayla ilgili posta idaresinin cevabı alınmaksızın ve bir rapor tanzimine gerek duyulmaksızın, üst yazıyla “ceza verilmesine yer olmadığına” dair bir yazı hazırlanarak komisyona sunulduğu ve komisyonca başkaca bir işlem yapılmamış olduğu
Görülmüştür.
*Hakkında inceleme ve soruşturma yapılması gereken memura isnat edilen fiile dair bir bulgu temin edilmemişken, komisyon başkanlığınca muhakkik görevlendirilmesine dair yazılan yazıda, fiilin hangi cezayı gerektireceğine dair bir belirleme yapılmasının mümkün olmadığı,
Adalet Bakanlığı Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği’nin eki olarak 28.12.2006 gün ve 26390 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan disiplin âmirleri cetveline göre, Bölge İdare Mahkemesinde görevli bir memurun disiplin âmiri, kıdemli hâkim olup bu hususun soruşturulmak üzere idari işleri müdürüne disiplin âmiri sıfatıyla havale edilemeyeceği, ancak muhakkik olarak görevlendirme yapılabileceği,
İnceleme ve soruşturmayı yürüten muhakkik tarafından, ihbar ve şikayete konu edilen fiille ilgili tam bir kanaat oluşturmaya yetecek her türlü delilin toplanması gerekeceği,
Tahkikatı müteakiben, ayrıntılı bir “inceleme ve soruşturma raporu”nun düzenlenmesi gerekeceği ve raporda; “inceleme ve soruşturmaya izin veren makam ve izin tarihi”nin, “muhbir veya müşteki”nin isim ve adresinin, “hakkında inceleme ve soruşturma yapılan”ın isim ve unvanının, “incelemeye konu husus”un, yapılan inceleme ve soruşturma safahatında neler yapıldığının, “toplanan deliller”in (bilgi, belge, tanık ifadeleri v.s) neler olduğunun, verilmiş ise “savunmanın özeti”ne, “delillerin tartışılması”na ilişkin ayrı ayrı başlıklar açılarak değerlendirilmesi, sonuçta “uygulanması düşünülen işlem”e dair öneriyle raporun tamamlanması ve dizi listesine bağlanarak takdimi gerektiği,
Bu evrakların ilgili dosyalarında gizliliğe uyulacak şekilde muhafazasının sağlanması, memur sicilleri ile ilgili her türlü yazışma evrak ve belgelerin sevkinde ve korunmasında gizliliğe riayet edilmesi hükmünü âmir, Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 01.01.2006 gün ve 86 sayılı Genelgesine uyulmasında gereken titizliğin gösterilmesi,
Hususlarında ciddi ve özenli davranılması,
8- Yeni kurulan mahkemeler nedeniyle, binada değişiklikler ve ilaveler olmasına rağmen, sabotajlara karşı koruma plan ve krokilerinin güncellenip onaylanarak ilgili mercilere gönderilmediği,
- Sivil savunma dosyasındaki personele ait isim ve ev telefonu listesi ile sivil savunma servislerinde görevli personel listelerinin güncellenmediği tesbit edilmiştir.
- Dairede yangından korumayla ilgili herhangi bir tedbirin alınmadığı müşahede olunmuştur.
26.07.2002 tarihli 24827 Resmî Gazete’de yayımlanan Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca icabeden tedbirlerin alınmasının ihmal edilmemesi, bu husustaki aksaklığın sorumluluğu da beraberinde getirebileceğinin hatırdan çıkarılmaması,
*Sabotajlara Karşı Koruma Yönetmeliğinin 8/1 inci maddesinde; “Bu yönetmeliğe göre, hazırlanacak koruma planları yılda en az bir defa gözden geçirilerek güncelleştirilir. Kuruluşta değişiklikler olması veya yeni ilave tedbirlere gerek görülmesi hallerinde bu süre beklenilmeksizin plan güncelleştirilir veya yeniden hazırlanır.” hükmü yer aldığından, söz konusu plan ve krokilerin güncellenmesinin ihmal olunmaması,
Sivil savunma hizmetlerinin gerektiğinde ve acil durumlarda aksaklıkla karşılaşılmaması için gerekli takip ve düzenlemelerin yapılması hususlarında titizlik gösterilmesi,
9- Komisyona bağlı bir zabıt kâtibine ait 2006 yılı sicil raporunun denetim tarihi itibariyle ikinci sicil amiri tarafından imzalanmamış olduğu belirlenmiştir.
*Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 01.01.2006 gün ve 86 sayılı Genelgesinde, sicil raporlarının her yılın Aralık ayının ikinci yarısında doldurularak, en geç 31 Aralık tarihine kadar gizli ve kişiye özel zarflar içinde muhafaza eden makamlara gönderilmesi, belirtilen tarihlerde teslim etmeyenler hakkında soruşturma açılacağı kurala bağlandığından, anılan Genelgeye uygun olarak ilgili personelin sicil raporlarının zamanında eksiksiz olarak doldurulmasının temin edilmesi,
10- Vergi Mahkemesi emanet hesabındaki zimmete dair husus, 23.01.2007 tarihinde komisyona intikal ettirildiği halde, komisyon başkanınca sadece ilgili memurlarla ilgili bildirimde bulunulduğu, sorumluluğu bulunan hâkimler yönünden gereğinin takdir ve ifası için Adalet Bakanlığına bildirimde bulunulmamış olduğu görülmüştür.
*2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 62. maddesindeki Adalet Komisyonu başkanlarının görev yaptıkları yargı çevresi içindeki hâkimlerin öğrendikleri disiplin cezasını gerektiren eylemlerini Adalet Bakanlığına bildirmeleri gerektiği kuralı gereğince işlem ifasının ihmal edilmemesi,
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
11- İdare mahkemelerinden birisi tarafından, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı husumetiyle görülüp heyetçe karara bağlanan dosyanın, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılan dilekçeyle temyizi üzerine tekemmül ettirildikten sonra … tarihinde Bölge İdare Mahkemesine gönderildiği ve … tarihinde üyeye havale edilerek denetim esnasına kadar işlem görmeden bekletildiği belirlenmiştir.
*İdare veya vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı yapılan itiraz üzerine, dosyaların Bölge İdare Mahkemesine gelmesinden sonra ilk inceleme yapılması suretiyle bu tür dosyaların gereksiz yere bekletilmesine sebep olunmaması, (11/4)
12- İdare veya vergi mahkemelerinde yürütmenin durdurulması hakkında verilen karara iştirak eden hâkimin, itiraz aşamasında da heyete katıldığı saptanmıştır.
*Yürütmenin durdurulması istemleri ile ilgili idare veya vergi mahkemelerinde verilen kararlara katılan hâkimin itiraz aşamasında aynı dosyanın kararına iştirak edip etmeyeceği konusunda usul kanununda açık bir düzenleme bulunmamakta ise de, 2577 sayılı Kanunun 27/6 ncı maddesinde çalışmaya ara verme süresi içinde idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara en yakın nöbetçi mahkemeye veya kararı veren hâkimin katılmadığı nöbetçi mahkemeye itirazın öngörülmesi ve aynı yasanın 45/6 ncı maddesindeki, ilk derecede karar veren hâkimin itiraz aşamasında aynı davanın incelemesinde bulunamayacağı yolundaki amir hükmü dikkate alınarak, bundan böyle idare veya vergi mahkemelerince verilen yürütmenin durdurulması hakkındaki kararlara katılan hâkimin aynı kararların itiraz aşamasında bulunmamasına özen gösterilmesi,
13- İtirazen intikal eden dosyalarda tekemmül safahatı izlenmeksizin esas hakkında kararlar verildiği,
Bu cümleden olarak;
—Mahkeme hâkimliğince savunma dilekçesi tebliğe çıkarılmaksızın ilk inceleme aşamasında verilen “davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı”na ilişkin kararın itirazen incelendiği aşamada, dosyanın tekemmül etmediği gözetilmeksizin karar bozularak esas hakkında davacı lehine hüküm kurulduğu ve karar düzeltme talebinin de reddedildiği
—Bidayet mahkemesinde “kısmen kabul kısmen ret” hükmüyle sonuçlanan karara itiraz aşamasında, her iki tarafında karara itiraz ettiği ve taraf taleplerinden birisinin yürütmenin durdurulması istemli olması nedeniyle itiraz dilekçeleri taraflara tebliğ edilmeksizin dosya Bölge İdare Mahkemesine intikal etmiş olduğu halde, yürütmenin durdurulması talebinin görüşülmesine gerek görülmeyerek ve tekemmül safahatı gözetilmeksizin doğrudan işin esası hakkında karar verildiği,
—Davalı vergi dairesi tarafından sunulan karar düzeltme dilekçesinin süresinde verilmediği nedeniyle karşı tarafa tebliğ edilmeksizin bidayet mahkemesince “karar düzeltme süre ret” kararı verilen dosyada, bu karara yapılan itiraz üzerine dosyayı inceleyen Bölge İdare Mahkemesince, dilekçelerin karşı tarafa tebliğ edilmediği gözetilmeksizin doğrudan, süre ret kararı kaldırılarak, karar düzeltme isteminin esası hakkında da aynı karar içerisinde hüküm kurulduğu,
Gözlenmiştir.
* 2577 sayılı yasanın 45/3 maddesi uyarınca İtiraz, temyizin şekil ve usullerine tabi olup, aynı yasanın 48/3 maddesinde ise, “temyiz dilekçeleri, ilgisine göre kararı veren mahkemeye, Danıştay’a veya 4 üncü maddede belirtilen mercilere verilir ve kararı veren mahkeme veya Danıştay’ca karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir.” hükmüne yer verildiğinden, itiraz aşamasında tekemmül etmemiş olan dosyaların esastan karara bağlanamayacağının unutulmaması,
14- İtirazen incelenen işlerde hâkimlere takdir kılınan not fişlerinin Bakanlığa gönderilmediği belirlenmiş, soruşturmaya geçildiği gibi gereği de teftiş sırasında yerine getirilmiştir.
*İtiraz üzerine incelenen dosyalara ilişkin olarak karar veren hâkimler hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 1.5.1983 tarih 18034 sayılı RG de yayımlanan ilke kararındaki esaslara göre düzenlenen not fişlerinin adı geçenlerin terfi tarihleri de dikkate alınmak suretiyle ve makul sürelerde Bakanlığa irsalinin ihmal edilmemesi,
15- İdare ve vergi mahkemelerinin esasa ilişkin kararlarına karşı yapılan itirazlarda, yürütmenin durdurulması istemini de içeren itiraz dilekçelerinin, yasa gereği tekemmül ettirilmeden bölge idare mahkemesine gönderilmesini takiben, bu mahkemece anılan istem hakkında bir karar verildikten sonra dosyanın tekemmül ettirilmek üzere tekrar mahkemesine gönderildiği tespit edilmiştir.
*İtirazın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğunu belirten İYUK’ un 45/3 üncü maddesine atfen uygulanan aynı Kanun’un 3622 sayılı Kanun’la değişik 48/5 inci maddesi gereğince, yürütmenin durdurulması isteğinde bulunan itiraz dilekçeleri, karşı tarafa tebliğ edilmeden dosya ile birlikte, yürütmenin durdurulması hakkında karar verilmek üzere kararı veren mahkemece bölge idare mahkemesine gönderileceği, bölge idare mahkemesince yürütmenin durdurulması hakkında bir karar verildikten sonra tebligat işleminin bu mahkemece yapılarak dosya tekemmül ettirileceğinden, dosyaların tekemmülünde Yasa ile belirlenen usul dışında farklı uyulmalardan kaçınılması,
16- İdare Mahkemesine sunulan müdahale talebi taraflara tebliğ edilip bu hususta bir karar verilmemişken, itiraz aşamasında verilen kararda müdahale talebinde bulunan tarafın hasım konumunda gösterildiği belirlenmiştir
*2577 sayılı yasanın 31’inci maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 54 ve 55’inci maddeleri uyarınca, müdahale talebi hâkim (mahkeme) tarafından kabul edilmediği sürece, müdahil sıfatı kazanılamayacağından, talepte bulunanın bu aşamada taraflar arasında zikredilmesinin doğru olmadığının bilinmesi,
17- 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun “Bölge İdare Mahkemelerinin Oluşumu” başlıklı 3’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasına aykırı olarak, mahkemelerde kıdemli hâkimlerin varlığına rağmen kıdemsiz hâkimin katılımıyla heyet teşekkül ettirildiği tespit edilmiştir.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun “Bölge İdare Mahkemelerinin Oluşumu” başlıklı 3’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasında, mahkeme başkanlarının kanuni sebeplerle yokluğunda başkanlığa en kıdemli üyenin vekâlet edeceği, aynı sebeplerle üye noksanlığının( kanuni sebeplerle yokluğunda ) ise bölgedeki idare ve vergi mahkemesi hâkimlerinden kıdem sırasına göre tamamlanacağı hükmüne uygun hareket edilerek, Bölge İdare Mahkemesinin, idare ve Vergi Mahkemelerine nazaran bir üst mahkeme olması ve itirazen verdiği kararların kesin olup, bu kararları veren hâkimlere not takdir etmesi ve adil yargılama ilkesi gereği, tarafların kanunî (tabiî) hâkimin katılımıyla yargılanma hakkının ihlal edilemeyeceğinin bilinmesi,
18- 4077 sayılı Kanunlar uyarınca verilen idarî para cezalarına karşı açılan davalarda, idare mahkemelerince tesis edilen kararlara yapılan itirazların, kesin olduğu gözetilmeden incelenerek sonuçlandırıldığı müşahede edilmiştir.
*Özel kanunlarında, idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu belirtilen durumlarda, yapılan itirazların incelenemeyeceğinin hatırdan çıkarılmaması,
19- 4483 sayılı Kanundan kaynaklanan bazı itiraz dosyalarında dosya karara bağlanıp karar müsveddeleri yazılmasına karşın görüşme tutanaklarında başkan ve üye imzalarının eksik olduğu müşahede edilmiştir.
*Her itiraz dosyası için düzenlenen görüşme tutanağına, görüşmelere katılan başkan ve üyelerin isim ve soyadlarının yazılması yanında tutanakların görüşmeye katılanlar tarafından aynı toplantıda imzalanması hususuna özen gösterilmesi,
20- Ecrimisil İhbarnamesinin iptali istemiyle açılan davada verilen iptal kararına yapılan itiraz istemi Bölge İdare Mahkemesince kabul edilerek davanın reddine karar verilmesine karşın sadece itiraz aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kararda belirtildiği, davanın tüm safahatında yapılan giderlerin hüküm altına alınmadığı saptanmıştır
*İtiraz istemi kabul edilip Bölge İdare Mahkemesince yeni bir karar verilmesi durumda ilk derece mahkemesince verilen karar ortadan kalktığından davanın açılmasından itibaren yapılan tüm masrafların hesaplanarak kararın hüküm fıkrasında gösterilmesinin usul edinilmesi,
21- Tek hâkim tarafından verilen nihai karara karşı yapılan itirazın haklı bulunulması üzerine kararın bozularak işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken mahkemesine iade edildiği görülmüştür.
*2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/4 üncü maddesi uyarınca ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan itirazın haklı bulunması veya davaya görevsiz hâkim tarafından bakılmış olması hallerinde kararın bozulması ile birlikte dosyanın geri gönderileceğinin, bunun dışındaki kararların bozulması halinde işin esası hakkında da karar verilmesi gerekeceğinin hatırlanması,
22- Denetim sırasında ….Tl. tutarında bankada kasa hesabına intikal etmemiş fazlalık tespit olunmuş; nedeni bütün araştırmalara rağmen bulunamadığı cihetle kasa fazlası olarak deftere giriş kaydedilerek banka-kasa dengesi kurulmuştur.
*Kayıtların bundan sonra daha dikkatli tutularak benzer hatalardan kaçınılması, bu kabil davranışların sorumluluk getireceğinin gözden uzak tutulmaması.
23- Yılsonunda banka tarafından tahakkuk ettirilen faizlerin Maliyeye yatırılmasına karşın, kasa defterine giriş ve çıkış yapılmadığı saptanmıştır.
*Faizler de dâhil olmak üzere, kasaya her türlü para giriş ve çıkışında tahsilât ve reddiyat makbuzu kesilip deftere işlenmesi gerektiğinin bilinmesi.
24- ….esas sayılı dava için havale ile gönderilen posta pulu karşılığı para zamanında PTT’den çekilmeyerek iadesine neden olunduğu gibi davacıdan daha sonra başkanlık yazısı ile para da istenmediği saptanmıştır.
*Kalem Yönetmeliği’nin 21 inci maddesi uyarınca, posta yoluyla gelen havalelerin gecikmeden PTT’den çekilmesi, daireye gelinir gelinmez tahsilât makbuzu kesilerek kasa ve ilgili deftere muntazaman işlenmesi, posta pulu verilmeden veya noksan verilerek açılan davalarda ise söz konusu noksanlığın giderilmesi için 2577 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi uyarınca mahkeme başkanlığınca ilgiliye tebligat yapılması gerektiğine titizlikle uyulması,
25- Posta mutemet defterinin bazı bölümlerinde PTT Memurunun imza ve mührü bulunmadığı, bir kısım tahsilât makbuzunun tarih ve sayısının da deftere kaydedilmediği görülmüştür.
*Kalem Yönetmeliği’nin 21 inci maddesi uyarınca, PTT kanalıyla intikal eden paraların mutemetlerce tahsili sırasında, PTT memurunun imza ve mührünün alınması, bu paralarla ilgili kesilen tahsilat makbuzlarının tarih ve numarasının da deftere kaydedilmesi lüzumuna dikkat edilmesi,
26- Posta yoluyla gelen paralardan bir kısmının deftere kaydında gecikildiği görülmüş, mahdut sayıdaki işte posta mutemet defterine tahsilât makbuzu numarasının yazılmadığı
*Posta mutemet defterinin Kalem Yönetmeliği’nin 21 inci maddesinde belirlendiği şekliyle tutulmasına özen gösterilmesi, posta yoluyla intikal eden paraların alınmasını müteakip aynı gün tahsilat makbuzu kesilerek kasa defterine işlenmesi gerektiğinin, aksine davranışın sorumluluk yaratacağının bilinmesi,
27- 2002-2003-2004 yıllarına ait sicillerin iptali istemiyle davacı tarafından,… 2. İdare Mahkemesinde dava açıldığı, 2005 yılına ilişkin dava konusu sicilin aynı maddi ve hukuki sebepten doğduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği gerekçesiyle farklı mahkemede açılan davanın 2. İdare Mahkemesinde görülmesi için bağlantı isteminin kabulüne karar verildiği ve bu uygulamanın yaygınlık arz ettiği anlaşılmıştır.
*2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 38. maddesinin 1. fıkrası uyarınca “aynı maddi veya hukuki sebepten doğan ya da biri hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyecek nitelikte olan davalarda bağlantının varlığına karar verilebileceği kurala bağlandığından, bağlantı yoluyla birbiri ile iç içe veya birbiri ile sebep sonuç ilişkisi bulunması ve verilecek kararların birbirini etkilemesi halinde bağlantı kararı verilebileceği açık olup, farklı dönemlere ait sicilin iptali için açılan davalarda her mahkemenin kendisindeki davayı diğerinden bağımsız olarak karara bağlama yetkisine sahip olduğu gözetilerek, benzer nitelikteki dosyalarda mahkemelerin farklı karar vermesini önlemeye yönelik olarak tabî hâkim ilkesini de zedeleyecek nitelikte ki uygulamalardan kaçınılması,
28-Vergi Mahkemesi hâkimlerinden birisi tarafından verilen nihai karara karşı yürütmenin durdurulması istemli olarak yapılan itirazda, Bölge İdare Mahkemesince yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen karara itiraz edilerek Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesi yolundaki başvuru üzerine, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderildiği, bu mahkemece de yürütmenin durdurulması itirazının karara bağlandığı belirlenmiştir.
*2577 sayılı Kanunun 27/1. maddesinde Danıştay’da veya idari mahkemelerde dava açılmasının dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmayacağını, aynı kanunun 27/6. maddesinde ise yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararların Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Genel Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebileceği belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 52/1. maddesinde ise temyiz veya itiraz yoluna başvurulmuş olmasının, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmayacağı, ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya itirazı incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebileceği hükmü yer almıştır.
Yukarıda bahsi geçen hükümlere göre ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması istemine yönelik kararlara karşı itiraz yolu öngörülmüş, fakat itiraz ve temyiz aşamasında verilen bu tür kararlara karşı itiraz yolu gösterilmemiştir.
Bölge idare mahkemelerinin, 2577 sayılı Kanunun 57/3. maddesi uyarınca, idare ve vergi mahkemelerinde reddedilen başkan ve üyenin birden çok olması halinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla bir davayı inceleyebileceği açıktır.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanunun 57/3. maddesine göre bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalarda yukarıda bahsedilen 27/6. maddesi hükmünün uygulanması, itiraz mercii sıfatıyla baktığı dosyalarda verilen yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlara karşı itiraz yolunun kapalı olması nedeniyle davanın sürüncemede bırakılmaması ve gereksiz masrafa ve gönderilen mahkemenin bu yönde karar vermesine yol açılmaması için dosyanın en yakın Bölge İdare Mahkemesi olan Bursa Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesi yönündeki uygulamadan vazgeçilmesi, bu tür kararlara karşı itiraz yolunun açık olmadığının başkanlık teskeresiyle ilgilisine bildirilmesinin usul edinilmesi,
DEFTERLER – KARTONLAR
29- İdare mahkemesine hitaben yazılan ve parsel sayısı belirtilen taşınmazın sınırlarının tesbiti talebini havi dilekçenin, Değişik İş defterine kaydolunduğu, keza bu dosyanın esasının karar numarası verilerek kapatıldığı,
*İdari Yargı Kalem Yönetmeliğinin 11’inci maddesinde, değişik işler ve talimat defterine diğer mahkemelerden gönderilen talimat talepleri ile delil tesbiti gibi işlemlerin kaydolunacağı ve bütün yazışmaların bu deftere işleneceği kuralına yer verilmiş olmakla, 2577 sayılı yasanın 58/1 maddesine göre, ancak idari dava açtıktan sonra bu davalara ilişkin delilllerin tesbiti istenmesi mümkün olduğundan, açılmış bir davaya bağlı olmaksızın verilen bu tür dilekçelerin, delil tesbiti talebi olarak kabul edilerek değişik iş defterine kaydı mümkün olmadığı gibi, bu deftere kaydolmuş bir dilekçenin de karar numarası verilerek kapatılmasına hukuken imkan bulunmadığının bilinmesi,
30- Dosyanın geçirdiği safahatın dosya kapağına muntazaman işlenmediği gibi tebliğ alındılarının safahata uygun olmayan biçimde toplu halde takıldığı,
*İdari Yargı Kalem Yönetmeliğinin 34’üncü maddesi uyarınca safahatına uygun olarak dosya tanzimi ve bilgilerinin kapaktaki mahsus bölüme sıra dâhilinde işlenmesi hususunda gereken özenin gösterilmesi.
31- Mahkemede Değişik İşler, Talimat ile Posta Mutemet Defterleri’nin mevcut olmadığı görülmüştür.
*Kalem Yönetmeliği’nin 9. maddesi uyarınca tutulması zorunlu defterlerin biran evvel temin edilerek hazır bulundurulmaları,
32- Karar defterine kararların günü gününe işlenmediği, çıkan kararların önce müsvette bir deftere kurşun kalemle kaydedildiği, bilahare gerekçeli kararın imzalanıp kaleme intikalinde mahsus deftere yazıldığı, bu nedenle denetim tarihi itibariyle karar defterine en son ........gün ve ........sayılı kararın işlendiği müşahede olunmuştur.
*Kalem Yönetmeliğinin 12. maddesi gereğince, kararların verildiği gün karar defterine mürekkepli kalemle kaydedilmesinin usul edinilmesi,
33- Bölge idare mahkemesi başkanlığından gelen yazılarla Adalet Bakanlığından gönderilen genelge, tamim v.s. evrakın, vergi dairelerinden iletilen 2801 sayılı Yasa kapsamına giren davalara ait vazgeçme dilekçelerinin değişik işler ve talimat defterine kaydedildiği ve bu suretle 1983 yılı değişik işler ve talimat numarasının 1484’e ulaştığı, 1984 yılında ise, denetim tarihine kadar yine sayılan ve benzeri hususlara mütedair 165 adet işin söz konusu deftere kaydedildiği saptanmıştır.
*Kalem Yönetmeliğinin 11. maddesi mucibince, Değişik İşler ve Talimat Defterine sadece diğer mahkemelerden gönderilen talimat talepleri ile delil tesbiti gibi işlemlerin kaydolunacağının hatırdan çıkarılmaması,
34- Diğer mahkemelenden gönderilen talimat üzerine verilen kararların değişik işler karar kartonunda mevcut olmadığı görülmüştür.
*Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 37. maddesi gereğince bahsi geçen kararların değişik işler karar kartonunda bulundurulmasının zorunlu olduğunun hatırdan çıkarılmaması,
35- Kıymetli evrak ve Eşya Defterine dava konusu imtihan kağıtlarının kayıtlandığı müşahede olunmuştur.
*Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Talimatnamesinin 12/5. maddesine paralel biçimde düzenlenen Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri, Vergi Mahkemelerinin Yazı İşleri ile Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesi Usul ve Esaslarına ilişkin yönetmeliğin 20 nci maddesinde zikri geçen örnek 135 nolu Deftere, Kasa Defterine geçirilmeyen ve paraya taalluk etmeyen tahvil, hazine bonosu gibi evrakın dercedilmesi, ilgilisine alındı belgesi verilerek kasada hıfzı,
36- Karar kartonuna, ..... sayılı davalarla ilgili kararların asılları yerine imzasız fotokopi suretlerinin konulduğu saptanmıştır.
*2577 sayılı Kanunun 25. maddesi ile Kalem Yönetmeliğinin 35. maddesi hükmü uyarınca, kararların mahkeme başkanı veya üyeleri veya hâkimi tarafından imzalı asıllarından birinin karar kartonunda muhafazası gerektiğine dikkat edilmesi,
37- Esas ve karar defterlerinde makul karşılanamayacak sayı ve sıklıkta düzeltmeler yapıldığı, bazen önceden yazılan karar sonucunun tam aksi karar sonuçlarının düzeltilme suretiyle deftere işlendiği müşahede olunmuştur.
*İdarî yargı Kalem Yönetmeliğinin 25 inci maddesi uyarınca mahkemelerde bulunan defterlerin temiz, düzgün ve sağlıklı bir şekilde tutulması asıl olduğundan bu konuda daha duyarlı davranılarak kuşkulara yol açabilecek düzeltmelere yer verilmesinden kaçınılması,
38- Talimat ve Değişik İşler Defterine kaydolunan dosyalar ile ilgili olarak yapılan işlemlerin anılan deftere işlenmediği gözlenmiştir.
*İdarî Yargı Kalem Yönetmeliğinin 11 inci maddesi uyarınca, diğer mahkemelerden gönderilen talimat taleplerinin kaydolunduğu değişik işler ve talimat defterine, talimatla ilgili bütün yazışmaların işlenmesi gerektiğinin unutulmaması,
39- 1995 Yılı esas defterinin 80 inci sırasına yapılan kayıt ile ilgili bir karar verilmediği, aynı konudaki itirazın 1995/157 esas sayısında işlem gördüğü hususunun kurşun kalemle deftere yazılmasıyla yetinildiği,
Aynı kişiyle ilgili 4 itiraz dosyasının incelenip karara bağlandığı 13.5.1996 tarihinde karar defterine 5 karar kaydı yapıldığı, bu suretle gerçekte olmayan bir dosya için 1996/105 karar numarasının fuzulen verilmesi sonucunda defterde bir adet gerçeğe uygun olmayan kayıt ve karar sayısı oluşmasına sebebiyet verildiği,
Saptanmıştır.
*Esas defterine işlenen itiraz veya dava başvurularına ait kayıtların ancak mahkeme heyeti tarafından verilecek bir karar ile kapatılabileceğinin, sehven bile olsa esas defterine yapılan kayıtların bu yolda tesis edilecek bir kararla kapatılması icabettiğinin hatırdan çıkarılmaması; İdarî yargı Kalem Yönetmeliğinin 25 inci maddesi uyarınca, mahkemelerde bulunan defterlerin temiz,düzgün, sağlıklı bir şekilde kullanılması asıl olduğundan bu konuda daha dikkatli ve duyarlı davranılması,
40- Esas defterinin sayfalarının mühürlenmediği ve Yönetmelikte belirtildiği biçimde onaylanmadan kullanıldığı, yılsonlarında, karara bağlanmadan sonraki yıla devredilen dosyaların listesinin yapılmayıp gelen ve çıkan işlerin toplam sayılarının deftere yazılmasıyla yetinildiği gözlenmiştir.
*İdarî Yargı Kalem Yönetmeliği’nin 24 üncü maddesi uyarınca, mahkemedeki tüm defterlere sayfa numarası konulması ve her sayfaya mahkeme mührünün basılması, defterlerin başına ve sonuna kaç sayfadan ibaret olduğunun yazılıp imza ve mühürle onaylanması gerektiğinden bundan böyle defterlerin usulünce onaylanarak kullanılması ve mevcut noksanlıkların da tamamlanması; diğer taraftan, anılan Yönetmeliğin 31 inci maddesinde belirtildiği üzere, yıl sonlarında, o yıla ait esas defterinin sonuna, gelen işlerden ne kadarının karara bağlanmış olduğu toptan yazılmakla beraber, devir olunanların numaralarının bir cetvel halinde de gösterilmesinin usul edinilmesi,
41- İdare mahkemesince talimatla başka mahkemelere gönderilen dosyalara ilişkin işlemlerin değişik işler ve talimat defterine kaydolunduğu müşahede edilmiştir.
*İdari Yargı Kalem Yönetmeliğinin 11’inci maddesinde, değişik işler ve talimat defterine diğer mahkemelerden gönderilen talimat talepleri ile delil tespiti gibi işlemlerin kaydolunacağı ve bütün yazışmaların bu deftere işleneceği kuralına yer verilmiş olduğundan, mahkemenin kendi esasında kayıtlı dosyaları bu deftere kaydedemeyeceğinin bilinmesi,
42- ...Vergi Mahkemesinin hasım düzeltme kararlarına yapılan itiraz sonucunda verilen incelenmeksizin reddine yönelik kararlara ilişkin kaydın, Değişik İşler ve Talimat Defterine kaydedildiği belirlenmiştir.
* Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin İdari İşleri ile Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesi Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğinin 11. maddesi mucibince, Değişik İşler ve Talimat Defterine sadece diğer mahkemelerden gönderilen talimat talepleri ile delil tesbiti gibi işlemlerin kaydolunacağının hatırdan çıkarılmaması,
GENELGELER
43- Adli Yargı Adalet Komisyonundan, Bölge İdare Mahkemesine tayin edilen zabıt kâtibine ait 2005 yılı sicil raporunun mahallinden gönderilmediği ve denetimin başında da ilgililer sözlü olarak uyarılmalarına karşın, komisyonca herhangi bir işlem yapılmamış olduğu tesbit edilmiştir.
*Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünü 01.01.2006 gün ve 86 sayılı Genelgesinde, sicil raporlarının her yılın Aralık ayının ikinci yarısında doldurularak, en geç 31 Aralık tarihinde kadar gizli ve kişiye özel zarflar içinde, muhafaza eden makamlara gönderilmesi, belirtilen tarihlerde teslim etmeyenler hakkında soruşturma açılacağı kurala bağlandığından, anılan genelgeye uygun olarak ilgili personelin sicil raporlarının doldurularak gönderilmesinin mahallinden temin edilmesi,
44- Arşivlik dosyaların arşiv tutanaklarının ve listelerinin hazırlanmadan arşive kaldırıldığı anlaşılmıştır.
*Arşiv hizmetlerinin düzenlenmesi hususunda, İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı’nca yayımlanan 06.03.2007 tarih ve 128/1 sayılı Genelgesi uyarınca arşivlik dosyaların bir liste halinde tutanağa bağlanması ve sorumlu kimselerce imza altına alınarak tutanakların bir klasörde muhafazasının usul edinilmesi,
45- Mahkemelerde kullanılmakta olan masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar ile yazıcı, tarayıcı ve kesintisiz güç kaynağı gibi bilgisayar donanımlarına ait “Bilgisayar ve Yan Donanımları Kullanma Talimatının” kalem ve bürolara asılmadığı görülmüştür.
*Adalet Bakanlığı Müsteşarlık Makamınca yayımlanan 09.02. 2006 tarihli ve 123 sayılı Genelge hükümlerine riayet edilerek, masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar ile yazıcı, tarayıcı veya kesintisiz güç kaynağı gibi bilgisayar donanımlarının yanlış kullanılması nedeniyle oluşabilecek arızaların önlenmesi ve söz konusu donanımların verimli kullanılarak hizmetin aksamadan yürütülmesi bakımından “Bilgisayar ve Yan Donanımları Kullanma Talimatının” kullanıcılara tebliğ edilerek bilgisayar kullanan kalem ve büroların uygun yerlerine asılması,
46- Sendikalı personele ilişkin işlemlerin yerine getirilmesinde gereken özenin gösterilmediği görülmüştür.
*Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 01.01.2006 gün ve 80 sayılı Genelgesi uyarınca, sendika üyesi personelin ödenti listelerinin bağlı olduğu sendikaya gönderilerek, bu listenin her ayın son haftasında herkesin göreceği bir yerde ilan edilmesi gerektiği kuralına uygun hareket edilmesi,
47- Denetim tarihi itibariyle Kütüphane Komisyonunun oluşturulmadığı gözlenmiştir.
*Adalet Bakanlığı Yayın İşleri Daire Başkanlığının 07.02.2006 gün ve 122 sayılı Genelgesinin 2-C maddesi uyarınca, müstakil idare mahkemesinde Kütüphane Komisyonunun İdare Mahkemesi Başkanının başkanlığında, yazı işleri müdürü ve zabıt kâtibinden oluşacağı, komisyonların kitapların tasnifini, kitaplık defteri ve fişlerinin düzenli olarak tutulmasını sağlayarak, yılsonu listelerinin bilgisayar ortamında hazırlayacakları ve her yılsonunda düzenlenecek kitap demirbaş listelerinin, Bölge İdare Mahkemesine gönderileceği kuralına uygun olarak hareket edilmesi,
48- Mevcut demirbaşların personele teslimlerine ilişkin senetlerin düzenlenmediği ve demirbaş listelerinin bulundukları odalara asılmadığı anlaşılmıştır.
*Ayniyat Talimatnamesinin ilgili maddeleriyle Bakanlık Donatım ve Sosyal İşler Genel Müdürlüğünün 08/9 sayılı yazıları ekinde mülhakata dağıtılan Başbakanlık Özlük İşleri Genel Müdürlüğünün 17.12.1981 gün ve 383/14530 sayılı Genelgelerine tevfikan işlem ifasına özen sarfedilmesi, noksanlıkların en kısa zamanda tamamlattırılması.
49- Bölge İdare Mahkemesinde staj yapan hâkim adaylarına etik sözleşme yazısının tebliğ edilerek, sözleşmenin düzenlenmediği ve Bakanlığa gönderilmediği görülmüştür.
*Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünü 01.01.2006 gün ve 81 sayılı Genelgesinde, etik sözleşme belgesinin hâkim adaylarına tebliğ edilerek, düzenlenecek sözleşmenin Bakanlığa gönderilmesi gerektiği belirtildiğinden, genelgeye uygun hareket edilmesi,
50- Dosyada zorunlu bir neden bulunmadığı halde havale değişikliği yapıldığı gözlenmiştir.
*Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 01.01.2006 gün ve 85 sayılı Genelgesinde, zorunlu bir neden olmadığı sürece dosyanın ilk havalesi yapılan üye tarafından sonuçlandırılacağı kurala bağlandığından, sebepsiz havale ve naip değişikliğinden kaçınılması,
51- İdarî mahkemelere ait emanet paraların miktarını gösteren icmal cetvellerinin doğruluğu tespit edilmeden Bakanlığa gönderilmesiyle yetinildiği belirlenmiştir.
*Bakanlık Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 20.01.2006 tarih ve 104 sayılı genelgesi uyarınca mahkeme emanet paralarının bankaya noksansız yatırılıp yatırılmadığının yakından takibi Bölge İdare Mahkemesi Başkanının, bulunmayan yerlerde ise mahkeme başkanının görevleri cümlesinden olduğu cihetle hesapların kontrolünün bizzat yapılması ve banka kayıtlarıyla karşılaştırıldıktan sonra sonucunun Bakanlığa gönderilmesinin usul ittihaz edilmesi.
52- Emanet para hesabının en az üç ayda bir defa yapılması gereken denetiminin yapılmadığı saptanmıştır.
*Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 30.01.2006 günlü 121 sayılı genelgesi uyarınca, para ve pul hesaplarının mahkeme başkanları tarafından denetiminin en az üç ayda bir olmak üzere sık sık yapılması, bu kontrol yapılırken tahsilât ve reddiyat makbuzları ile kasa defterinin karşılaştırılması, kasa defteri sayfa sonu toplamlarının şeritli hesap makinası ile yapılıp şeritlerin mahkeme başkanı tarafından tasdik edilerek mahsus dosyasında muhafazası gerektiğinin hatırda tutulması,
53- Genel olarak, dosyanın havale hanesine işlemek suretiyle hakim adaylarına dosya havale edildiği belirlenmiştir.
*Adlî Yargı Hâkim ve Savcı Adayları ile İdarî Yargı Hâkim Adaylarının Staj Dönemi ile Staj Mahkemelerine İlişkin Yönetmeliğin, “İdarî Yargı Hâkim Adaylarının Mahkemelerde Çalıştırılma Esasları” başlıklı 6’ncı maddesinin “c” bendinde, “adaylar mahkeme başkanı tarafından üyelere havale edilen dosyaların hazırlanmasında üyelerle birlikte çalışırlar. Dosyaların kurula sunulmasına yardımcı olurlar” kuralına yer verildiğinden, hâkim adaylarına üye hâkime yapılabilecek şekilde dosya havale edilmemesi,
54- Duruşmalarda, davalı idareleri temsil eden hazine avukatlarının temsile yetkili olduklarına dair görevlendirme listelerinin mahkemelerde bulundurulmadığı öğrenilmiştir.
*18.01.1943 gün ve 5307 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe 4353 sayılı Maliye Vekâleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Davalarının Takibi Usulüne ve Merkez ve Vilayetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanunun 19’uncu maddesinde, dava ve icra işlerinde temsil salahiyetini haiz bulunanların bir listesinin merkezde Muhakemat Umum Müdürlüğünce ve vilayetler ve kazalarda muhakemat müdürleri ve olmayan yerlerde defterdar ve mal müdürleri tarafından o yerin Cumhuriyet Başsavcılığına verileceği, başsavcılıkça bu listelerin bir nüshasının mahkemelere ve icra müdürlüklerine gönderileceği, belirtilmiş olup, aynı maddenin üçüncü fıkrası ve Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 30.01.2006 gün ve 106 sayılı genelgesi uyarınca, listeye kayıtlı olanlar herhangi bir vekâlet veya yetki belgesi sunmak zorunda olmadıklarından, bu listelerin duruşmaya katılanların yetkisinin belirlemek açısından bulundurulması veya temini yoluna gidilmesi gerektiğinin bilinmesi,
55- Mahkemede genelgeler dosyasının bulunmadığı, intikal eden genelgelerin muhtelif dosyalarda muhafaza olunduğu belirlenmiş, denetim sırasında mevcut genelgeler tasnif ettirilerek bir kartonda toplattırılmıştır.
*İdarî Yargı Kalem Yönetmeliği’nin 33 üncü maddesinde mahkemelerde tutulması zorunlu olarak belirtilen “Genelgeler Dosyası”nın, aynı Yönetmeliğin 44 üncü maddesinde açıklandığı şekilde, mahkemeye gelen genelgelerin saklanması için kullanılmasının ve intikal eden tüm genelgelerin bu kartonda saklanmasının ihmal edilmemesi,
DİLEKÇE - İLK İNCELEME
56- İmar para cezasına karşı açılan davada, dava dilekçesi ve eklerinden, işlemin davacı adına değil de üçüncü bir şahıs adına düzenlendiği açıkça anlaşılmasına rağmen, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, dosyanın tekemmül ettirilerek, işlemin davacı adına tesis edilmesi gerektiği vurgulanıp, cezaların şahsiliği ilkesinden de bahsedilerek hiç dava açmamış olan şahıs lehine, davacının ise aleyhine sonuç doğuracak şekilde iptal kararı verilerek üçüncü şahsın korunduğu yönünde izlenime neden olunduğu saptanmıştır
*Ehliyetsiz şahıs tarafından açılan davalarda, 2577 sayılı Kanunun 15/1-b maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmesi, dava açmamış olan üçüncü kişilerin korunduğu izlenimini verecek şekilde, davacı aleyhine sonuç doğurucu iptal kararları verilmesinden kaçınılması,
57- Yetkili olmayan limited şirket müdür yardımcısı tarafından imzalanmış olan dilekçeyle açılan davada, davacı şirkete tebligat yapılarak imza yetkisine haiz kişinin bizzat mahkemeye gelerek imza eksikliğinin tamamlanmasının istendiği, tebligatı takiben mahkemeye gelen şirketi temsile yetkili kişiye mahkeme kalem müdürü huzurunda kimlik tesbiti yapılmak suretiyle tutanak karşılığında dilekçeye imza attırıldığı görülmüştür.
*2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında davanın imzalı dilekçeyle açılacağı, 2 nci fıkranın (a) bendinde de taraf temsilcilerinin ad ve soyadlarının dilekçede bulunacağı belirtilmiş olup, aynı Yasanın 15/d maddesinde 3 ve 5’inci maddeye aykırılık halinde dilekçelerin reddedileceği kurala bağlandığından mahkemece yasada öngörülmeyen usuller ihdas edilmeksizin benzer uygulamalara tevessül edilmemesi,
58- Davacı vekili tarafından, birden fazla taleple açılan davada, mahkemece 2577 sayılı yasanın 15/1-d maddesi uyarınca dilekçe ret kararı verildiği halde, davacı vekilinin yenileme dilekçesinde açıkça davaları ayırmayacağını belirterek, mahkemece hüküm altına alınan yanlışı tekrarlamasına mukabil, dosyanın tekemmül ettirilerek esastan karara bağlandığı izlenmiştir.
*İdari Yargılama Usul Kanununun 15/5 maddesinde, kanunun 15/1-d maddesi uyarınca reddedilen dilekçelerde, aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususu açık olmakla, mahkemece verilen ilk kararın, şarta bağlı nihai bir karar olduğu, aynı yanlışlığın yenilenmesi şartının gerçekleşmesi halinde, mahkemenin ilk kararı ile bağlı bulunduğu ve kararından dönmesine imkan bulunmadığının, bu hususta hüküm verme yetkisinin temyiz veya itiraz merciine ait olduğunun bilinmesi,
59- 1608 sayılı yasa uyarınca para cezası verilmesine ve yolcu indirme – bindirme yasağına ilişkin belediye encümeninin kararlarının iptali istemiyle açılan davada, para cezasına ilişkin talebin adli yargının görev alanına girdiği, diğer talebin ise konusunun belirsizliği nedeniyle, kısmen görev ret kısmen dilekçe ret kararı verildiği belirlenmiştir.
*İdari Yargılama Usul Kanununun 5/1 maddesinde, maddi ve veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı aynı dilekçeyle dava açılabileceği hüküm alınmakla birlikte, görev hususu kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, farklı yargı kollarının görev alanına giren işlemler arasında usul hukukunun ilgilendiren yönüyle sebep-sonuç ve bağlılık ilişkisinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla idari yargının görev alanında kalan işlemin iptalinin usule uygun şekilde talep edilmesi halinde dahi, iki talebin birlikte karara bağlanmasına hukuken olanak bulunmadığından, bu tür taleple açılan dilekçelerin, 2577 sayılı yasanın 5/1 maddesi uyarınca reddi gerekeceğinin, ayrıca kararda kanun yolları farklı iki ayrı hüküm kurulmasına hukuken mümkün bulunmadığının, bu durumun üst yargı merciinde temyizi halinde usul hükümlerinin tatbiki açısından karışıklığa yol açacağının unutulmaması,
60- …esas sayılı dosyada davanın hasım gösterilmeden açılmasına rağmen husumet tesbiti yönünde bir karar alınmaksızın verilen ara kararında davanın Milli Eğitim Bakanlığına karşı açıldığının belirtildiği izlenmiştir.
*2577 sayılı Kanununun 15/1-c maddesi uyarınca davanın hasım gösterilmeden açılması halinde dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliği hususunda karar verilmesi gerektiğinin unutulmaması.
61- …esas sayılı dosyada davalı idarenin … tarihli savunma dilekçesinin mahkeme başkanının havalesi olmadan dosyasına konulduğu görülmüştür.
*Kalem Yönetmeliği’nin 47 nci maddesinde yer alan “Mahkemeye gelen evrakın derhal başkana sunularak havalesi yapıldıktan sonra dosyasına konulacağı ve gerektirdiği işleme tabi tutulacağı” hükmünün göz önünde bulundurulması,
62- …esas sayılı dosyada davanın ehliyetli olmayan kişi tarafından ikame olunduğu gerekçesiyle ve 2577 sayılı Kanununun 15/1-b maddesi uyarınca 30 gün içinde yeniden açılmak üzere dilekçenin ehliyetten dolayı reddedildiği görülmüştür.
*Anılan Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca dilekçenin değil davanın reddi gerektiğinin hatırdan çıkartılmaması,
63-…esas sayılı dosyada davacının 18 yaşından küçük olduğu dilekçesinden anlaşıldığı halde sınav kağıdının bilirkişiye incelettirilerek davanın ehliyet yönünden,
…esas sayılı dosyada … tarihinde tebligata tabi tutulan ve dilekçeden kanuni müddeti içinde açılmadığı anlaşılan davanın … tarihinde süreden,
Reddedildiği görülmüştür.
*2577 sayılı Kanununun 14/6 maddesi uyarınca dava dilekçesindeki eksikliklerin ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde davanın her safhasında dilekçenin reddedilmesi mümkün ise de, telafisi zor durumların ortaya çıkmaması için ilk inceleme aşamasında dosyaların daha dikkatle tetkikata tabi tutulması,
64- Avukat vekil tarafından açılan davada dilekçeye vekaletnamenin eklenmediği saptanmıştır.
*İYUK’un atıfta bulunduğu HUMK’ un 67 nci maddesinde belirtildiği üzere, vekâletnamenin aslını veya örneğini vermeyen vekilin yargılama ile ilgili hiçbir görev yapamayacağının, ancak gecikmesinde zarar umulan hallerde verilecek kesin süre içinde vekâletnamesini getirmesi koşuluyla vekilin dava açmasına veya usul işlemleri yapmasına izin verilebileceğinin, vekâletname getirilmez veya asil yapılan işleri kabul ettiğini bildirmezse davanın açılmamış sayılacağının dikkate alınması,
65- 2576 sayılı yasada 3410 yasayla yapılan değişikliği takiben vergi mahkemelerindeki davaların büyük çoğunluğunun “tek hâkim” marifetiyle karara bağlanmasına dolayısıyla mahkemelerde üye olarak görev yapan hâkimlerin iş yüklerinde artış olmasına karşılık, heyet halinde görülecek davalarda dahi ilk incelemenin üyeler tarafından yapıldığı görülmüştür.
*2577 sayılı Kanununun 14 üncü maddesinde belirtildiği gibi, ilk incelemenin mahkeme başkanlarınca da yapılabileceğinin, işlerin verimli yürütülmesini sağlamanın mahkeme başkanlarının görevleri cümlesinden olduğunun, mahkemelerde iş yükünün başkan ve üyeler birlikte mütalaa edilmek suretiyle adil ve dengeli dağılması gerektiğinin unutulmaması,
66- …esas sayılı dosyada, konusu adlî yargının görev alanına giren bir uyuşmazlık olan davanın görev yönünden reddine karar verilerek dosyanın adlî yargı mahkemesine gönderilmesinin hükme bağlandığı belirlenmiştir.
*2577 sayılı İYUK’ un 14/3-a ve 15/1-a madde hükümleri mucibince bu gibi durumlarda sadece davanın reddine karar verilmesiyle yetinileceği ve dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi hususunda herhangi bir karar ittihazının söz konusu olamayacağı hususunun unutulmaması.
67- …esas sayılı dosyada davalı belediyenin … tarihli savunma dilekçesi ile vaki görev itirazı hakkında henüz bir karar verilmediği tespit edilmiştir.
*İdarî Mahkemelerde dilekçe ve savunma evresi tamamlanmadan yapılmış olan görevsizlik itirazları hakkında 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kanununun 10 ve devamı maddeleri hükümleri doğrultusunda işlem ifası,
68- Dava dilekçeleri ve ekleri üzerindeki ilk incelemelerde yeterince dikkatli davranılmadığı,
Bu cümleden olarak;
-Davalı veya davacı vekilinin dilekçe ekinde vekaletnamesi bulunmadığı halde, dilekçenin işleme konulduğu
-Davacıya ait olmayan vekaletnameyle sunulan dilekçenin işleme konulduğu,
-İmzasız dava dilekçesinin işleme konulduğu
-Davacı tarafından bir avukat vekil tayin edildiği halde, dava dilekçesinin iki avukat tarafından imzalanmış olduğu, nitekim 11/02/2005 tarihli dilekçenin yetkisiz avukat tarafından sunulduğu ve nihai kararda da, sadece bu avukatın ismine yere verildiği
-Dava dilekçesi ekinde vekaletname olmadığı halde dilekçede gösterilen avukatlara tebligat yapıldığı,
-Davacı şirket vekilince başka bir avukata yetki verildiği, ancak vekaletnamenin aslı dosyaya sunulmadığı halde dilekçenin işleme konulduğu,
Gözlenmiştir.
*2577 sayılı Yasanın 3’üncü maddesinde idari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı kuralına yer verildiğinden, imzasız dilekçelerin işleme konulamayacağının hatırdan çıkarılmaması,
2577 sayılı Yasanın 31’inci maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 67’nci maddesi uyarınca, vekâletnamenin aslını veya örneğini vermeyen vekilin dava açamayacağı ve yargılama ile ilgili hiçbir görev yapamayacağının, ancak gecikmesinde zarar umulan hallerde mahkemenin vereceği kesin bir süre içinde vekâletnamesini getirmek şartıyla vekilin dava açmasına veya usul işlemleri yapmasına izin verilebileceğinin ve yetki belgesi ile vekâletnamenin aslının birlikte ibrazı gerektiğinin unutulmaması,
69- Vekil eliyle açılan davalarda, dilekçe ekinde sunulan vekâletname veya yetki belgelerinde vekâlet pulu bulunmadığı belirlenmiştir.
*1136 sayılı Avukatlık Kanununun 4667 sayılı Kanun’la değişik 27’nci maddesi ile avukat vekâletnamelerine pul yapıştırılması esası getirilmiş ve maddenin 3’ üncü fıkrasında, avukatlarca vekâletname sunulan mercilerin, pul yapıştırılmamış veya pulu noksan olan vekâletname ve örneklerini kabul edemeyecekleri, gerektiğinde ilgiliye on günlük süre verilerek bu süre içinde pul tamamlanmadıkça vekâletnamenin işleme konulmayacağı,
Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 18’inci maddesinde de, vekâletname ve yetki belgesinin asıl ve örnekleri ibraz edilirken vekâletname pulu yapıştırılmasının zorunlu olduğu belirtilmiş olup, yukarıda zikredilen maddede avukatlarca vekâletname sunulan mercilerin pul yapıştırılmamış veya pulu noksan olan vekâletname örneklerini kabul edemeyeceği kurala bağlanırken hiçbir kurum ve kuruluş bu uygulamadan ayrık tutulmadığından, anılan hükümler uyarınca, harçtan muaf idarelerde dâhil olmak üzere pul yapıştırılmamış vekâletname veya yetki belgeleri ile verilen dilekçelerin bundan böyle işleme konulmaması, daha önce bu şekilde pulsuz veya noksan pul ile verilmiş vekâletnamelerdeki noksanlıkların da giderilmesi,
70- Davacı anonim ve limited şirketler ile kooperatif temsilcileri tarafından açılan veya bu kimselerce şirket adına vekâlet verilmiş olan dosyalarda, şirketi temsile ilişkin belgeler sunulmamış olduğu halde, dilekçelerin işleme konulduğu müşahede edilmiştir.
*Türk Ticaret Kanunu’nu 317’nci maddesinde “anonim şirket idare meclisi tarafından idare ve temsil olunur” kuralına yer verilmiş olup, aynı kanunun 319’uncu maddesinde de “esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları arasında taksim edilip edilmeyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağı tesbit olunur. İdare meclisinin en az bir âzasına şirketi temsil salâhiyeti verilir” kuralına yer verildiği,
Türk Ticaret Kanununun 540’ıncı maddesinde “limited şirketlerde aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar. Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir.” hükmü yer almış olduğu,
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 55’inci maddesinde ise, kooperatiflerin yönetim kurullarınca temsil edileceği, yetki devrini düzenleyen 58’inci maddesinde de anasözleşmede genel kurula veya yönetim kuruluna kooperatifin temsilini birkaç müdüre veya yönetim kurulu üyesine tevdi etmek yetkisi verebileceği düzenlendiğinden,
Şirketlerin taraf olduğu davalarda doğrudan dava açan veya vekâlet veren kimselerin mevcut mevzuat hükümleri uyarınca temsile yetkili olduklarına dair belgelerin dilekçe ekinde bulunması gerektiği, aksi halde bu kimselerce imzalanmış dilekçelerin veya şirket adına verdikleri vekâletnamenin işleme konulamayacağının unutulmaması,
71- Baro başkanlığınca açılan davada, dava dilekçesinde ve cevap dilekçelerinde imzası bulunan Baro Başkan Yardımcısının, vekâletname veya yetki belgesi sunmamış olduğu gözlenmiştir
*1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 97’nci maddesi uyarınca, baroyu temsil yetkisi baro başkanına ait olup, aynı yasanın 100’üncü maddesi gereğince, baro başkan yardımcısı ancak başkanın yokluğunda başkana ait yetkileri kullanabileceğinden, bu kişilerin, bir vekâletname sunmadan başkan yardımcısı sıfatıyla mahkemeler nezdinde kendi meslek kuruluşunu temsil edemeyeceği, dava açamayacağı, cevap dilekçesi sunamayacağı ve duruşmalara katılamayacağının bilinmesi,
72- Dilekçeler üzerinde yapılacak ilk incelemelerde gecikmeye düşüldüğü gözlenmiştir.
*2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15/4 maddesinde, “3 üncü fıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç on beş gün içinde sonuçlandırılır” kuralına yer verildiğinden ilk incelemeye dair muamelelerin yasal süresinde tamamlanmasında gereken hassasiyetin gösterilmesi,
73- Davacı Derneği temsilen dava açan başkan yardımcısının sunduğu dilekçenin, işleme konulmuş olduğu belirlenmiştir.
*Türk Medeni Kanunu’nun 85’inci maddesinde, derneği yönetim kurulunun temsil edeceği, temsil görevinin yönetim kurulunca üyelerden birine veya bir üçüncü kişiye verilebileceği kurala bağlanmış olduğundan, başkan yardımcısının yetkisini tevsik etmeksizin dernek adına dava açamayacağının bilinmesi,
74- Servis işletmeciliği yapan davacılardan güzergâh harcı istenilmesine dair … Büyükşehir Belediye Meclisi kararının iptali istemiyle tek dilekçe ile açılan davada, 2577 sayılı Kanunun 14/3 maddesine göre inceleme yapmanın hukuken imkânsız olduğu gerekçesiyle aynı Kanunun 5/2 inci maddesi uyarınca dilekçe ret kararı verildiği gözlenmiştir.
*2577 sayılı Kanunun 5/2 nci maddesine göre müşterek dilekçe ile dava açılabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin de aynı olması yeterli olduğundan, başka bir gerekçe ile dilekçe ret kararı verilmesinden kaçınılması,
75- Dava dilekçesinin aslının imzalı olduğu gözetilmeden, ikinci nüshasının imzasız veya fotokopi imza olduğu gerekçesiyle dilekçe ret kararı verildiği gözlenmiştir.
*2577 sayılı Kanunun 3/1 inci maddesinde, idarî davaların, Danıştay, idare ve vergi mahkemelerine hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı hükmüne yer verilerek dilekçe aslının imzalı olması yeterli kabul edilmiş olup, yargılamayı uzatacağı gözetilerek bu tür konularda dilekçe ret kararı verilmesinden kaçınılması,
76- Heyetli dosyada, davacı şirketten imza sirkülerinin 2577 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine göre başkanlık tezkeresiyle istenildiği görülmüştür.
*2577 sayılı İYUK’ un 20/1 maddesinin, mahkemelerin belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflar ve ilgili yerlerden isteyebileceklerine, bu husustaki kararların, ilgililerce süresi içinde yerine getirileceğine dair hükmü uyarınca, bilgi ve belgelerin başkanlık tezkeresi ile değil, ara kararı ile temin edilmesi, Kanunun 6 ncı maddesinin sadece harç ve posta ücreti için uygulanacağının unutulmaması,
77- 5326 sayılı Kabahatler Kanununun yürürlüğünden önce alkollü araç kullanıldığından bahisle kesilen para cezası ve sürücü belgesinin geçici süreyle geri alınmasına ilişkin davada, para cezası ve sürücü belgesinin geçici süreyle alınması arasında sebep sonuç ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre dilekçe ret kararı verildiği saptanmıştır.
*Para cezası ve sürücü belgesinin geçici süreyle geri alınmasına ilişkin işlemler, alkollü araç kullanılması nedeniyle tesis edildiğinden, bu iki işlem arasında sebep sonuç ilişkisi bulunmadığından bahsedilemeyeceği cihetle bu gibi durumlarda 2577 sayılı kanunun 5 inci maddesine göre dilekçe ret kararı verilemeyeceğinin hatırdan çıkarılmaması,
78- Farklı yıllar için tarh edilen katma değer vergilerine karşı tek dilekçe ile açılan davanın tekemmüle tabi tutulduğu anlaşılmıştır.
*Aralarında maddi ve hukuki bağ bulunmayan farklı yıllara ilişkin katma değer vergisine karşı ayrı ayrı dava açılması gerekirken tek dilekçe ile açılan davada, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 5 inci maddesine göre dilekçe ret kararı verilmesi gereğine uyulması,
79- 2577 sayılı kanunun 3 ve 5 inci maddelerine göre verilen dilekçe ret kararlarında, “temyizi veya itirazı kabil olmak üzere” şeklinde kanun yolu gösterildiği saptanmıştır.
*Dilekçe ret kararları üzerine temyiz veya itiraza başvurulması, dilekçenin yenilenme süresini kesmeyeceğinden, bu tür kararlara karşı başvuru yolu gösterilerek ilgililerin hak kaybına uğramasına sebebiyet verilmemesi,
80- Kesinleşen iptal davasının sonucuna dayalı olarak açılan tam yargı davasının, dosya evveliyatının …. İdare Mahkemesi’nde görüldüğünden bahisle, dosya esas kaydının kapatılarak ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verildiği izlenmiştir.
*İYUK’ un 15 inci maddesinin 1/a bendi uyarınca, idarî yargının görevli olduğu konularda, görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev ve yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesi mümkün ise de, kesinleşen iptal davası sonucuna göre bir işlemin icrasından doğan zararın tazmini istemiyle açılan tam yargı davalarının, birden fazla idare mahkemesinin bulunduğu yerlerde iptal davasına bakan mahkeme dışındaki mahkemede açılması halinde, anılan davanın bu mahkemede görülüp sonuçlandırılmasına aynı Kanun’un 36 ncı maddesi ile herhangi bir engel getirilmemiş olduğuna uygulamada dikkat edilmesi,
81- Noter satış sözleşmesiyle sattığı araca ilişkin mükellefiyet kaydının silinmesi ve varsa motorlu taşıtlar vergi borçlarının kaldırılması istemiyle vergi dairesi müdürlüğüne yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davada, söz konusu başvuru düzeltme şikayet kapsamında değerlendirilerek Maliye Bakanlığına başvurulması gerektiğinden bahisle merciine tevdi kararı verildiği tespit edilmiştir.
*Ortada tahakkuk etmiş bir vergi borcu bulunmayıp dilekçe içeriğine göre motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyetinin silinmesi isteminin reddine yönelik olan davalı idare işlemi, davacının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi kapsamında yaptığı başvurusu üzerine tesis edilmiş bir işlem olarak değerlendirilip işin esasına girilmesi gerekirken, düzeltme şikâyet hükümleri uyarınca merciine tevdi kararı verilmesinin yerinde olmadığının göz önünde bulundurulması,
82- Davacının maliki olduğu taşınmazları kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca imar düzenlemesi yapılmasına ilişkin parselasyon işlemi ile bu işlemin dayanağını teşkil eden imar planının iptali istemiyle açılan davada, önce birden fazla ve farklı adalarda bulunan taşınmazlara ilişkin olarak ayrı ayrı dava açılması gerekirken tek dilekçe ile dava açıldığından bahisle dilekçe ret kararı verildiği, davacının dilekçeyi yenilemesi üzerine bu kez imar planı ile parselasyon işlemleri arasında maddi ve hukuki birliktelik olmadığından bahisle tekrar dilekçe ret kararı verildiği görülmüştür.
*Birden fazla dilekçe ret sebebi var ise dilekçe ret kararında sebeplerinin tümünün birlikte değerlendirilmesinin usul edinilmesi, aksi davranışın usul ekonomisine aykırı olarak gereksiz zaman ve emek israfına neden olduğunun unutulmaması,
83- Dava dilekçesinde davacılardan birinin soyadının yanlış yazıldığının anlaşılması üzerine yanlışlığın düzeltilmesi amacıyla ara kararı yapılarak davacı vekilinden iki nüsha dava dilekçesi istenildiği anlaşılmıştır.
*2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2. fıkrasının (a) bendinde taraf ve varsa temsilcilerinin ad ve soyadlarının dilekçede bulunacağı belirtilmiş olup, aynı Yasa’nın 15/d maddesinde 3 ve 5. maddeye aykırılık halinde dilekçelerin reddedileceği kurala bağlandığından mahkemece yasada öngörülmeyen usuller ihdas edilmeksizin benzer uygulamalara tevessül edilmemesi,
84- Davacı taraf vekillerince tanzim edilerek onaylanmış olan vekâletnamelerle açılan dilekçelerin işleme konulmuş olduğu belirlenmiştir.
*2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulüü Muhakemeleri Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca vekâletnamenin aslını veya onaylı örneğini vermeyen vekilin dava açamayacağı ve yargılama ile ilgili hiçbir görev yapamayacağı cihetle, avukat vekil tarafından tanzim edilerek onaylanmış vekâletnamenin işleme konulamayacağının gözden kaçırılmaması,
85- Sınır tesbitine yönelik işlemin iptali istemiyle açılan davada köy tüzel kişiliğinin hasım mevkiine alındığı izlenmiştir.
*Sınır tesbitine yönelik işlem tesis etmeye yetkili olmayan köy tüzel kişiliğinin bu tür davalarda, ya davacı, ya da müdahil konumunda olabileceğinin hatırlanarak husumet mevkiine alınmaması,
86- Davacının internet sayfasından adına motorlu taşıtlar vergisi tahakkuk ettirildiğini öğrenmesi üzerine bir çıktı alarak bu tahakkukun iptali istemiyle açmış olduğu davada, hakimlerden birisi tarafından “verginin tahsili maksatlı kesin ve icrai bir işleme karşı dava açılması gerekirken, mükelleflerin bilgilendirilmesi amaçlı kesin ve icrai niteliği bulunmayan internet sayfasında yayınlanan listeye karşı açılan davanın reddine” karar verildiği müşahede edilmiştir.
*Motorlu taşıtlar vergisinin tahakkuk etmesiyle kesin ve yürütülebilir bir işlem niteliği kazanacağı açık olduğundan, bu verginin her hangi bir şekilde öğrenilerek dava açılabilmesi mümkündür. Bu itibarla işin esasının incelenmesi gerekirken, kesin ve yürütülebilir işlem bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair karar verilmesinin uygun olmadığının hatırdan çıkarılmaması,
87- Dava konusu uyuşmazlıkların yanlış nitelendirildiği ya da eksik hüküm kurulduğu,
Bu cümleden olarak;
-Davacı tarafından,…. ilinden … İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine,…. İlçesi …. İlköğretim Okulundan…. Köyü İlköğretim Okuluna, bu okuldan… Merkez İlköğretim Okuluna yapılan üç atamaya yönelik yolluk talebinin reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davanın, … il Milli Eğitim Müdürlüğüne bilahare … İlçesinden…. Merkez …. İlköğretim Okuluna atanmasına yönelik yolluk talebinin reddine dair işlem olarak nitelendirilerek hüküm kurulduğu,
- Davacı tarafından … İlinden…. İline atanması nedeniyle hak ettiği yolluğun tarafına ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davanın, … ilinden …. il emrine atanması nedeniyle yolluğun tarafına ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlem olarak nitelendirilerek karar verildiği,
- Davacının taşınmazını kapsayan alanda imar planı yapılmasına ilişkin belediye meclisi kararı ile bu karara dayanılarak parselasyon yapılmasına dair belediye encümeni kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, sadece parselasyon işlemi yönünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verildiği
Saptanmıştır.
*Dava dilekçelerinin daha dikkatli tetkike tabi tutularak istem özetlerinin eksiksiz ve doğru tanımlayacak biçimde oluşturulması ve değerlendirilmesi hususunda gerekli özenin esirgenmemesi,
88- Davacı tarafından SSK Ek Ödeme Yönergesinin bazı maddelerinin Danıştay 11.Dairesince iptal edildiğinden bahisle 15.09.2003-19.02.2005 tarihleri arasında hak ettiği 215,00 YTL’nin yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılan tam yargı davasında ek ödeme tutarının ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin eklenmesine rağmen, bu işlemin iptalinin istenilmediği gerekçesiyle dilekçe ret kararı verildiği müşahede edilmiştir,
*Ek ödeme tutarının ödenmemesine ilişkin işlem dolayısıyla uğranılan zararın tazmini istemiyle usulüne uygun şekilde açılan tam yargı davasının, dilekçe ret kararı ile iptal davasına dönüştürülmesinin zorlanamayacağının unutulmaması,
89- 2577 sayılı Kanunun 3. ve 5. maddesine göre verilen dilekçe ret kararı üzerine, davacı tarafından yenilenen dilekçede, 3. maddeye ilişkin aykırılıklar giderilmesine karşın “yenilenen dilekçede aynı yanlışlıkların yapıldığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği belirlenmiştir.
*2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 5. bendine göre davanın reddine karar verilebilmesi için ilk dilekçe ret kararında belirtilen aykırılıkların yenilenen dava dilekçesinde de aynen tekrarlanması gerektiğinden, bir kısım aykırılıklar giderildikten sonra yenilenen dilekçe ile açılan davada, hak kayıplarına neden olmaması bakımından davanın reddedilmesi yerine yeni bir dilekçe ret kararı verilmesinin daha uygun olacağının gözden ırak tutulmaması,
HARÇ
90- Adlî yardım talebi reddedilen davacıdan posta pulu avansı ve harç istenilmeden dilekçe ret kararı verildiği izlenmiştir.
*Harçlar Kanununun 27 nci maddesinde, (1) sayılı tarifede yazılı maktu harçların ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödeneceği belirtilmiş, aynı Kanunun 32 nci maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı hükmüne yer verilmiş olması nedeniyle harçları tamamlanmadan dosya hakkında herhangi bir karar tesis edilmemesi,
91- Taraflarca evraklardan onaylı fotokopi (suret) alındığı halde, suret harcının tahsil edilmemiş olduğu tespit edilmiştir.
*492 sayılı Harçlar Kanununa ek (1) sayılı Tarifenin D/I-b maddesi uyarınca, Mahkeme ve merci zabıtnameleri ve diğer evrakın beher sayfasının suretlerinden (Tasdikli fotokopiler dahil) harç tahsil edileceğinden, dava dosyasından ilgililerine verilen ve tasdiki talep edilen örneklerden sûret harcı alınması gerektiğinin bilinmesi,
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 46’ncı maddesi uyarınca, avukatın onanmasını istemediği örnekler harca tâbi olmadığından (mahkemece tanzim edilmiş olan evraklar hariç) bu evraklar için harç tahsilatı yapılmaması gerekeceğinin hatırda tutulması,
92- Yürütmenin durdurulması istemli olarak açılan davada, başvurma ve karar harcı ile …TL posta avansının yatırılmış olmasına karşın, başkanlık tezkeresiyle istenilen …TL posta avansı ile yürütmenin durdurulması harcının yatırılmaması üzerine 2577 sayılı kanunun 6/4 üncü maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği gözlenmiştir.
*2577 sayılı Kanunun 6/4 üncü maddesine göre, “harcı veya posta ücreti verilmeden veya eksik harç veya posta ücretiyle açılan davadan” anlaşılması gereken, davanın görülmesi için icabeden başvurma ve karar harcı ile posta avansının tebliğ işlemlerinin yapılmasını engelleyecek şekilde az veya hiç yatırılmamasıdır. Yürütmenin durdurulması harcının ödenmemesinin müeyyidesi ise bu hususta karar verilmemesi olacağından, bu gibi durumlarda “davanın açılmamış sayılmasına” dair karar verilmesi yönündeki uygulamadan vazgeçilmesi,
93-...... esas sayılı dosyada, dava açılırken gerekenden fazla yatırılan harcın iadesi hususunda hüküm kurulmadığı,
“Davanın kabulüne, tarhiyatın terkinine” ilişkin kararlarda, nihai hükmün tebliğine ilişkin masrafların davalıya yükletilen yargılama gideri tutarına dâhil edilmediği gözlenmiştir.
*492 sayılı Harçlar Kanununun 31, Kalem Yönetmeliğinin 68. maddeleri uyarınca, peşin alınan harcın işin bitiminde ödenmesi gerekenden fazla olan miktarının istek halinde davacıya geri verilmesinin hüküm fıkrasında belirtilmesi lüzumunun usul ittihazı,
*Öte yandan, 2577 sayılı Kanununun 6 ve 60. maddeleri gereğince, davacılar tarafından peşin olarak ödenen posta ücretinden karşılanan nihai kararın tebliğ masraflarının da aleyhine hüküm verilen davalıya yükletilmesi gerektiğinin badema gözden uzak tutulmaması,
94-….Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek gönderilen....esas sayılı dosyada, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün Askeri Yüksek İdare mahkemesinin görevine girdiğinden bahisle davanın görev yönünden reddine karar verildiği halde karar harcının alınmadığı anlaşılmıştır.
*492 sayılı Harçlar Kanununa ek (1) sayılı tarifede, mahkemelerin yetkisizlik veya görevsizlik kararı vermeleri sebebiyle, yetkili veya görevli mahkemeye yeniden başvurulması halinde sadece başvurma harcının alınmayacağının hükme bağlandığı, bu itibarla adlî ve idarî yargıdan görevsizlik kararı ile gelen uyuşmazlıkların çözümünde davanın görev yönünden reddedilmesi durumunda karar harcının alınması gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,
95-.......Esas numaralı olup ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davalar esastan, ...... esas sayılı da süreden reddedildiği halde nisbî ilam harcına hükmedildiği tespit olunmuştur.
*492 sayılı Kanun’a ek, Vergi Yargısı harçlarıyla ilgili (3) sayılı Tarifeye göre “nispî harç” tarhiyata karşı mükellefin dava açması halinde karar altına alınan vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile bunlara bağlı zam ve cezalar üzerinden tahsil edileceğinden, ödeme emri gibi tarhiyata değil tahsile ilişkin davalar ile uyuşmazlık konusu verginin karar altına alınmayıp davanın süreden reddedilmesi durumları yasa gereği “maktu harç” hükmedilmesi zorunluluğunun göz önünde tutulması,
96-.....Esas sayılı dosyalarda avukat tarafından onaylanmış vekaletname örneklerinden harç alınmadığı görülmüştür.
*492 sayılı Harçlar Kanuna ekli (1) sayılı Tarifenin 2/d-c maddesi mucibince avukatlarca tasdikli vekâletname suretlerinin harca tabi kılınması gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması, söz konusu eksikliklerin de giderilmesi,
97-.......esas sayılı dava dosyalarında olduğu gibi bazı erteleme kararlarında 492 sayılı Harçlar Kanununun 12. maddesi uyarınca celse harcına hükmedildiği saptanmıştır. (Vergi mahkemesi için)
*Anılan yasaya ekli (3) sayılı tarifede yazılı olan işlemlerin ancak vergi yargısı harçlarına tabi bulunacağı esasından hareketle tarifede celse harcına yer verilmeyen bu tür muamelelerin bundan böyle haçlandırılmaması,
98- .....esas sayılı dosyada davacının yürütmenin durdurulması yolundaki ikinci isteminin yürütme harcı alınmaksızın karara bağlandığı anlaşılmıştır.
*Danıştay Dava Daireleri Kurulunun 12.12.1980 tarihli prensip kararı ile 492 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tarifenin Mahkeme harçlarıyla ilgili bölümünün III/2-d bendi mucibince her yeni yürütmenin durdurulması isteminde yeniden harç alınması gerektiğinin bilinmesi,
99- Davayı kaybeden belediye aleyhine ilam harcına hükmedilmediği dolayısıyla söz konusu harcın tahsili için de harç tahsil müzekkeresi düzenlenmediği gözlenmiştir.
*Harç muafiyeti bulunmayan kamu idareleri aleyhine, kaybettikleri her dava için ilam harcına hükmedilmesi gerektiğinin bilinerek 492 sayılı Yasanın 55 ve 130 uncu maddeleri hükümleri doğrultusunda belediye özel idare vergi, resim ve harçlarına ilişkin uyuşmazlıklarda harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesinin usul edinilmesi, harç tahsil müzekkeresinin tarih ve sayısının esas defterinin düşünceler sütununa işlenmesi için itina gösterilmesi,
100-.....esas sayılı dava dosyalarında müdahale talebini havi dilekçelerin harçlandırılmadığı,
tam yargı davalarında mütebaki harç tahsil edilmeden ilamın tebligata çıkarıldığı görülmüştür.
*492 sayılı Harçlar Kanununun 1 sayılı Tarifesinin 2588 sayılı Kanunun 14. maddesiyle değişik A-1 bendi uyarınca davaya müdahalede başvurma harcının alınması, ayrıca aynı yasanın 28. maddesinin (a) fıkrasındaki karar ve ilam harcı ödenmedikçe ilgiliye ilam verilmeyeceğine dair hüküm uyarınca tam yargı davalarında karar harcı tamamen tahsil edilmedikçe ilamın tebligata çıkarılmaması,
101- ...esas sayılı dosyada, duruşmanın davacı vekilinin rahatsızlığı sebebiyle ertelenmesine karar verildiği halde celse harcının alınmadığı anlaşılmıştır.
*492- sayılı Kanununun 12. ve ekli (1) sayılı tarifenin A/11-2 bendi hükmü ile Danıştay İçt.Bir.Kur.27.2.1953 günlü E.1953/2, K.1953/13 sayılı kararı gereğince taraflar veya vekillerince ertelenmelerine sebebiyet verilen celselerden harç alınması gerektiğinin unutulmaması,
102- Ehliyetli şahsın avukat olmayan vekili marifetiyle açılan davada dilekçenin reddine karar verildiği halde, yenilenen dava dilekçesinin harçlandırılmadığı,
2577 sayılı Kanununun 15/1-d maddesine göre dilekçenin reddine karar verildiği halde, yeniden açılacak davalardan birinin harçlandırılmaması yolunda karar ittihaz edildiği,
Belirlenmiştir.
*2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 3. bendi mucibince, dilekçenin aynı Kanunun “İdarî davaların açılması” başlıklı 3. maddesine uygun olmaması dolayısıyla reddi üzerine yeniden verilecek dilekçeler için ayrıca harç alınamayacağının, dilekçenin bunun dışındaki sebeplerle reddi durumunda ise yeniden harç alınması gerektiğinin unutulmaması,
103-.......esas sayılı dosyada, adlîye mahkemesinin görevden ret kararı üzerine açılan davada başvurma harcı alındığı görülmüştür.
*492 sayılı Harçlar Kanuna ek (1) sayılı tarifenin A/1maddesinde, mahkemenin yetkisizlik veya görevsizlik kararı vermesi sebebiyle yetkili veya görevli mahkemeye yeniden başvurulması halinde bu harç alınmaz kuralı öngörüldüğünden, görevden ret üzerine açılan davalarda başvurma harcının alınmaması,
104- Belediye başkanının onayını taşıyan vekâletnamelerden tasdik harcı alındığı müşahede edilmiştir.
HUMK’ un 65 inci maddesi ile Maliye Bakanlığının 6.2.1988 gün ve 22232314–63/4797 sayılı Genelgesi uyarınca resmi daire (bu meyanda belediyeler) vekillerine mensup oldukları daire amiri tarafından verilen vekaletnamelerin bizzat avukat olan vekil değil idarece tasdik edilmiş suretlerinden harç alınmayacağının hatırlanması,
105- Asker şahıs tarafından açılan davada harç alındığı müşahede olunmuştur.
*492 sayılı Kanununun 14 üncü maddesine göre, erler, onbaşılar ve çavuşların adlîye işlemlerinden ötürü harçtan muaf olduklarına dikkat edilmesi,
106-.....sayılı dava dosyalarında harç tahsil müzekkerelerinin mahkeme yazı işleri müdürü tarafından tanzim ve imza ile Vergi Dairesi Müdürlüğüne gönderildiği görülmüştür.
*2576 sayılı Kanunun 9/2 maddesi uyarınca mahkeme başkanına verilen bu yetkinin yerinde kullanılmasına özen gösterilmesi,
107- Yargılamanın yenilenmesine ilişkin başvuru üzerine, dilekçelerin karşılıklı tebliğe (replik-düplik) tabi tutulması suretiyle dosya tekemmül ettirildikten sonra yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verildiği, bu kararda, başvurma harcının yargılama giderleri arasında gösterildiği gibi karar harcına da hükmedildiği,
Yürütmenin durdurulması istemli olarak verilen yargılamanın yenilenmesi dilekçesi üzerine, yürütmenin durdurulması isteminin savunmadan sonra incelenmesine dair ara kararı verildiği, savunma gelmeyince verilen kararın tutanağında dava ret, gerekçeli kararda ise yargılanmanın yenilenmesi isteminin reddine şeklinde yazıldığı,
Tesbit edilmiştir.
*2577 sayılı Kanunun 55/2 maddesi mucibince, yargılamanın yenilenmesi talebi hakkında karar verilebilmesi için karşı tarafın savunmasının alınmasının yeterli olduğunun,
Yargılanmanın yenilenmesi isteminin bir dava olmadığı, bu istemin kabulü halinde davaya devam edileceği için bu konuda yürütmenin durdurulması gibi bir müessesenin bulunmadığının, yargılanmanın yenilenmesi isteminin reddi ile davanın reddi arasında sonuçları bakımından çok büyük farkların bulunduğunun,
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 10 uncu maddesine göre, ancak iade-i muhakeme talebinin kabulü üzerine cereyan edecek davalar yeni harca tabi olacağından, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi halinde harca hükmedilemeyeceğinin unutulmaması,
108- Yürütmenin durdurulması hakkında karar verildiği halde, nihai kararda yürütmenin durdurulması harcına hükmedilmediği,
Yürütmenin durdurulması hakkında karar verilmediği halde yargılama giderleri arasına yürütmenin durdurulması harcının dahil edildiği,
Belirlenmiştir.
*Kararlarda taraflara yüklenen yargılama giderlerinin hesaplanması sırasında daha dikkatli davranılması, 492 sayılı Harçlar Kanununun 1 sayılı tarifesinin A/III-2c fıkrasında, icranın tehiri kararlarından harç alınacağı belirtildiğinden, yürütmenin durdurulması istemleri hakkında karar verilmemesi durumunda alınan harcın iadesine hüküm kurulması, yürütmenin durdurulması isteklerinin karara bağlanması halinde ise peşin alınmış bulunan yürütmenin durdurulması harçlarının da yargılama giderlerine dâhil edilmesinin unutulmaması,
109- Danıştay bozma kararında karar harcı ile fazla yatırılan başvurma harcının temyiz isteminde bulunan idareye iadesine karar verildiği halde, mahkemece bozmaya uyma suretiyle verilen kararda, söz konusu harçların davacı tarafından davalı idareye ödenmesine hükmedilerek davacının fuzuli yargılama giderlerine mahkûm edildiği saptanmıştır.
*Danıştay’ca temyiz aşamasında hüküm altına alınarak kesinleşen yargılama giderlerinin, mahkemece yeniden karar altına alınması uygulamasından vazgeçilmesi,
110- Süre ret kararında karar harcına hükmedilmediği, buna mukabil yargılama giderlerinin fazla gösterildiği izlenmiştir.
*İYUK.’nun 15/3 üncü maddesi hükmü ile sadece aynı Kanun’un 3 üncü maddesine uygun olmayan dilekçelerin reddi üzerine yapılacak yenilemelerde harç alınmayacağı düzenlenmiş olup, bunun dışında verilen nihai kararlardan karar harcına hükmedilmesi gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması, kararlarda yargılama giderlerinin doğru ve noksansız olarak belli edilmesine önem verilmesi,
111-….Belediye Başkanlığı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan ve retle sonuçlanan davada hükmedilen maktu karar harcının tahsili için vergi dairesi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verildiği saptanmıştır.
*Harç tahsil yetkisi bulunan vergi dairesi müdürlüğü davada taraf olduğundan hükmedilen ilâm harcının tahsili amacıyla ayrıca müzekkere yazılmasına gerek bulunmadığı,
112- Özel usulsüzlük cezasının iptali talebiyle açılan dava reddedildiği halde nispi karar harcına hükmedilmediği tespit edilmiştir
*492 sayılı Harçlar Kanununa ek, vergi yargısı harçlarıyla ilgili (3) Sayılı Tarifeye göre, tarhiyata karşı mükellefin dava açması halinde karar altına alınan vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile bunlara bağlı zam ve cezalar üzerinden nispi harç alınacağının hatırlanması,
YÜRÜTMENİN DURDURULMASI
113- Sağlık Bakanlığı husumetiyle açılan davada……….günlü kararla yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği ve karar taraflara tebliğ edildiği halde, günlü kararla husumet düzeltilmek suretiyle Milli Eğitim Bakanlığının hasım konumuna alınması üzerine tarihinde ikinci kez yürütmenin durdurulması talebi hakkında karar verildiği görülmüştür.
*2577 sayılı yasanın 27’nci maddesi uyarınca bir işlem hakkında yürütmenin durdurulabilmesi için açıkça hukuka aykırılık ve telafisi imkânsız zararın bulunması koşullarının bir arada bulunması gerektiği ve mahkemece her iki koşulun da oluşmadığı nedeniyle yürütmenin durdurulması isteminin reddedilmesi karşısında, istemin yeniden ele alınmasını gerektirir bir neden bulunmadığı gibi, yeni bir talep olmadıkça karara bağlanmış olan bir talebin aynı mahkemece yeniden ele alınmasına imkân veren bir usul hükmü bulunmadığının bilinmesi,
114- …Esas sayılı dosyada teminat konusu meskût geçilerek yürütmenin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
*2577 sayılı Yasanın 27/5 maddesi uyarınca, yürütmenin durdurulması kararlarının teminat karşılığında verileceği, ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabileceği, esası karşısında teminata hükmedilmiyorsa bunun kararda belirtilmesi gerektiğinin bilinmesi,
115- ..Esas sayılı dosyalarda davacılar tarafından dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulması istenildiği halde, söz konusu istemlerin dosyaların tekemmülünden sonra karara bağlandığı müşahede edilmiştir.
*İYUK’ un 27. maddesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun öncelikle bakılacak işler ile ilgili kararı doğrultusunda, yürütmenin durdurulmasına ilişkin istemlerin dosyaların tekemmülü beklenmeksizin ivedilikle karara bağlanması icap eylediğinin unutulmaması,
116-… Esas sayılı dosyalarda, yürütmenin durdurulması isteğinin davacı tarafından teminat verilmesi şartıyla kabul edilmesine rağmen, teminat cins ve miktarının kararda zikredilmediği saptanmıştır.
*2577 sayılı Kanununun 27/5 ve 6183 sayılı Kanununun 58. maddeleriyle, yürütmenin durdurulması kararlarının teminat karşılığında verileceği hükme bağlandığından, icranın tehiri isteğinin teminat mukabilinde kabulü halinde miktarının kararda belirtilmesinin zorunlu olduğunun hatırdan çıkarılmaması,
117- Yürütmenin durdurulmasına ilişkin istemlerin karara bağlanmadığı saptanmıştır. (BİM'de).
*2577 sayılı yasanın 52 nci maddesi gereğince, idare ve vergi mahkemelerinin tek hâkim tarafından verilen kararlarına karşı yapılan itiraz sırasında yürütmenin durdurulması isteminde de bulunulduğu takdirde, bu talebin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun “İlke Kararı” uyarınca öncelikle incelenmesi gerektiğinin ihmal olunmaması,
118- Ödeme emirlerinin iptali talebiyle açılan davalarda, yürütmeyi durdurma istemleri incelenip karara bağlanmaksızın, dosyaların tekemmüle tabi tutulduğu,
Yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne dair mahkeme kararının bir suretinin “Yürütmeyi Durdurma Kararlar Kartonuna” konulmadığı,
İzlenmiştir.
*2577 sayılı Kanununun 27 nci maddesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun öncelikle bakılacak işleri belirleyen ilke kararı doğrultusunda yürütmenin durdurulmasına ilişkin taleplerin dosyaları tekemmülü beklenmeksizin ivedilikle karara bağlanması icap ettiğinin gözden uzak tutulmaması,
Kalem Yönetmeliğinin 36 ncı maddesi uyarınca, belirlenen amacı sağlamak için yürütmeyi durdurma kararlarının, tarih sırasına göre sözü edilen özel kartonuna konularak, süre yönünden bu kartondan devamlı takip edilmesi gereğine uygun hareket olunması,
119- -... sayılı dosyada davacının .... tarihli dilekçesiyle ikinci kez vaki yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediği gibi bu dilekçede Mahkeme başkanının havalesinin de bulunmadığı,
-....esas sayılı dosyada ise yürütmeyi durdurma kararının kaldırılması talebinin incelenmediği,
Belirlenmiştir.
*Yürütmenin durdurulması talepleri ile verilmiş olan yürütmeyi durdurma kararlarının kaldırılması istemlerinin karara bağlanmasında titizlik gösterilmesi,
Kalem Yönetmeliğinin 47. maddesine göre, mahkemeye gelen tüm evrakın başkan tarafından havalesinin yapılması gerektiğinin hatırda tutulması,
120- Tarhiyatın terkini talebiyle açılan davalarda, yürütmeyi durdurma istemi hakkında bir karar verilmeyip, başkan ve üyelerin ilk inceleme tutanağını “yürütmeyi durdurma hakkında karar verilmesine yer olmadığı” şerhini koyarak imzalamakla yetindikleri,
Ödeme emri veya haciz işleminin iptali için açılan davaların bir kısmında, “işlemin yasal olup olmadığının dosyanın tekemmülünden sonra incelenip kararlaştırılacağından” bahisle yürütmenin durdurulmasına hükmedildiği,
.....esas sayılı dosyada da , görüşme tutanağına göre yürütmeyi durdurma isteminin teminatsız olarak kabulüne karar verildiği halde taraflara tebliğ edilip bir nüshası da dosyada bulunan kararda, dava konusu ödeme emri kadar teminat istenildiği,
Belirlenmiştir.
*Vergi Mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin dava konusu edilen bölümünün tahsilini durdurması 2577 sayılı Kanununun 27/3. maddesi gereği ise de, davacının tehiri icra istemi üzerine, bu hususu belirleyen bir kararın alınıp taraflara tebliğinin ihmal olunmaması,
T.C. Anayasası’nın l25/5 inci, 2577 sayılı Kanun’un 27/2 nci maddeleri uyarınca, yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için zorunlu olan İdarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartının dava konusu uyuşmazlıkta hangi yönlerden gerçekleştiğinin belirtilmesi yürütmeyi durdurma kararlarının açık ve yeterli gerekçeyi ihtiva etmeleri gerektiğinin gözden uzak tutulmaması,
Kararların hüküm fıkrasının görüşme tutanağı ile uygunluk arz etmesi zorunluluğuna her daim dikkat edilmesi,
121-…esas sayılı dosyada verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine, davacı tarafından… günlü dilekçeyle teminatın belirlenmesi istenmiş olmasına rağmen, bu talebin incelemeye alınmadığı saptanmıştır.
*İYUK’un 27/5, 6, HUMK’un 100 üncü maddeleri uyarınca, yürütmenin teminat karşılığında durdurulmasına karar verildiğinde güvence miktarının açıkça belirtilmesi ve bu konuda ileride doğabilecek anlaşmazlıkların ise kararı veren mahkemece çözümlenmesinin, diğer taraftan; tarafların yargılama ile ilgili her türlü isteklerinin de ele alınıp karşılanması gerektiğinin bilinmesi,
122- Yürütmenin durdurulmasına ilişkin istemin, “birinci savunma alındıktan sonra ya da cevap süresi geçtikten sonra incelenmesine kadar kabul” kararı verilen dosyada, cevap verilmemesi üzerine aynı mahiyette yeni bir karar daha alındığı görülmüştür
*İdari Yargılama Usulü Kanununda, mahkeme veya üst yargı mercii kararına bağlı olmaksızın, mahkeme kararlarının süre koşuluna bağlı olarak kendiliğinden hükümsüz kalacağına dair bir düzenleme bulunmadığından, yürütmenin durdurulması istekli işlerde, istemin esası hakkında karar verilinceye kadar geçen sürede, “yürütmenin durdurulması isteminin ara kararı ve davalı idarenin savunması alınıncaya veya savunma ve cevap süreleri geçinceye kadar kabulüne” karar verildiği durumlarda, tarafların bilhassa yıkım gibi konularda kabul kararları arasında geçen sürelerde nasıl muamele edeceği hususunda da tereddüte neden olunmaması açısından, ilk kararın verilmesini müteakip, gerek duyulursa dosyanın ara kararı verilmek suretiyle tekemmül ettirilmesinin, yürütmenin durdurulmasına ilişkin ilk kararın hüküm fıkrasına da “bu hususta yeniden bir karar verilinceye kadar kabul” ifadesinin konularak hüküm kurulmasının daha doğru olacağının gözden uzak tutulmaması,
123- Yürütmenin durdurulması istekli işlerde, tarafın talebi karşılanmadığı ya da olmayan talepler hakkında hüküm kurulduğu belirlenmiştir.
*Mahkemeler baktığı dava ve işlerde, taraf talepleri ile bağlı bulunduğundan, usul hükümlerinin cevaz verdiği taleplerin karşılanması gerektiği ve yapılmamış talepler hakkında hüküm kurulmasının mümkün olmayacağının bilinmesi,
124- Bölge İdare Mahkemesince, dosyada keşif bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verildiği nedeniyle itirazın kabulüne ve yürütmenin durdurulmasına karar verilerek dosyanın iade edilmesi üzerine mahkemece, istemin yeniden ele alınarak bu kez yürütmenin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
*2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 27/6’ ncı maddesi “ İtiraz edilen merciler dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir" hükmünü taşımakta olduğundan Bölge İdare Mahkemesinin itiraz üzerine verdiği kararın mahiyeti ne olursa olsun yürütmenin durdurulması isteminin mahkemece yeniden ele alınarak karara bağlanmasına imkân bulunmadığının bilinmesi,
125- Yürütmenin durdurulmasına dair verilen bir kısım kararlarda gerekçe yazılmadığı tesbit edilmiştir.
*2577 sayılı kanunun 27/2 nci maddesine göre, gerekçe gösterilmeden yürütmenin durdurulmasına karar verilemeyeceğinin hatırlanması,
126- Davalı idarenin savunma vermemesi üzerine tekemmül eden dosyada, ara kararı ile zorunlu olduğu da belirtilerek idareden savunma vermesinin istenildiği, ara kararı ile istenilen hususların yerine getirilmediği gerekçesiyle geçici olarak yürütmenin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
*Süresi geçtikten sonra ara kararı ile savunma verilmesinin istenilmesi yerine, savunmanın bir hak olduğu gözetilerek davanın çözümü için gerekli görülen bilgi ve belgelerin ara kararı ile temin edilmesinin daha doğru bir yöntem olduğunun hatırlanması,
2577 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde, yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için gerekli görülen şartlar belirtilmiş olup, ara kararı gereğinin yerine getirilmemesi ve savunma verilmemesi bu şartlar arasında sayılmadığından, bu tür uygulamalardan kaçınılması,
127- 2003 yılı gelir vergisi beyannamesine ek olarak verilen düzeltme beyannamesi üzerine mükellef adına tahakkuk ettirilen gecikme faizinin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, dava konusu işlem tarhiyat gibi değerlendirilerek yürütmenin durdurulmasına ilişkin istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği tesbit edilmiştir.
*Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi anlamı taşıdığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 27/3 üncü maddesinde yer alan “Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazı kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilât işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir.” hükme göre, dava açılmakla tahsil işlemi durmayan bahse konu uyuşmazlıkta, yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmesi gerektiğinin hatırda tutulması,
128- İtiraz dilekçesinde yürütmenin durdurulması isteği bulunduğu nazara alınmayarak dosyanın tebliğ işlemelerinin tamamlanmasından sonra bölge idare mahkemesine gönderildiği görülmüştür.
*İYUK’un 45/3 ve 48/5 maddeleri gereğince, yürütmenin durdurulması isteği bulunan itiraz dilekçelerinin, karşı tarafa tebliğ edilmeden dosya ile birlikte kararı veren mahkemece bölge idare mahkemesine gönderilmesi icap ettiğinin unutulmaması,
129- Tek hâkim sınırını aşan miktardaki bir ödeme emrinin iptali talebiyle açılan davada, davacının süresinde mahkemeye intikal eden ikinci dilekçesinde yer alan yürütmenin durdurulması ve duruşma yapılması isteklerinin nazara alınmayıp dosyanın tekemmülünden sonra davanın duruşma yapılmaksızın sonuçlandırıldığı anlaşılmıştır.
*İYUK’ un 17 nci maddesi hükmü uyarınca, tarhedilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarının toplamının ........ lirayı aşması ve dava dilekçeleri ile cevap ve savunmalarda istenmesi halinde duruşma yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiğinin hatırda tutulması; öte yandan, aynı Kanunun 27 nci maddesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun öncelikle bakılacak işleri belirleyen ilke kararı doğrultusunda, yürütmenin durdurulması isteklerinin dosyaların tekemmülü beklenilmeksizin ivedilikle karara bağlanması icap ettiğinin unutulmaması,
TUTANAKLAR –DURUŞMA- ARA KARARLARI
130- Tek bir ara kararı ile temin edilecek hususların değişik tarihlerde üç ayrı ara kararı ile istenilerek yargılamanın uzamasına sebebiyet verildiği müşahede edilmiştir.
*Anayasanın 141’inci maddesinin, davaların “mümkün olan süratle” neticelendirilmesini yargının görevi olarak tespit eden kuralına nazaran, dosyanın makul sürede tekemmül ettirilerek, gecikmeksizin karara bağlanması ve usul ekonomisine dikkat edilmesi de esas olduğundan, gereksiz ve tekemmülü geciktirici yazışmalardan kaçınılması,
131- Tek hâkimli dosyalarda, karar verilmeden duruşma günü belirlendiği, bir kısmında ise duruşma esnasında tutanak düzenlenmediği anlaşılmıştır.
*2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 17/4 üncü maddesinde; Danıştay, mahkeme ve hâkimin aynı maddenin 1 ve 2. fıkralarına bağlı olmaksızın kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebileceği belirtildiğinden, tek hâkimli dosyalarda karar alınmadan duruşma günü verilmemesi, anılan Kanunun 24/d maddesinde, duruşmalı davalarda duruşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hazır bulunan taraflar ve vekil veya temsilcilerinin ad ve soyadlarının kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılması cihetiyle bu bilgilerin duruşmada tutulacak bir tutanakla tespit edilmesi,
132-Duruşma istemli davalarda, dosyaların tekemmülünden sonra temin edilmesi gereken bilgi ve belgeler ile bilirkişi incelemeleri ve sair hususlar tamamlanmadan duruşma yapıldığı, böylece 15 gün içerisinde nihai karar verme zorunluluğuna uyulamadığı izlenmiştir.
*Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 29.11.1982 günlü 342 sayılı ilke kararı gereğince öncelikli işlerden olan duruşmalı davalarda, gecikmelere sebebiyet vermemeye özen gösterilmesi, 2577 sayılı yasanın 19’uncu maddesi uyarınca, duruşma yapıldıktan sonra en geç on beş gün içinde karar verilmesi esas olduğundan, duruşma davetiyesi tebliğe çıkarılmadan önce dosyada lüzumlu incelemeler yapılmak suretiyle gerekli ara kararların duruşma sonrasına bırakılmaması hususunda özenli davranılması,
133- Davacının taşınmazının da bulunduğu alanda yapılan revizyon ve ilave imar planının onaylanmasına ilişkin 30.03.2001 günlü ve 1 sayılı Belediye Meclis kararının iptali istemiyle açılan davanın ileri aşamalarında, ara kararlarına verilen cevaplardan, söz konusu belediye meclis kararında davacının gayrimenkulüne yönelik bir düzenlemenin bulunmadığının belirtilmesi üzerine; iptal davasına konu edilmek istenilen belediye meclis kararının hangisinin olduğu açık ve net bir şekilde ortaya konulmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine aykırı olduğundan bahisle dilekçenin reddine karar verildiği müşahede edilmiştir.
*Davacının menfaatini etkileyen, idarî davaya konu olabilecek bir düzenleme bulunup bulunmadığının ara kararı verilmek suretiyle tesbiti mümkün iken, davanın ileri aşamalarında dilekçe ret kararı verilmesinin hem zaman hem de masraf açısından uygun bir yöntem olmadığının hatırdan çıkarılmaması,
134- Yürütmenin durdurulması istekli olarak açılmış bulunan dosyada, “yürütmenin durdurulması isteminin keşif ve bilirkişi incelemesinden sonra yapılmasına” dair tutanak tanzim edilmiş olduğu halde, buna ilişkin kararın dosyada bulunmadığı görülmüştür.
*2577 sayılı Yasanın 23 maddesi uyarınca “tutanak” tek başına hüküm ifade etmediğinden tutanağa bağlanmış bulunan kararların yazılıp tebliğ edilmesi gerektiğinin unutulmaması,
135- Yürütmenin durdurulması istemine dair verilen kararın kararı verenlerce imzalanmış nüshanın dosyada bulunmadığı izlenmiştir.
* 2577 sayılı Yasanın 25’inci maddesinde kararların mahkeme başkanı ve üyeleri veya hakimi tarafından imzalı asıllarından birinin karar dosyasına konacağı hükmüne uygun olarak işlem ifasına özen gösterilmesi,
136- Görülmekte olan davalarda, nihai kararın verilebilmesi için, Ceza Mahkemelerinde açılmış bulunan davaların sonucunun beklenmesine karar verildiği durumlarda, müteaddit defa bekletme kararı verildiği müşahede edilmiştir.
*Mahkemece verilen bir kararın, herhangi bir süreye bağlı olarak hükümsüz kalacağına dair bir kural bulunmadığından, görülmekte olan bir dava sonucunun, başka bir dava sonucuna bağlanarak bekletme kararı verilmesi halinde, beklenen dava sonuçlanana kadar ilk kararın geçerli olduğu ve ilgili mahkemeyle yapılan yazışmayı takiben her defasında yeniden bekletme kararı verilmesine gerek bulunmadığının dikkate alınması,
137- ...Esas sayılı dosyalarda, verilen ara kararlarına ilişkin görüşme tutanaklarının bulunmadığı gözlenmiştir.
*2577 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesi gereğince, yapılan her görüşme için tutanak tutulmasının usul ittihazı,
138- Tek hâkimle görülmesi gereken davalarda, mahkeme kurulunca ara kararları alındığı gözlenmiştir.
*2576 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi uyarınca, miktar ve nitelikleri itibariyle tek hâkim tarafından bakılacak davalarda, ara kararlarının da diğer tüm usule yönelik kararlarda olduğu gibi, uyuşmazlığın esasını çözümlemekle görevli hâkim tarafından alınması,
139- Ara kararının icaplarının yerine getirilmemesi halinde bunun verilecek hükme etkisinin önceden takdir kılınarak ara kararında gösterilmediği müşahede olunmuştur.
*İYUK’ un 20/2 nci maddesi mucibince, taraflardan birinin ara kararı icaplarını yerine getirmemesi halinde bunun verilecek hükme etkisinin önceden takdir olunarak ara kararında gösterilmesinin usul ittihazı,
140- Ara kararında, karar icaplarının yerine getirilmemesi halinde “davacı iddiaları doğrultusunda hüküm kurulacağı” şeklinde bir ibareye yer verildiği izlenmiştir.
*2577 sayılı Kanunun 20/2 nci maddesi mucibince, taraflardan birinin ara kararı icaplarını yerine getirmemesi halinde bunun verilecek hükme etkisi önceden takdir edilirken ihsası rey olarak anlaşılabilecek ifadelerden kaçınılmasına özen gösterilmesi,
141- Henüz heyette görüşülmeyen dosyaya konulan görüşme tutanağı üzerine karar sonucu yazılarak bir üye tarafından da imzalandığı,
Naip üye değişikliğine ilişkin ara kararında, davanın sonucuna ilişkin görüş ve kanaati belirten tarzda muhalefet şerhi yazıldığı,
İzlenmiştir.
*Esas yönünden mahkeme heyetince görüşülmeyen dosyalarda, görüşme tutanağı, not yada sair belgeler üzerine “ihsas-ı rey” oluşturabilecek nitelikte yazılar yazılmasından ve ara kararlarında da uyuşmazlığın esasına ilişkin görüş bildirilmesinden sakınılması,
142- Ara kararlarının, zaman zaman, istenilen hususun yeterince anlaşılabilmesine imkan verecek ve cevap için gereken bilgiyi ihtiva edecek şekilde kaleme alınmadığı, bazen de yanlış idarî mercie yöneltildiği belirlenmiştir.
*Ara kararlarının, uyuşmazlığın çözümüne yararlı olacak, tekrarına gerek bırakmayacak tarzda ve cevabı verecek merci tarafından rahatlıkla anlaşılabilecek ifadelerle kaleme alınmasına icabeden özenin gösterilmesi,
143- Dava dilekçesi ve savunma dilekçelerinde istenmediği halde, dosya tekemmül ettikten sonra sunulan duruşma talebini hâvi dilekçenin işleme konularak duruşmanın icra edildiği ve mahkemece kendiliğinden duruşma yapılmasına ilişkin bir karar da verilmemiş olduğu görülmüştür.
*İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17/3 maddesi uyarınca duruşma talebinin, dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabileceğinden dosyanın tekemmülünden sonra verilen dilekçe üzerine dosyanın duruşmaya konulamayacağının, şayet mahkemece anılan maddenin 4’üncü fıkrası uyarınca kendiliğinden duruşma yapılmak istenirse, bu hususa ilişkin mahkeme kararının bulunması gerekeceğinin dikkate alınması,
144- Davadan feragat edilmesine karşın dosya duruşmaya konularak feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı karar verilmek suretiyle davalı idare lehine fazladan vekalet ücreti ödenmesine neden olunduğu,
Davacının …Devlet Hastanesinde bir ay süre ile geçici görevlendirilmesine ilişkin işlemin 02.03.2007 günlü işlem ile iptal edilmesi üzerine konusu kalmayan yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra dosyanın tekemmüle tabi tutularak duruşmaya konulduğu, duruşmadan sonra karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm verildiği,
Müşahede edilmiştir.
*Feragat ve kabul, kati bir hükmün hukuki neticelerini içermesi itibariyle bu gibi durumlarda dosyanın tekemmüle tabi tutulması veya duruşma yapılmasına gerek bulunmadığının hatırlanması,
145- Davalı idarenin ek süre talebi kabul edilerek 3 ay ek süre verildiği görülmüştür.
*2577 sayılı Kanunun 16. maddesinin 3. fıkrasında “taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez.” hükmüne yer verilmiş olduğundan, Kanunda belirlenmiş olan sürelerin mahkemece uzatılamayacağının dikkate alınması,
146- …. İdare Mahkemesince verilen iptal kararı üzerine açılan tam yargı davasında iptal kararının kesinleşmesinin beklenmesine dair kararda “kararın kesinleşmesi durumunda taraflarca mahkememize bilgi verilmesi” şeklinde ibareye yer verilmiş olduğu tespit edilmiştir.
*Görülmekte olan bir davanın sonucu, aynı mahkeme esasına kayıtlı bir başka davanın sonucuna bağlanarak bekletici mesele yapıldığı takdirde, kararın kesinleşmesine dair hususun mahkemenin bilgisi dahilinde olması gerekeceği, bu nedenle taraflardan kararın kesinleşmesinin bildirilmesi istenemeyeceğinden, kararlarda bu tür ifadelere yer vermekten kaçınılması,
147-Her ara kararından sonra dosyaların üyelerin üzerinden alınıp ele alınacağı sırada tekrar havalesinin yapıldığı gözlenmiştir.
*Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 01.01.2006 gün ve 85 sayılı Genelgesinde, zorunlu bir neden olmadığı sürece dosyanın ilk havalesi yapılan üye tarafından sonuçlandırılacağı kurala bağlandığından, davayı sonuçlandırmayan kararların verilmesinden sonra dosyaların üyelerin üzerinden düşürülmemesi,
148-Belirtilen süre içinde ara kararı yerine getirmediği takdirde davacı hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacağı hususunda ara kararları tesis edildiği belirlenmiştir.
*Hiç kimse açtığı davayı takibe zorlanamayacağından davacını ara kararı icaplarını yerine getirmemesi halinde bunun verilecek hükme etkisinin önceden takdir olunmak kaydıyla sadece dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verilmesi olup davacı taraf hakkında yapılan ara kararlarda suç duyurusunda bulunulacağına dair müeyyideye yer verilemeyeceğinin unutulmaması,
KARARLAR
149- İmar para cezasına karşı açılan davanın devamı esnasında davacının ölümü üzerine mirasçıların başvurusuna kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, bilahare mirasçıların başvurması üzerine yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırıldığı belirlenmiştir.
*İmar para cezasının tazmini nitelikte bir ceza olmaması cihetiyle cezaların şahsiliği ilkesine göre ölümle düşen bu cezaya karşı açılan davada, davacının ölmesi üzerine, 2577 sayılı Kanunun 26/2 nci maddesinin “Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir.” hükmü uyarınca dilekçenin iptaline karar verilmesi gerektiğinin bilinmesi,
150- İtiraz üzerine Bölge İdare Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrası bozularak vekâlet ücretine ilişkin yeni hüküm kurulduğu halde, kararın sonundaki “mahkemesine gönderilmesine” ifadesi, “bozma gönderme” gibi algılanarak vekâlet ücretine ilişkin yeniden karar verildiği anlaşılmıştır.
*2577 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin 1 inci fıkrasında sayılan kararlara karşı Bölge İdare Mahkemesine yapılan itirazlar üzerine, aynı maddenin 4 üncü fıkrası uyarınca, bu mahkemece yapılacak inceleme neticesinde, kararın bozulması durumunda işin esası hakkında da karar verileceğinden, bu şekilde bozularak işin esası hakkında verilen karardan sonra, aynı hususta mahkemesince yeniden karar verilmemesi gerektiğinin hatırlanması,
151- 1/30 oranında aylıktan kesme cezasının iptali ve tahsil edilen cezanın yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılan davada, davacının ölümü üzerine davanın yalnız öleni ilgilendirdiğinden bahisle 2577 sayılı Kanunun 26/2 nci maddesine göre dilekçenin iptaline karar verildiği,
Taşınmaz üzerinden enerji nakil hattı geçirilmesine ilişkin projenin iptali istemiyle açılan ve uyuşmazlık konusu taşınmazın satılması nedeniyle davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurusuna kadar işlemden kaldırılma kararı verilen dosyada, dört ay içerisinde yenileme dilekçesi
verilmediğinden bahisle “yalnızca öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir” hükmüne dayanılarak dava dilekçesinin iptaline karar verildiği,
İzlenmiştir.
*Aylıktan kesme cezasının iptali isteminin yanında, idarece tahsil edilen cezanın yasal faizi ile birlikte tazmini de içeren dilekçe ile açılan davanın, yalnız öleni ilgilendirmediği, davanın lehe sonuçlanması halinde terekede artış meydana getireceği cihetle bu tür istemlerle açılan davalarda dilekçenin iptaline karar verilmemesi,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 26 ncı maddesinin 1 inci bendindeki 4 aylık sürenin, verilmiş olan yürütmenin durdurulması kararının hükümsüz kalacağına ilişkin olduğu, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurusu için bir süre kısıtlamasının bulunmadığı, bu itibarla bu tür durumlarda aynı maddenin 2 nci fıkrasının uygulanmasının mümkün olmadığı, uyuşmazlık konusu taşınmazın el değiştirmiş olması nedeniyle tarafların kişiliğinde bir değişme söz konusu olup, ihtilafın, niteliği itibariyle yalnızca ilk davayı açanı ilgilendirmediği, davada, gayrimenkulü satın alanın da menfaati bulunduğu dikkate alınarak, hak kaybına neden olunabilecek bu tür uygulamalardan kaçınılması,
152- Karara muhalif kalan üyenin gerekçesini “2006/211 sayılı kararda yazılan azlık oyunda belirtilen görüşle karara katılmıyorum” şeklinde ifade ettiği görülmüştür.
*Kararların gerekçeli olması zorunlu olup, azlık oyu da kararın bir parçası olduğu cihetle, bir başka karara atıfla gerekçe yazılamayacağının bilinmesi,
153- Danıştay’ca bozularak gönderilen ve bozma kararında temyize ilişkin taraf giderlerinin mahkemece yeniden verilecek kararda hüküm altına alınmasına dair karar ittihaz edildiği halde, bozma üzerine verilen kararda temyiz aşamasında yapılan yargılama giderlerine dair hüküm kurulmamış olduğu belirlenmiştir.
*Temyiz merciinin hüküm altına almadığı yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararlarda hesaplanarak yargılama giderlerine dahil edilmesi gerektiğinin unutulmaması,
154- Kararlarda sıklıkla “yetkili üye” tabirine yer verildiği görülmüştür.
*Yetkilendirme hususu idari bir tasarruf olup, “yetki”nin yargılamayı ilgilendiren bir sıfat olamadığı göz önünde bulundurularak, kavram karışıklığına yol açacak ve taraflar üzerinde tereddüde neden olabilecek bu çeşit ifadelere kararlarda yer vermekten kaçınılması,
155- Genel olarak, davalısı aynı idarenin olduğu grup dosyalarda, davalı idareye dosyaların tamamına ilişkin olarak tek bir tebligat yapıldığı halde, nihai kararlarda yargılama giderleri içerisinde her dosya için ayrı ayrı tebligat masrafı hesaplandığı tespit edilmiştir.
*Gerçekleşmemiş olan yargılama giderinin karşı tarafa yükletilemeyeceği göz önünde bulundurularak, hesaplamalarda gereken özenin esirgenmemesi,
156- Bazı nihai kararların gerekçesiz olarak kaleme alındığı gözlenmiştir.
*2577 sayılı İdarî Yargılama Usulsü Kanununun 24/e maddesi hükmüne uygun şekilde, kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesine yer verilmesi,
157- Dosyada niyabete dair bir mahkeme kararı bulunmadığı, naip tayinine dair tutanak tanzimiyle yetinildiği ve mahkeme başkanı tarafından dosya üzerinde naip sıfatıyla keşif ve bilirkişi incelemesine ilişkin muamelelerin ifa edildiği görülmüştür.
*Naip üye, mahkeme adına hareket eden kimse olduğundan, mahkeme kararı ile naip tayin edilmemiş üyenin, mahkeme adına muamele ifa edemeyeceğinin bilinmesi,
158- Adlî tatilde görülen dosyalarda verilen kararlarda “nöbetçi başkan” “nöbetçi üye” tabirlerine yer verildiği müşahede edilmiştir.
*2577 sayılı yasanın 61’inci maddesi uyarınca çalışmaya ara verme süresi içinde her bölge idare mahkemesi merkezinde kurulacak bir nöbetçi idare mahkemesinin bölge idare, idare ve vergi mahkemelere ait, kanunda sayılı sınırlı işleri görmesi asıl olup, bundan böyle, karar metninde “nöbetçi mahkemece gereğinin görüşüldüğünün” belirtilmesinin yeterli olacağı ve bu kararı veren heyetin nöbetçi heyet olduğu açık olduğundan ayrıca nöbetçilik vasıfları vurgulanmaksızın başkan ve üye sıfatlarının kullanılmasının daha uygun olacağının hatırda tutulması,
159- Vergi mahkemesinin tek hâkimli kararına Bölge idare mahkemesi nezdinde vaki itirazın sonuçlandırılmasında bir üyenin ara kararı verilmesi gerektiğinden bahisle karara muhalif kaldığı, esas hakkında ise oy kullanmadığı saptanmıştır.
*2577 sayılı Kanununun 22/2 maddesinde yer alan, yargılama usullerine ilişkin konularda muhalif kalan üyenin esas hakkında oyunu kullanması gerektiğine ilişkin hükmün hatırda tutulması,
160- Duruşma istekli olup yapılan tebligata rağmen tarafların gelmemesi nedeniyle duruşmasız incelenen... esas sayılı davaya ait kararda “duruşma yapılmadığı” hususuna yer verilmediği tespit olunmuştur.
*2577 sayılı Kanununun 24/d maddesi hükmüne göre, duruşmalı davalarda duruşma yapılıp yapılmadığı hususuna kararlarda yer verilmesi gerektiğinin unutulmaması,
161- Genellikle kararların yalnızca birinci sayfalarına mahkeme isminin yazıldığı, sonraki sayfalarına ise yazılmadığı gözlenmiştir.
*2577 sayılı İYUK’un 24/1 maddesi mucibince kararların tüm sayfalarına mahkeme isminin yazılmasının zorunlu olduğuna dikkat edilmesi,
162- Nihai kararların bir kısmında yargılama giderlerine hükmedilmediği müşahede olunmuştur.
*Kararlarda, 2577 sayılı İYUK. nun 24/f maddesine uygun şekilde yargılama giderlerine hükmedilmesinin ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtilmesinin usul ittihaz edilmesi,
163-... esas sayılı dosyalara ait kararların bir bölümünün elle çizildiği, .... sayılı dosyalara ait kararlarda da göze batacak şekilde el yazısıyla düzeltmelerde bulunulduğu,
İncelemeye alınan dosyaların bazılarında dosya gömleklerinin karar tarihi ve konusu bölümlerinin doldurulmadığı,
Tespit edilmiştir.
*Kararların yazımına ve dosya gömlekleri üzerindeki hanelerin usulünce doldurulmasına özen gösterilmesi,
164- .....esas sayılı dosyada, verilen nihai karara davacı vekilinin adresi yazılmadığı gibi davalı tarafın da gösterilmediği görülmüştür.
*2577 sayılı Kanununun 24/a maddesinde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları yahut unvanları ve adreslerinin kararda belirtilmesi gerektiği hükme bağlandığından bu hususa dikkat edilmesi,
165- Bağlantı kararı verilerek Bölge İdare mahkemesine gönderilen davalarda, karar numarası verilerek dosya esas kaydının kapatıldığı anlaşılmıştır.
*2577 sayılı İYUK’ un 38 inci maddesinde, aynı maddi veya hukuki sebepten doğan ya da biri hakkında verilecek hüküm, diğerini etkileyecek nitelikte olan davaların bağlantılı davalar olduğu, mahkemece bağlantının varlığına karar verildiği takdirde, dosyanın Bölge İdare mahkemesine gönderileceği, yine ayni Yasanın 4l inci maddesinde tarafların bağlantı isteminin kabul edilmemesi halinde verilecek ara kararlarının taraflara tebliğ edileceği ve taraflarca Bölge İdare mahkemesine başvurulabileceği belirtilmiş olup, Mahkemelerce bağlantı hakkında verilen kararlar davayı esastan çözümleyen nihai kararlardan olmadığından, esas kaydının kapatılmasına ilişkin uygulamadan vazgeçilmesi,
166- Genellikle “kabul” ile sonuçlanan davalara ait gerekçeli kararlarda, davalı idare savunmalarında belirtilen hususların özetlenmesi yerine, savunmanın özeti bölümüne “Davanın reddi gerekeceği yolundadır” “Yasal dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiği yolundadır”, “Davalı idare yapılan işlemin yasalara uygun olduğunu iddia ile davanın reddini istemektedir”, “Davanın reddi yolundadır”, “Davanın reddi savunulmuştur” şeklinde, genel mahiyette ve kalıplaşmış ifadeler yazıldığı görülmüştür.
*2577 sayılı Kanununun 24 üncü maddesinin (b) fıkrasında davalının savunmasının özetinin kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılması karşısında ve özellikle davanın kabulü ile sonuçlanan davalarda davalı idarelerce ileri sürülen hususların mahkeme tarafından dikkate alınıp alınmadığına da işaret edeceği cihetle, savunmanın özeti bölümüne soyut ve kalıplaşmış ibareler yerine davalı idarelerin savunmalarında ileri sürülen somut hususların yazılmasına önem verilmesi,
167- İş yerinde düzenlenen tutanağın iptali istemiyle açılan duruşma talepli davada, dosyadaki belgelerin yeterli olduğundan bahisle duruşma yapılmasına gerek olmadığına karar verilerek davanın sonuçlandırıldığı gözlenmiştir.
*2577 sayılı Kanununun 17 inci maddesinin 3622 sayılı Kanunun ile değiştirilen 1 inci fıkrası uyarınca, Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal davalarında istek üzerine duruşma yapılması zorunlu bulunduğundan, dosyadaki belgelerin kararın verilebilmesi için yeterli olmasının duruşma yapılmamasına neden teşkil edemeyeceğinin bilinmesi,
168-Danıştay’ca bozulup yeniden bir karar verilmek üzere mahkemeye intikal eden davada, gerekçe ve iddia özetlerine yer verilmeden, kararda sadece Danıştay ilamına atıfta bulunulmakla yetinildiği anlaşılmıştır.
*Kararların kaleme alınması sırasında, İYUK’ un 24 üncü maddesinde yazılı unsurların göz önünde bulundurulması gerektiğinden, Danıştay bozma kararlarına uyularak verilen kararların yazılması sırasında da aynı hususlara yer verilmesinin mecburi olduğunun bilinmesi, bozma kararı üzerine yeniden kaleme alınan kararlarda yalnızca Danıştay ilamına atıfta bulunulmasının yeterli olamayacağının unutulmaması,
169- Kısmen iptal kısmen ret kararı üzerine, redde ilişkin kısmının davacı vekilince temyiz edilmesi sonucu, Danıştay’ca bilirkişi raporunun vekil yerine asile tebliğ edildiği gerekçesiyle kararın temyiz edilen bölümünün bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine yeniden esasa kaydedilen dosyada, mahkemece kararın kesinleşen kısmı gözetilmeden yeniden kısmen iptal kısmen ret şeklinde hüküm kurulduğu, bu suretle davalı idareye temyiz hakkı sağlandığı anlaşılmıştır
*Kararların temyiz edilmeyerek kesinleşen kısmı hakkında hüküm kurulmaması gerektiğinin hatırlanması,
170- Dosyanın, üzerine havaleli olduğu üyenin katılımı olmaksızın esastan karara bağlandığı görülmüştür.
*Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün 1.1.2006 gün ve 85 nolu Genelgesinde, idari yargıda dava dosyalarının üyelere eşitlik esasına göre havale edileceği ve zorunluluk olmadıkça adına ilk defa havale edilen üye tarafından sonuçlandırılacağı, belirtilmiştir. Dosyaların karara bağlanması sırasında da havaleli üyenin heyete katılması gereğinin göz ardı edilmemesi ve zorunluluk hallerinde havale değişikliği yapılmış ise, bunun dosya üzerinde de belirtilmesine özenle riayet edilmesi,
171- Davacı hakkında tesis edilmiş bir haciz işlemi olmadığından bahisle “davacı vekilinin iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulduğu belirlenmiştir.
*İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi icabeden bir işlem olmadığı durumlarda, 2577 sayılı Kanunun 15/1-b maddesi uyarınca davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiğinin hatırlanması,
TEBLİGAT
172- Vekâletten çekilen avukatın çekilme isteğine ilişkin dilekçesinin davacıya tebliğ edilememesi üzerine, 2577 sayılı Kanunun 26/3 üncü maddesi uyarınca işlemden kaldırma kararı verilip bilahare de davanın açılmamış sayılmasına kararı verildiği saptanmıştır.
*1136 sayılı Avukatlık Kanununun 41 inci maddesindeki “Belli bir işi takipten veya savunmadan isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekâlet görevi, durumu müvekkiline tebliğinden itibaren onbeş gün süre ile devam eder” hükme nazaran, çekilme isteği müvekkile tebliğ edilememesi halinde başkanlık tezkeresi ile vekilin bilgilendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla çekilme isteği müvekkile tebliğ edilip onbeş gün geçinceye kadar vekâlet görevi devam edeceğinden, 2577 sayılı Kanunun 26/3 üncü maddesi uygulanmayarak dosya ile ilgili bütün karar ve yazıların vekile çıkarılmasının usul edinilmesi,
173- Vergi Mahkemesince verilen nihai kararın, adreste bulunamaması nedeniyle davacı tarafa tebliğ edilememesi üzerine, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat tamamlandığı halde, davalı idarece yapılan itiraz dilekçesi normal yoldan tebliğ edilememesi ve alındının iadesi üzerine, dosyanın Bölge İdare Mahkemesine sevk edilmesini takiben dosyada itiraz aşamasının tekemmül etmediği nazara alınmaksızın işin esası hakkında karar verildiği müşahede edilmiştir.
*Tebligat Kanunu’nun 35. maddesinin 2 fıkrasında “adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.” 3. fıkrasında ise “ bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.” kurallarına yer verilmiş olup, 3. fıkradaki hükmün, bir kez Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre işlem yapıldıktan sonra, (bundan sonra her defasında Tebligat Tüzüğünün 28 maddesinde öngörülen adres araştırmasının yapılmasına gerek bulunmaksızın) 35. maddeye göre tebligat evraklarının her defasında kapıya yapıştırılmak suretiyle asılmasına devam olunacağı şeklinde anlamak gerekeceği ve bu haliyle tebligatı tamamlanmamış olan dosyanın esastan karara bağlanamayacağının bilinmesi,
174- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 26/3 üncü maddesi uyarınca verilen davanın açılmamış sayılmasına dair kararın 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35 inci maddesine göre tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
*2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununun 26/3 üncü maddesi uyarınca verilen işlemden kaldırma ve davanın açılmamış sayılmasına dair kararların; aynı kanunun 4 üncü fıkrasında, diğer tarafa tebliğ edileceği yönünde açık bir usul kuralı mevcut bulunduğundan, bu tür kararların tebliği için Tebligat Kanununun 35 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına gerek olmadığının unutulmaması,
175- Davacı vekilinin isteği üzerine, yürütmenin durdurulmasına ilişkin ara kararı ve dava dilekçesinin, heyet kararı olmadan davalı idareye memur eliyle tebliğ edildiği, bu sebeple genel uygulamanın dışına çıkılarak diğer dosyalara nazaran bu dosyaya öncelik verildiği tespit edilmiştir.
*İdarî Yargılama Usulü Kanununun 60 ıncı maddesinde, Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebligatın Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı belirtilmiş, anılan yasada tebligatın PTT vasıtası ile icrasının asıl olduğu kurala bağlanmıştır. Bu itibarla 2577 sayılı Kanunun 27/4 üncü maddesinde yer alan istisnai hallerde, karar verilmeden tarafların istemlerine bağlı kalınarak memur eliyle tebliğ icrasından kaçınılması,
176- Danıştay’dan gelen bozma kararı davacı tarafa Tebligat Kanununun 35’inci maddesine göre 30.09.2003 tarihinde tebliğ edildiği halde, divanhaneye asılmak suretiyle ilan yoluna gidildiği görülmüştür.
*Tebligat Kanununun 35’inci maddesini değiştiren 19.03.2003 gün 4829 sayılı Kanunun 11. maddesiyle divanhaneye asılmak suretiyle tebliğe dair hükmü kaldırılmış bulunduğundan bundan sonra bu yola tevessül edilmemesi,
177- Davacı şirket adına avukat tarafından açılan davada usulüne uygun vekâletname, yetki belgesi ve imza sirküleri sunulmadığı nedeniyle avukata üç kez tebligat yapıldıktan sonra dilekçe ret kararı verildiği ve şirketin adresi dosyada görüldüğü halde bu kararın da aynı avukata tebliğ edildiği müşahede edilmiştir
*Geçerli bir vekâletname sunmayan avukata verilen süreye rağmen, eksikliğin tamamlanmaması halinde, hukuki sonuçtan asıl tarafın haberdar edilerek davayı bizzat veya geçerli bir vekâlet ilişkisinin kurulduğu vekil eliyle takip edip etmeyeceğinin sorulmasının hak kaybına neden olmamak açısından daha uygun olacağının gözden uzak tutulmaması,
178- Hastanede görevli doktor olan davacıya, nihai kararın tebligatının ameliyatta olması nedeniyle yapılamaması üzerine, asistanına tebliğ edilmeye çalışıldığı ve asistanın tebligat evrakını almaktan kaçınması üzerine, Polis karakolunda bir polis imzasına tebligat yapıldığı ve hastane müdürüne haber bırakıldığı görülmüştür.
*Tebligat Kanununun 18’inci maddesinde, “tebliğ yapılacak şahıs otel, hastane, tedavi veya istirahat evi, fabrika, mektep, talebe yurdu gibi içine serbestçe girilemeyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmayan bir yerde bulunuyorsa, tebliğin yapılmasını o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amiri temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal buldurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa, tebliğ kendilerine yapılır” hükmüne yer verildiğinden bu gibi durumlarda, bir hak kaybına neden olmamak açısından tebligatın belirtilen usule göre yapılmasının temin edilmesi,
179- Husumet gösterilmeden veya yanlış hasımla açılan davalarda, hasım belirlenmeden veya düzeltilmeden 2577 sayılı Kanunun 26/3 üncü maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına dair kararlar verildiği, hasım olmadığı için de bu kararların karşı tarafa tebliğ edilemediği anlaşılmıştır.
*Usul yönünden verilen kararlar da dahil olmak üzere, davayı sonuçlandıran bütün kararların davalı idarelere tebliğ edilmesi gerekmektedir. Usul yönünden verilen kararların temyiz veya itirazı kabil olanlarında bu hakkın kullanılması durumunda, dilekçelerin karşı tarafa tebliği yasal zorunluluktur. Daha önce kendisine nihaî karar tebliğ edilmeyen ve dilekçede de ismi bulunmayan bir idareye temyiz veya itiraz dilekçesinin tebliği halinde bu durumun şaşkınlık yaratacağı da aşikârdır. Bu itibarla hasım belirtilmeden veya yanlış hasımla açılan davalarda, karadan önce gerçek hasmın belirlenmesi, ayrıca 2577 sayılı Kanunun 26/4 üncü maddesinin, dosyaların işlemden kaldırılmasına ve davanın açılmamış sayılmasına dair kararların diğer tarafa tebliğ edileceğine ilişkin hükmüne uygun davranılması,
180- …esas sayılı dosyada, davacıya gösterdiği adreste tebligat yapılamaması üzerine ilanen tebligat yapılmasını isteyip istemediğinin davalı idareden sorulması yolunda karar alındığı müşahede edilmiştir.
*2577 sayılı Kanun’un 26/3 üncü maddesinin amir hükmü gereğince davacıya gösterdiği adreste tebligat yapılamaması halinde yeni adresin bildirilmesine kadar dosyanın işlemden kaldırılması gerekeceğinin unutulmaması,
181- …esas sayılı olup doğrudan davacı tarafından açıldıktan sonra, ikinci dilekçeden itibaren avukat vekil tarafından takip edilen davada 22.09.1986 günlü ikinci cevap dilekçesi ile 5.3.1987 tarihli ara kararının vekil yerine asile tebliğ edildiği müşahede olunmuştur.
*7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11 nci maddesi uyarınca, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiğinin gözden uzak tutulmaması,
182- …esas sayılı dosyalarda sırasıyla…ve…tarihlerinde verilen kararların davacılara bildirimine ilişkin alındı belgelerinin dönmemesine karşın, denetim tarihine kadar akıbetinin araştırılmadığı tespit edilmiştir.
*7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 58 inci maddesinde, tebliğ mazbatasının muayyen bir zamanda gelmemesi halinde, ilgili merciin durumu PTT merkezine bildireceği açıklandığından, bu kurala uyularak, gecikme ve aksamalara neden olmamak için makul ve belirli bir zaman zarfında dönmeyen tebligat mazbatalarının ilgili yerlerden araştırılması,
183- …esas sayılı dosyalardaki belgelerden davacının tutuklu olduğu anlaşıldığı halde, pul ücreti eksikliğinin giderilmesi için yazılan başkanlık tezkeresinin davacının ev adresine gönderildiği, PTT’ce 7201 sayılı Yasa’nın 21 inci maddesine göre yapılan tebligat yeterli görülüp eksikliğin tamamlanmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığı saptanmıştır.
*7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 19 uncu maddesinde, “Mevkuf ve mahkumlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder” kuralı yer alındığından, tutuklulara yapılacak tebligatlarda bu konuya özen gösterilmesi,
184- Bizzat davacı tarafından imzalanan dilekçeyle açılan davada, sadece dilekçede avukat adının yazılı olması nedeniyle tebligatların dosyada vekaletnamesi de bulunmayan avukata yapıldığı saptanmıştır.
*Avukat vekilin vekâletnamesinin ibraz edilmemesi halinde, HUMK.’nun 67 inci maddesi gereğince, vekâletnamenin ibrazı için süre tanınması veya davanın asile yapılan tebligatlar ile yürütülmesi,
185- Gelir vergisi ve kaçakçılık cezasının terkini istemiyle açılıp mahkemenin… esas sayısına kayıtlı davada, davacının bilinen adresinden ayrılması nedeniyle tebligat yapılamaması üzerine 7201 sayılı Kanun’un 35 uncu maddesi doğrultusunda tebligat icrasına başvurulduğu görülmüştür.
*Derdest dosyalarda, davacının gösterdiği adreste tebligat yapılamaması halinde, 2577 sayılı Kanun’unun 26/3 üncü maddesi uyarınca yeni adresin bildirilmesine kadar dosyanın işlemden kaldırılması gerekeceğinin unutulmaması,
186- …sayılı dosyada, esasa dair karar, davacının gösterdiği adresten ayrılması nedeniyle bilâ tebliğ iade edildiği halde, başkaca bir işlem yapılmadığı müşahede edilmiştir.
*Muhatabın bilinen adresinde değişiklik olması halinde, 2577 sayılı Kanun’un 60 ıncı maddesinin yaptığı atıf yoluyla uygulanan 7201 sayılı Kanun’un değişik 35 inci maddesine göre işlem ifası,
187- ...esas sayılı dosyada; davacının gösterdiği adresinde “tevziat esnasında temin edilemediğinden” bahisle, Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesi uyarınca tebligat icrasına rağmen, mahkemece bu durum “adresi terk etme” olarak değerlendirilerek 2577 sayılı Kanun’un 26/3 üncü maddesi uyarınca dava dosyasının işlemden kaldırıldığı, (ancak daha sonra bir başvuru olmaksızın ve bir karar alınmaksızın dosyanın işleme konularak esastan karara bağlandığı) tespit edilmiştir.
*Davacının gösterdiği adrese, 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin hükmüne uygun şekilde yapılmış tebligatın mevcut olması nedeniyle dava dosyasının 2577 sayılı Kanun’un 26/3 üncü maddesi uyarınca işlemden kaldırılmaması gerektiğinin unutul-maması,
188- Davacı vekiline dilekçede yazılı adresinde yapılan tebligatın ayrıldığından bahisle bilâ tebliğ iadesi üzerine dosyanın 2577 sayılı Kanun’un 26/3 üncü maddesi uyarınca işlemden kaldırıldığı görülmüştür.
*Tebligat Tüzüğü’nün l3 üncü maddesinde, davacı vekilinin gösterdiği adreste tebligat yapılamaması halinde, tebligatı çıkaran merci tarafından bilinen son adresinin mensup olduğu barodan veya Adalet Bakanlığı’ndan sorulması gerektiğinin belirtilmesi karşısında, bu kurala uyularak davacı vekilinin adresinin tespiti hususunda yeterli araştırma yapıldıktan sonra vekile tebligat yapılamaması durumunda asile bildirimde bulunularak dosyanın işlemden kaldırılmaması icabettiğinin unutulmaması,
189- İtiraz dilekçesi karşı tarafa, muhatabın adresinin geçici olarak kapalı bulunması nedeniyle Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesi mucibince tebliğ edilmiş ise de, Bölge İdare mahkemesince, itiraz dilekçesinin karşı tarafa anılan Kanun’un 20 nci maddesine göre yeniden tebliği gerektiği gerekçesiyle dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiği izlenmiştir.
*7201 Sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin hükmüne uygun şekilde yapılmış tebligatın mevcut olması nedeniyle itiraz dilekçesinin ikinci defa karşı tarafa tebliğine gerek bulunmadığından, dosyaların tekemmül aşamasını geciktirici ve yargılama giderini arttırıcı bu nevi uygulamalardan kaçınılması,
190- Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamadığı gerekçesiyle İYUK.’nun 26/3 maddesi uyarınca işlemden kaldırılan dosyanın, kararın verildiği tarihten itibaren bir yılın dolmasından bu yana altı ay daha geçmesine rağmen herhangi bir karar verilmeden bekletildiği,
Davacının öldüğünün belirlenmesi üzerine, 2577 sayılı Kanun’un 26/1 maddesi gereğince, mirasçıların davayı yenilemelerine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına dair tesis edilen karara numara verilmeden dosyanın derdest olarak muhafaza olunduğu,
Saptanmıştır.
*İYUK’un 26 ncı maddesinin 3 üncü bendinde, davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde, yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyasının işlemden kaldırılacağı, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hükmü yer aldığından, yasanın bu amir hükmüne göre dosyaların dikkatle izlenmesi ve gerekli kararların gecikmeden verilmesi hususunda özenli davranılması; öte yandan, aynı Kanun maddesinin l inci bendi gereğince verilen işlemden kaldırma kararlarında, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvuruda bulunmayabileceği ya da idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemeyebileceği de nazara alınarak, dosya esas kaydının açık kalmasını önlemek bakımından, ayrıca takibin yenilenmesi durumunda yeni bir esas numarası verilmesinin mümkün olduğu da gözetilerek, karar numarası verilerek dosya esas kaydının kapatılması,
191- İlk inceleme üzerine, kesin ve yürütülmesi gereken icrai işlem bulunmadığından bahisle davanın reddine dair verilen kararların davalı idareye tebliğ edilmediği anlaşılmıştır
*2577 sayılı Kanunda ilk inceleme üzerine verilen kararların davalı idareye tebliğ edilmeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından, davayı sonuçlandıran bu tür kararların davalı idareye de tebliğ edilmesinin usul edinilmesi,
192- Posta avansı yetersiz olduğu halde tamamlattırılmadan karar verilip resmî posta puluyla tebligat yapıldığı, bu husus gözetilmeden kararda artan posta ücretinin iadesine şeklinde hüküm kurulduğu belirlenmiştir.
*2577 sayılı Kanunun 6/6. maddesinde, aynı maddenin 4 ve 5. fıkralarına göre yapılacak tebligatın genel bütçeden karşılanacağı belirtilmiş olup, bunun dışında Kanunda kararların tebliğinin resmi pulla yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığından, posta ücretinde azalma olması halinde tamamlama yapılmadan nihai karar verilmemesi, verilmesi halinde de bu tür kararların resmi pulla tebliğ edilmesi uygulamasından vazgeçilmesi, hüküm fıkrasında yargılama giderlerinin doğru yazılmasına özen gösterilmesi,
193- Avukat tarafından takip edilen davada esas kararın vekil yerine asile tebliğ edildiği,
-Bazı dosyalarda yapılan tebligatlara ait alındıların bulunmadığı ve akıbetlerinin de araştırılmadığı,
-Farklı kişilere ait olup aynı avukat tarafından takip edilen davalara ait esas ve ara kararlarının tebligatının tümünün dosyalardan birinin üzerinden yapıldığı ve bu sebeple diğer dosyalara tebligat alındısı da konulamadığı,
Müşahede olunmuştur.
*7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11 nci maddesi uyarınca, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiğinin gözden uzak tutulmaması,
Aynı Kanun’un 58 inci maddesinde, tebliğ mazbatasının muayyen bir zamanda gelmemesi halinde, ilgili merciin durumu PTT merkezine bildireceği açıklandığından, bu kurala uyularak, gecikme ve aksamalara neden olmamak için makul ve belirli bir zaman zarfında dönmeyen tebliğ mazbatalarının ilgili yerlerden araştırılması, alındıların dosyalarına takılmasında özenli davranılması ve gecikmelerden kaçınılması,
Dosyaların tekemmülü, kararların kesinleşmesi, gönderilen belgelerin yerine ulaşıp ulaşmadığının tespiti gibi hususların belirlenmesinde önem arzeden tebligat alındılarının her dava dosyasında bulunması zorunlu olduğundan aynı kişiye ait birden fazla davada veya aynı avukat tarafından izlenen aynı konudaki birden çok davada da tebligatların her dosya için ayrı ayrı yapılması,
194- Verilen nihai kararın davacının dilekçede gösterdiği adreste tebliğ edilememesi üzerine, dosya içerisinde bulunan evraklarda yer alan davacıya ait adreslerde kararın tebliğe çalışıldığı, bunda da başarılı olunamaması sonucu 35 inci maddeye göre kararın tebliği cihetine gidildiği anlaşılmıştır
*Davacının mahkemeye bildirdiği en son adrese tebligatların yapılması esas olduğundan ve mahkemeye tebligata elverişli adres olarak bildirilmeyen yerlere tebligat yapılması konusunda yasal bir yükümlülük de bulunmadığından, davacının gösterdiği en son adrese tebligat yapılmakla yetinilmesi, tebliğ edilememesi halinde doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35 nci maddesine göre tebliğ yapılması suretiyle kararın kesinleştirilmesi, bu suretle yargılama masraflarını artırıcı gereksiz girişimlerden uzak durulması,
195- 2577 sayılı Kanunun 26/3 üncü maddesine göre verilen davanın açılmamış sayılmasına dair kararın davacıya tebliğ edilebilmesi amacıyla Vergi Dairesi ve Emniyet Müdürlüğüne 7201 sayılı Tebligat Kanunun 28 inci maddesi uyarınca adres tahkikatı yaptırıldığı saptanmıştır.
*2577 sayılı Kanunun 26/4 üncü maddesi hükmü gereğince dosyaların işlemden kaldırılmasına ve davanın açılmamış sayılmasına dair kararların davanın diğer tarafına tebliğ edilmesi yeterli olup ayrıca kanunda davacıya da tebliğini öngören bir kural bulunmadığından, tebliğe yönelik bu tür uygulamalardan vazgeçilmesi,
196- …. İlçesi 59 pafta,726 sayılı parselde bulunan taşınmazla ilgili olarak tahakkuk ettirilen kanalizasyon harcamalarına katılma payının kaldırılması istemiyle açılan ve yetki ret ile gönderilen dosyada harç ve posta avansı bulunmaması nedeniyle harç ve posta avansının yatırılmasına yönelik başkanlık müzekkeresinin yazılmasına rağmen, davacının yurt dışındaki adresine tebligat yapılmayarak 2 yılı aşan bir süredir dosyanın işlemsiz bırakıldığı anlaşılmıştır.
*Tebligat Kanunun 25/a maddesinde yabancı ülkede kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla da yapılabileceği hükme bağlandığından, bu hüküm ve Adalet Bakanlığı Uluslar arası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 63 Nolu Genelgesi uyarınca tebligat işlemlerinin yapılması gerektiğinin hatırda tutulması,
197-Tek örnek olduğu gerekçesiyle davalı idarece verilen savunmanın tebligata çıkarılmadığı saptanmıştır.
*Savunma dilekçesinin kaç nüsha verileceğine ilişkin 2577 sayılı Kanunda açık bir düzenleme bulunmaması ve bu durumun dilekçe ret sebepleri arasında da sayılmadığı nazara alındığında hak sınırlamasına yönelik uygulamadan geri durulup verilen savunma dilekçesinin fotokopisi çekilmek suretiyle dosyanın tekemmül sürecinin sağlanması,
NOKSANLIK – DİKKATSİZLİK
198- Niteliği itibariyle tek hâkim tarafından görülüp çözümlenmesi gereken bir kısım dosyanın heyetçe karara bağlandığı izlenmiştir.
*2576 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde öngörülen miktar ve mahiyeti itibariyle tek hâkim tarafından çözümlenmesi gereken davalarda, nihai kararlar ile sair kararların davayı sonuçlandırmakla görevli hâkim tarafından tesis edilmesi gerektiğinin unutulmaması,
199- Dosyanın tekemmülü sağlanmadan davanın sonuçlandırıldığı belirlenmiştir.
*2577 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde belirtilen replik-düplik safhası tamamlanmadan nihai karar verilmemesi,
200- Süresinden sonra verilen cevaba cevap dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği belirlenmiştir.
*Dosyaların tekemmül (replik-düplik) aşamasına özen gösterilerek gereksiz yere masraf ve zaman kaybına neden olacak uygulamalardan uzak durulması,
201- İhtirazî kayıtla ödeme yapıldıktan sonra ödeme emrinin iptali ve ödenen paranın yasal faizle birlikte iadesi istemiyle açılan davada, davalı idarece verilen savunmada dava konusu ödeme emrinin işlemden kaldırıldığının bildirilmesi üzerine, dosya tekemmül ettirilmeden, ödeme emri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, faiz isteminin ise reddine karar verildiği saptanmıştır
*Dosyaların, 2577 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca tekemmül ettirildikten sonra nihai kararla sonuçlandırılmasına özen gösterilmesi,
202- Hatalı aplikasyon nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davada verilen ara kararında, naklen atamayla ilgili bilgi ve belgelerin istenildiği izlenmiştir.
*Kararların yazımında azami özenin gösterilmesi suretiyle dava ile ilgili olmayan hususlara kararlarda yer verilmemesi,
203- Yargılamanın yenilenmesine ilişkin başvuru üzerine, dilekçelerin karşılıklı tebliğe (replik-düplik) tabi tutulması suretiyle dosyanın tekemmül ettirildiği,
Yargılamanın yenilenmesine ilişkin dilekçe, karşı tarafa tebliğ edilmeden istemin reddine karar verildiği,
Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair verilen kararda, başvurma ve karar harcının yargılama giderleri arasında gösterildiği gözlenmiştir.
Görülmüştür.
*2577 sayılı Kanunun 55/2 maddesi mucibince, yargılamanın yenilenmesi talebi hakkında karar verilebilmesi için karşı tarafın savunmasının alınmasının yeterli olduğunun,
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 10 uncu maddesine göre, ancak iade-i muhakeme talebinin kabulü üzerine cereyan edecek davalar yeni harca tabi olacağından, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi halinde harca hükmedilemeyeceğinin,
Unutulmaması,
204- .....esas sayılı dosyada, davacının verdiği ikinci dilekçe .........tarihinde davalıya tebliğ edildiği halde, 30 günlük cevap süresi sona ermeden ..........tarihinde esastan davanın karara bağlandığı görülmüştür.
*2577 sayılı Yasa’nın l6 ncı maddesi hükmüne uygun olarak cevap verme süreleri dolmadan dava dosyaları tekemmül etmeyeceğinden esastan karara bağlanmalarının da mümkün olmadığının hatırda tutulması,
205- ....esas sayılı davada, tebliğ tarihinin dilekçede yazılı olmasına rağmen, yalnızca “tebliğ tarihinin bulunmadığı” gerekçesiyle dilekçenin reddi yolunda karar verildiği,
......esas sayılı dosyada, davalı Orman İdaresinin .........tarihinde kayda geçen savunma dilekçesinde “.......emvalin satılıp paranın ceza mahkemesi kararına kadar işletme veznesinde emanete alındığı”nın belirtilmesine rağmen ........ve .........tarihli ara kararları ile kaçak orman emvalinin satılıp satılmadığı hususunun davalıdan tekiden sorulduğu ,
Görülmüştür.
*Bundan böyle, dosyaların tetkikinde daha titiz davranılması ve davaların sonuçlandırılmasında gecikmelere sebebiyet verecek benzer uygulamalardan sakınılması,
206- Karar defterine göre, ........tarihinde karara bağlanan .........esasına kayıtlı davaya ait kararın metninde karar tarihinin........olarak yazıldığı,
Bazı dosyalara ait görüşme tutanaklarında dosyaların esas numarasının, bazı tutanaklarda görüşmeye katılan üyelerin isimlerinin, bazılarında karar tarihlerinin yer almadığı, bazı tutanaklarda ise imza noksanlarının bulunduğu,
Görülmüştür.
*İdarî Yargılama Usulü Kanunu’nun 23 üncü maddesi uyarınca, görüşme tutanaklarında toplantıya katılıp kararı veren mahkeme başkan ve üyelerinin ad ve soyadlarının, imzalarının ve incelenen dosya numaralarının bulunması, keza tutanak ve karar metnindeki tarihlerin de aynı olması gerektiğinin unutulmaması ve bu konuda gereken dikkat ve özenin gösterilmesi,
207- ......esas sayılı dosyada.........günlü yazıyla posta pulu ücreti istendiği ve eksiklik giderilmediği halde, dosya incelemeye alınarak......ve .....günlü ara kararlarının verildiği tespit edilmiştir.
*2577 sayılı Kanun’un 6/4 ve 5. maddeleri uyarınca, posta pulu eksikliği tamamlanmadan dosyanın incelemeye alınması olanağı bulunmadığının unutulmaması,
208- ........esas sayılı dosyanın, karar numarası verilip dosya esas kaydı kapatılmadan başka bir dosya ile birleştirildiği, bu nedenle de el’an derdest dosyalar arasında görüldüğü belirlenmiştir.
*Kalem Yönetmeliği’nin 29 uncu maddesi uyarınca, dosyaların birleştirilmesinin karar ile mümkün olduğunun, ayrıca bu hususun esas defterine kaydı gerektiğinin unutulmaması,
209-.......esas sayılı olup ........Valiliğine karşı açılan davada, husumet .......günlü kararla İçişleri Bakanlığına yöneltilmesine rağmen dava dilekçesinin anılan Bakanlığa tebliğ edilmediği belirlenmiştir.
*2577 sayılı Kanun’un 14/6, 15/1-c madde ve bentleri mucibince, davanın yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verilmesi gerektiğinin unutulmaması, dosyanın tekemmülünü geciktiren benzer uygulamalara sebebiyet verilmemesi,
210- Davalı idarece 1 inci ve 2 nci savunmalarda yapılan süre uzatma istemlerinin her ikisinin de kabul edildiği anlaşılmıştır.
*2577 Sayılı Yasanın 16 ncı maddesinin 3 üncü bendi uyarınca cevap verme sürelerinin yargılama müddetince ancak bir kez uzatılabileceğinin bilinmesi,
211- Görülmekte olan davayla ilgili olarak davacı tarafından ibraz olunan bir belgeye ait dilekçenin esasa kaydedildiği ve bugüne kadar dosyanın derdest olarak bekletildiği görülmüştür.
*Mahkemeye sunulan dilekçeler dikkatle incelendikten sonra gereklerinin ivedilikle yerine getirilmesi yoluna gidilip, muhtelif sakıncalar yaratabileceği gibi derdest dosya sayısının artışına da neden olan uygulamalardan kaçınılması,
212- Danıştay bozma kararı ile iade edilen dosyaların karar düzeltme sürelerinin bitiminin adlî tatile rastladığı nazara alınmaksızın 3.8.1992 tarihinde esas defterine kayıtlarının yapıldığı gözlenmiştir.
*İdarî yargı Kalem Yönetmeliği’nin 28 inci maddesi uyarınca, Danıştay’ca bozularak iade edilen dava dosyalarının, bozma kararının taraflara tebliğinden itibaren karar düzeltme süresinin geçmesinden sonra derhal esas defterine kaydı gerekmekte ise de, İYUK’un 8 inci maddesinin 3 üncü bendindeki “Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır” hükmünün karar düzeltme süresinin hesabında da gözden uzak tutulmaması,
213- Danıştay’ca verilen onama yada bozma kararlarının mahkemeye geldiği tarihi gösteren imza ve tarihin dosya içinde bulunmadığı,
Davacının 2.dilekçesinde başkan havalesi olmaması nedeniyle dilekçenin mahkemeye verildiği tarihin belirlenemediği, sözü edilen 2.dilekçenin tebliğe çıkarılmadığı,
Gözlenmiştir.
*2577 Sayılı Kanun’un 50 nci maddesinde, “Temyiz incelemesi sonucunda verilen karar, dosyasıyla birlikte kararı veren mahkemeye veya Danıştay dairesine gönderilir. Bu karar, dosyanın mahkemeye veya Danıştay dairesine geldiği tarihten itibaren yedi gün içinde taraflara tebliğ edilir.” hükmü yer almış olduğundan, süresinde tebligatın yapılıp yapılmadığının belirlenebilmesi için temyizden dönen kararlar üzerine geliş tarihini gösteren kaydın düşülmesi,
Kalem Yönetmeliği’nin 47 nci maddesi uyarınca, mahkemeye gelen her türlü evrak için havale yapılması gerektiğinin hatırlanması,
214- İlk inceleme aşamasında görev yönünden reddedilen davaya ait kararın bozulmasından sonra yeniden esasa kayıtlanan dosyanın, bozmadan önce tekemmül ettirilmemiş olduğu gözetilmeksizin, tekemmülü zımnında muktezi tebliğ işlemleri yapılmadan, esastan karara bağlandığı,
Savunma süresinin son gününün resmi tatile rastladığı dikkate alınmadığından, aslında yasal müddeti içerisinde verilmiş olan savunmanın, zamanında intikal etmemiş addolunması suretiyle, tebliğe çıkarılmadığı ve bu nedenle tekemmül etmeyen dosyada nihai karar verildiği,
Gözlenmiştir.
*İYUK.’nun l6 ncı maddesi hükmünde öngörülen şekilde, dilekçe ve savunmaların karşılıklı tebliği işlemlerinin tamamlanmasından evvel dava dosyaları tekemmül etmeyeceği cihetle, esastan karara bağlanmalarının da mümkün bulunmadığının gözden uzak tutulmaması,
215- Karar kesinleştikten sonra davalı idare tarafından sunulan soruşturma dosyası iade edilmeden dosya ile birlikte arşive kaldırıldığı belirlenmiştir
*İdarî Yargılama Usulü Kanunun 20 nci maddesinin verdiği yetkiye istinaden getirtilen işlem dosyası ve belgelerin, temyiz süresi veya Danıştay incelemesi sona erdikten sonra yerlerine gönderilmelerinin usul edinilmesi ve böylece sakıncalı bazı durumların meydana gelmesinin önlenmesi,
216- Danıştay tarafından bozularak yeniden bir karar verilmek üzere iade edilen ve karar düzeltme istemi de reddedilen dosyanın zamanında esasa kaydedilmesine karşın, karar düzeltilme sisteminin reddine dair Danıştay kararının taraflara tebliğine ilişkin alındı örneklerinin dönmesi beklenilmeden karar verildiği müşahede olunmuştur.
*Tebliğe çıkarılacak kararların taraflara tebliğ edilememesi durumunda 2577 sayılı Kanun’un 26/3. maddesi hükmüne binaen dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceğinden dosyalar üzerinde herhangi bir işlem yapılmadan önce kararların tebliğ edildikten sonra dosyalar üzerinde gerekli yargısal faaliyetlerin icra olunmasının usul ittihazı,
217- Davacı tarafından açıkça avukata feragat yetkisi verilmemiş olduğu halde, vekil tarafından verilen feragat dilekçesi işleme konulmak suretiyle feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği müşahede edilmiştir.
*2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31.maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 63. maddesinde açıkça yetki verilmeyen vekilin davadan feragat edemeyeceği kurala bağlanmış olduğundan, vekâletnamesinde feragata dair açık yetki verilmemiş olan vekilin talebi doğrultusunda hüküm kurulamayacağının bilinmesi,
218- Danıştay bozma kararı taraflara tebliğ edilip henüz dosya esasa kaydedilmeden 2577 sayılı Kanunun 6/5 inci maddesine göre posta pulu avansı istenildiği gözlenmiştir.
*2577 sayılı Kanunun 6/5. maddesinin uygulanması sonucunda, posta avansının yatırılmaması üzerine davanın açılmamış sayılmasına dair kararlar verileceğinden, henüz esasa kaydedilmemiş dosya ile ilgili karar verilmesinin mümkün olmaması nedeniyle bu yöndeki uygulamadan vazgeçilmesi, bu tür dosyalarda, Danıştay kararlarının genel bütçeden tebligatı yapıldıktan sonra karar düzeltme süresi de beklenilerek dosyanın esasa kaydedilmesi üzerine posta avansının istenilmesinin daha uygun olacağının bilinmesi,
GECİKME
219- … tarihinde duruşması yapılarak aynı gün karara bağlanan dosyada, gerekçeli kararın yazılarak tebliğe çıkarılmasının unutulduğu, denetim sırasında fark edilerek yazdırıldığı tesbit edilmiştir.
*Gerekçeli kararların yazımında makul sürelerin aşılmamasına dikkat edilmesi, bu konuda benzeri gecikme ve hataların bundan böyle meydana gelmemesi amacıyla her türlü tedbirin alınması, tekrarının sorumluluk getireceğinin hatırda tutulması,
220- Danıştay’dan bozularak gelen dosyaların hakkında karar verilmeksizin arşive kaldırıldığı ve iki yıla yakın süreyle işlemsiz bırakıldığı saptanmıştır.
*Arşive kaldırılacak dosyalar hususunda gereken azami dikkatin gösterilerek uzun yıllar işlemsiz kalmasına ve telafisi imkânsız zararların oluşmasına meydan
verecek dikkatsizliklerden sakınılması, aksine davranışların sorumluluk gerektireceğinin unutulmaması,
221- İnceleme yapmak üzere bilirkişiye tevdi edilen dosyaların, bilirkişiye verilen süre içerisinde teslim edilmediği ve uzun süre bilirkişi uhdesinde kaldığı, bu sürelerin kimi dosyalarda üç ayı geçtiği ve beş aya kadar uzayabildiği gözlenmiştir
*2577 sayılı yasanın 31’inci maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 281’inci maddesinde “İşin niteliğine göre bilirkişilerin oy ve görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri gerekiyorsa, hâkim, raporun kaç nüsha olacağını ve verileceği süreyi belli eder. Bu süre işin niteliğine göre üç ayı geçemez” kuralına yer verilmiş olduğu göz önünde bulundurmak suretiyle, bilirkişinin ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgeleri keşif öncesinde ve keşfi takiben en kısa sürede temin ederek, dosyaların uzun süre bilirkişi uhdesinde bırakılmaması hususunda gereğinin yerine getirilmesi,
222- Plan değişikliğine karşı açılan davada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesinin, geçerli yeterlilik belgesine sahip olmayan bilirkişinin katılımı ile gerçekleştirildiği, idarenin itirazı üzerine bilahare yeniden keşif kararı alındığı görülmüştür.
*Keşif ve bilirkişi incelemelerini zaman ve para kaybına neden olmadan vaktinde ve tekrarını gerektirmeyecek tarzda icrasına özen gösterilmesi,
223- Posta ücreti tamamlanmadığı gerekçesiyle işlemden kaldırılan dosyalar hakkında nihai kararın verilmesinde yeterince çabuk davranılamadığı izlenmiştir.
*İYUK.’nun 6/5 inci maddesinde, posta ücretinde tebliğ işlemlerinin yapılmasını engelleyecek şekilde azalma olması halinde ilgiliye tamamlattırılması, gereği yerine getirilmediği takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve üç ay içinde noksanı tamamlanmak suretiyle dosyanın yeniden işleme konulması istenmediği taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hükmü yer aldığından, yasanın bu amir hükmüne göre dosyaların titizlikle takibi ve gecikmeden gerekli kararların verilmesi hususunda özenli davranılması,
224- Duruşma istemli olup…….tarihinde tekemmül eden dosyaların bu güne kadar duruşmalarının yapılmadığı belirlenmiştir.
*Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 29.11.1982 günlü 342 sayılı ilke kararı gereğince öncelikli işlerden olan duruşmalı davalarda gecikmelere sebebiyet vermemeye özen gösterilmesi,
225- Yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş dosyaların tekemmül etmiş olmasına rağmen karara bağlanmadıkları izlenmiştir.
*Yürütmenin durdurulmasına karar verilen dava dosyalarının, öncelikle incelenip karara bağlanacağı yönündeki İYUK’ un 27/7 nci maddesinin hükmüne uygun davranılması,
226- Yüksek Lisans sınavına ait bir sınav kağıdı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması istemine yönelik ............İdare mahkemesi Talimatının 6 aydır yerine getirilmediği görülmüştür.
*Başka mahkemelerden intikal eden talimatlı dosyalarda talimat gereğinin yerine getirilmesinde gecikmelerden uzak durulması,
227- …..Esasına kayıtlı dosyada, davacı tarafından …….tarihli dilekçe ile delillerin tespiti isteminde bulunulduğu halde, denetim tarihine kadar işlem görmediği tespit edilmiştir.
*2577 sayılı Kanunu’nun 58/3 üncü maddesi mucibince, delillerin tespiti isteklerinin ivedilikle karara bağlanması gerektiğinin gözden uzak tutulmaması,
228- Bazı ahvalde, itiraz dosyalarının tekemmüllerini takiben aradan uzunca bir süre geçtikten sonra bölge idare mahkemesine sevk edildiği,
Temyiz dilekçesi…..tarihinde tebliğe çıkarıldığı ve alındısı dönmediği halde akıbetinin bu güne kadar araştırılmadığı,
Saptanmıştır.
*2577 sayılı Kanunu’nun 45 ve 48 inci maddeleri gereğince itiraz dilekçesinin karşı tarafa tebliği üzerine cevap verildikten veya cevap süresi geçtikten sonra dosyanın geciktirilmeden bölge idare mahkemesine gönderilmesine özen gösterilmesi,
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 58 inci maddesinde, tebliğ mazbatasının muayyen bir zamanda dönmemesi halinde, ilgili merciin durumu PTT merkezine bildireceği açıklandığından, bu kurala uyularak gecikme ve aksamalara neden olmamak için makul ve belirli zaman zarfında dönmeyen tebligat mazbatalarının ilgili yerlerden araştırılmasının usul edinilmesi,
229- Bir kısım dava dosyalarının ara kararı cevaplarının gelmesine ve aradan uzunca bir süre geçmesine rağmen karara bağlanmadığı,
….Esas sayılı dosyada….günlü ara kararının gereği denetim tarihine kadar yerine getirilmediği halde dosyanın herhangi bir işleme tabi tutulmadan bekletildiği,
Danıştay bozması üzerine…. Tarihinde yeniden esasa kaydedilen … esas sayılı dosyanın bu güne kadar neticelendirilmediği,
Yürütmeyi durdurma talebi kabul edilen…. sayılı dosyaların, tekemmüllerinden itibaren uzunca bir zaman geçmiş olmasına karşın sonuçlandırılmadığı,
Belirlenmiştir.
*Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun öncelikle bakılacak işlerle ilgili ilke kararı doğrultusunda, ara kararı verilip, cevap süresinin de geçmesine rağmen karar gereği yerine getirilmemiş veya ara kararı verilmiş ve cevabı gelmiş dosyalarla, 2577 sayılı İYUK.’nun 49/3
maddesi uyarınca Danıştay’ca bozulup yeniden bir karar verilmek üzere mahkemeye intikal eden davaların, keza yürütmeyi durdurma talebi kabul edilen dosyaların öncelikle ele alınması, haklı nedene dayanmayan gecikmelerden kaçınılması,
230- Öncelikli işler kapsamında olan dosyaların bir kısmının tekemmüllerinden itibaren uzunca bir müddet geçmesine karşın henüz incelemeye alınmadığı,
….Esas sayılı dosyada da ….tarihinde davalı idareye tebliğ edilen ara kararının gereği denetim gününe kadar yerine getirilmediği halde, dosyanın herhangi bir işleme tabi tutulmadığı,
Anlaşılmıştır.
*Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenen öncelikli işler ile ara kararı verilmiş ve cevap süresinin geçmesine rağmen karar gereği yerine getirilmemiş dosyaların karara bağlanmasında gecikmelere sebebiyet vermemeye azami özenin gösterilmesi,
231- …Esas sayılı dosyada, keşif için istenen avans ilgilisi tarafından mahkeme veznesine yatırılmasına ve uzunca bir süre geçmesine karşın, dosyanın denetim gününe kadar başkaca bir işlem görmediği,
*Keşif ve bilirkişi incelemesini gerektiren konularda, keşiflerin icrasında muhik sebeplere dayalı olmayan gecikmelerden kaçınılması,
232- ….Esas sayılı dosyaların, tekemmüllerinden itibaren uzunca bir zaman geçmesine rağmen işlemsiz bırakıldıkları izlenmiştir.
*2577 sayılı İYUK’ un 20/5 inci maddesinde belirtildiği üzere bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde dosyaların, öncelikli işler göz önünde bulundurulmak suretiyle, geliş tarihlerine göre incelenip tekemmül ettikleri sıraya göre sonuçlandırılmasının ihmal olunmaması,
233- Tekemmül etmiş dosyaların tamamının üyelere havale edilmemiş olduğu görülmüştür.
*Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 20.03.1989 gün ve 236 sayılı kararı uyarınca, tekemmül eden davalara ait dosyaların geciktirilmeden üye hâkimlere derhal tevdiine özen gösterilmesi,
234- Eski yıllara ait derdest dosyalar mevcut iken …yılı ….ayında açılan davaların esastan karara bağlandığı belirlenmiştir.
*2577 sayılı Kanunu’nun 20/5 inci maddesinin “ dosyaların geliş tarihlerine göre incelenip, tekemmül ettikleri sıraya göre sonuçlandırılacakları “ yolundaki hükmüne titizlikle uyulması,
235- Davaların esastan karara bağlandıkları tarih ile, taraflarına tebliğe çıkarıldıkları tarih arasında uzun süre geçtiği, bu durumun, kararların hâkim tarafından makul süre geçirilerek kaleme alınmaması, karar müsvettelerinin gözden geçirilmek amacıyla mahkeme başkanlarında bekletilmesi, posta ücreti eksik olup, karara bağlanan dosyaların tebligat işlemlerinin kalemlerde arzulanan süratle icra edilememesi gibi nedenlerden kaynaklandığı, posta ücreti eksik bazı dosyalarla ilgili çeşitli nitelikteki kararların ise kalemde bekletildiği veya aradan uzun süre geçtikten sonra tebliğe verildiği görülmüştür.
*Başta esasa ilişkin olarak verilen kararlar olmak üzere, her türlü kararın kaleme alınmasında, karar müsvettelerinin gözden geçirilmek amacıyla mahkeme başkanlarında bekletilmesinde makul karşılanmayacak gecikmelere neden olunmaması, dava dosyalarının belirli aralıklarla elden geçirilmesi suretiyle posta gideri eksikliklerinin zamanında belirlenmesi ve usul yasasının 6 ncı maddesinin 5 ve 6 ncı bentlerinin titizlikle uygulanması,
236- Davacılara gösterdikleri adreslerde tebligat yapılamaması sebebiyle kaldırılan dosyalar hakkında bir yıllık sürenin doluşunu takiben 4 ila 7 aya varan gecikmelerden sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
*2577 sayılı Kanunu’nun 26/3 üncü maddesi mucibince, davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde yeni adresin bildirilmesine kadar dosyanın işlemden kaldırılması, bu tarihten itibaren bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle dosyanın işleme konulması istenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğinden, Kanunda öngörülen sürelerin özenle takibi suretiyle bu konuda verilmesi icabeden kararların gecikmesinin yaratabileceği muhtemel sakıncalardan uzak durulması,
237- Esasa dair bazı kararların yazılmasında makul sürelerin geçirildiği belirlenmiştir.
*Anayasanın 141 inci maddesinin, davaların “mümkün olan süratle” neticelendirilmesini yargının görevi olarak tespit eden kuralı ile 2576 sayılı Kanunun 11 inci maddesine uygun hareket olunarak kararların kaleme alınmasında makul sürelerin aşılmamasına özen gösterilmesi,
238- Danıştay tarafından verilen bozma kararlarının tebliğe çıkarılması ile bu dosyaların esas defterine kaydında yeterince çabuk davranılmayarak gecikmelere düşüldüğü müşahede olunmuştur.
*2577 sayılı Kanun’un 3622 sayılı Kanun ile değişik 50 nci maddesinin, temyiz incelemesi sonucunda verilen kararın dosyaya birlikte kararı veren mahkemeye gönderileceği, bu kararın, dosyanın Mahkemeye geldiği tarihten itibaren yedi gün içinde taraflara tebliğ edileceği hükmü karşısında, Danıştay bozma kararlarının tebliğe çıkarılmasında gecikmeye meydan verilmemesi, yine Kalem Yönetmeliği’nin 28 inci maddesinde, bozma kararlarının taraflara tebliği ile kararın düzeltilmesi süresi geçtikten sonra derhal esas defterine kaydedileceği kurala bağlandığından, bu konuda sürüncemeye sebebiyet verilmemesi,
239- Danıştay tarafından bozularak yeniden bir karar verilmek üzere iade olunan ve karar düzeltme istemi de reddedilen dosyaların esasa yeniden kaydında gecikmelerin olduğu tesbit edilmiştir.
*Danıştay tarafından kararı bozularak mahkemeye iade olunan dosyaların, bozma kararının taraflara tebliği ile kararın düzeltilme süresi geçtikten sonra derhal esas defterine kaydolunacağı İdarî Yargı Kalem Yönetmeliğinin 28 inci maddesi hükmü gereği olup karar düzeltme istemi reddedilen dosyalarda ise kararın tebliği ile tebliğ alındılarının dönmesinin beklenmesine gerek olmadığından bu kabil dosyaların esas defterine kaydının, tebliğ sürecinin tamamlanması beklenmeden, derhal yapılması,
240- Dilekçeler ile bir kısım ara kararları ve bilirkişi raporlarının tebliğe çıkarılmasında makul sayılmayacak gecikmelere düşüldüğü, bu itibarla dosyanın tekemmülünün uzamasına sebebiyet verildiği saptanmıştır.
*Dava dosyalarının durumları ile içeriklerinin daha dikkatli takibine önem atfedilerek tekemmül evresini geciktirecek davranışlardan kaçınılması,
241- Yürütmenin durdurulması istemli olarak açılan davada, ilk inceleme üzerine verilen ehliyet ret kararının Danıştay tarafından bozularak gönderilmesi üzerine esasa kaydedilen dosyanın, hâkim üyeye havale edildikten sonra yürütmenin durdurulması istemi de görüşülmeden tekemmül etmemiş olduğu halde denetim esnasına kadar hiçbir işlem yapılmadan bekletildiği görülmüştür.
*Yürütmenin durdurulması istemli dosyaların öncelikle ele alınarak uzun süre işlemsiz bırakılmaması, Danıştay’dan bozularak gelen dosyalar üzerinde titiz bir inceleme yapılması, ayrıca ilk inceleme üzerine verilen bu tür kararların bozulması halinde dosyaların tekemmül edip etmedikleri hususuna dikkat edilmesi,,
242- Yürütmenin durdurulması istemli davada, davalı idare tarafından verilen savunmasında ileri sürülen görev itirazının dikkate alınmadığı, bu hususta her hangi bir karar verilmeden dosyanın bekletildiği saptanmıştır.
*İdarî Mahkemelerde dilekçe ve savunma evresi tamamlanmadan yapılmış olan görevsizlik itirazları hakkında, olumlu görev itirazı çıkarılabileceği dikkate alınarak yargılamanın uzamaması için 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kanununun 10 ve devamı maddeleri hükümleri doğrultusunda işlem ifası gerektiğinin gözden kaçırılmaması,,
243- Yürütmenin durdurulması istemli olarak açılan davada, iki kez ara kararı yapıldıktan sonra verilen müdahale dilekçesinin taraflara tebliğinden sonra, 5.10.2004 tarihinden beri bu talebe yönelik bir karar tesis edilmeden dosyanın bekletildiği, bu itibarla yürütmenin durdurulması isteminin sonuçlandırılamadığı gözlenmiştir.
*Acil işlerden olan ve mümkün olan çabuklukla karara bağlanması gereken yürütmenin durdurulması isteklerinin sonuçlandırılma sürecini olumsuz etkileyen bu kabil gecikmelere bundan böyle sebebiyet verilmemesi,,
244- Tazminat istemli 1989/296 esas numaralı dosyanın 16.10.1991 tarihinde 1991/1031 sayılı, tek hâkim kararıyla sonuçlandığı, kararın itiraz üzerine ........ Bölge İdare mahkemesinin 28.2.1992 günlü E.1991/101, K.1992/24 sayılı kararıyla onandığı, davalı idarece 29.5.1992 tarihinde mahkeme kaydına geçen dilekçeyle karar düzeltme isteğinde bulunulduğu, bu istek üzerine herhangi bir işlem yapılmaksızın dosyanın arşivde bekletildiği ve ancak davalı idarece sonucun dilekçeyle sorulması üzerine 15.11.1996 tarihinde dosyanın karar düzeltme talebinin incelenmesi için bölge idare mahkemesine intikal ettirildiği saptanmıştır.
*Dosyaların üst mahkemelere sevki ile ilgili taleplerde daha dikkatli davranılarak benzeri hata ve gecikmelere bundan böyle meydan verilmesinden önemle sakınılması,,
245- İYUK’ un 6/5 inci maddesi uyarınca işlemden kaldırılan dosyada, kararın davacıya 9 ay sonra tebliğe çıkarıldığı, bu nedenle kararın davacıya tebliği tarihinden itibaren 3 ay sonra verilmesi gereken davanın açılmamış sayılmasına dair kararın ancak bir yıl sonra tesis edilebildiği tespit edilmiştir.
*2577 sayılı Kanun’un 6/5. maddesinde, posta ücretinde tebliğ işlemlerinin yapılmasını engelleyecek şekilde azalma olması hâlinde ilgiliye tamamlattırılması, gereği yerine getirilmediği takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve üç ay içinde noksanı tamamlanmak suretiyle dosyanın yeniden işleme konulması istenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hükme bağlandığından, kararın geç tebliğe çıkarılmak suretiyle yargılama sürecini uzatıcı ve işlemden kaldırma kararının uygulanabilirliğini etkisizleştirici davranışlardan kaçınılması,
246- Danıştay’dan bozularak gelen, dolayısıyla diğer öncelikli işlere nazaran daha öncelikle sonuçlandırılması gereken dosyanın, incelenmek ve iade edilmek üzere 23.3.2005 tarihinde….. 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildikten sonra iadesi için belirli aralıklarla yazılar yazmakla birlikte yeterli duyarlılığın gösterilmemesi sonucu denetim tarihine kadar karar verilmeksizin anılan mahkemede bekletildiği ve iki yıl süreyle işlemsiz bırakıldığı saptanmıştır.
*Diğer mahkemelere gönderilen dosyalar hususunda gereken azami özenin gösterilerek iyi takip edilmesi suretiyle uzun zaman işlemsiz kalmasına ve telafisi imkânsız zararların oluşmasına meydan verecek durumlardan sakınılması, bu tür dosyaların mümkün olduğunca istekte bulunan mahkemeye durum da izah edilmek suretiyle aslı yerine fotokopisinin gönderilmesi, aksine davranışların sorumluluk gerektireceğinin unutulmaması,,
KANUN YOLU
247- Davalı idarenin görev uyuşmazlığı çıkarması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen dosyanın, uyuşmazlık çıkarılmasına ilişkin dilekçenin davacıya tebliğ edilmediği gerekçesiyle tebligatın tamamlanmasından sonra iade edilmek üzere geri gönderilmesi üzerine; idarî davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlem bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun’un 15/1-b maddesi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine karar verildiği belirlenmiştir.
*2577 sayılı Kanunun 14/3 üncü maddesinde görev konusunun incelenmesi gereken hususların başında gelmesi cihetiyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca görev uyuşmazlığı hakkında bir karar verildikten sonra mahkemenin görevli olması durumunda 2577 sayılı Kanunun 15/1-b maddesi uyarınca karar verilebileceğinin hatırlanması,
248- Yargılamanın yenilenmesine ilişkin başvuru üzerine, başvuru dilekçesi yeni bir esasa kaydedilmeden esası kapatılmış eski dosya üzerinden işlemler takip edilip dosya tekemmül ettirildikten sonra yargılamanın yenilenmesi isteminin süre yönünden reddine karar verildiği, bu kararda, başvuru harcı ve karar harcının yargılama giderleri arasında gösterildiği gözlenmiştir.
*Olağan üstü bir kanun yolu olan yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabulü halinde dava dosyası yeniden ele alınıp ilk başta verilen karardan farklı bir karar verilmesi mümkün
olduğundan ve verilecek bu kararlara karşı taraflarca gidilecek kanun yollarının esası kapatılmış eski dosya üzerinden takibi olanaklı bulunmadığından bundan böyle bu tür taleplerle yapılan başvuruların yeni dava gibi ayrı bir esasa kaydedilmesi,
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 10 uncu maddesine göre, ancak iade-i muhakeme talebinin kabulü üzerine cereyan edecek davalar yeni harca tabi olacağından, yargılamanın yenilenmesi talebinin süre bakımından reddi halinde harca hükmedilemeyeceğinin unutulmaması,
249- Davacı tarafından çıkartılan olumlu görev uyuşmazlığı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına dava dilekçesi ve eklerinin gönderilmesi nedeniyle cevap verilmediği ve bu aşamada bekletme kararı alındığı, bilâhere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığını yazısı üzerine dosyanın Yargıtay’a gönderildiği, itirazın reddi üzerine iki yıla yakın bir gecikmeye neden olunduğu,
*2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 12’inci maddesinde, yargı merciinin kendisine verilen dilekçeyi, alınan cevabı ve varsa belgeleriyle birlikte görevsizlik itirazının reddine ilişkin karar ile dayanağı belgenin asıl ve örneklerini, uyuşmazlık çıkarmak isteminde bulunmaya yetkili makama göndereceği hükmüne yer verildiğinden, bu tür durumlarda anılan hükme uygun işlem ifasın dikkat edilerek muhtemel gecikmelerden sakınılması,,
250- Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru nedeniyle bir ve birden fazla bekletme kararı verildiği belirlenmiştir.
*Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 152’nci maddesi gereğince, davaya bakmakta olan mahkeme uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görerek Anayasa Mahkemesine başvurursa, Anayasa Mahkemesinin bu konudaki kararına kadar davayı geri bırakması zorunlu olup, işin Anayasa Mahkemesine gelişinden itibaren beş ay içinde bir karar verilmediği durumlarda mevcut hükümlere göre karar vereceği hükme bağlandığından, Anayasadan doğan zorunlu bekletici meselenin varlığı nazara alınarak, mahkemece bir veya birden fazla bekletme kararı alınmasına gerek bulunmadığının bilinmesi,,
251- …esas sayılı dosyaların Danıştay’ca bozulması üzerine kararın taraflara tebliğini müteakip karar düzeltme süresinin geçmesi beklenilmeksizin esas defterine kaydedildiği anlaşılmıştır.
*Kalem Yönetmeliğinin 28. maddesi uyarınca bu nevi dosyaların bozma kararının taraflara tebliği üzerine karar düzeltme süresi geçtikten sonra esas deftere kaydı gerektiğinin unutulmaması,,
252-…esas sayılı dosyada, 05.07.1984 tarihinde mahkemeye intikal eden Danıştay bozma kararı, 31.07.1984 ve 03.08.1984 tarihlerinde taraflara tebliğ edildiği halde dosyanın 15 günlük karar düzeltme süresinin geçirilmesinden çok sonra (10.10.1984) esasa kaydedildiği,
*Kararların Danıştay’ca bozulup mahkemeye iadesi halinde bozma kararlarının taraflara tebliği ile tashihi karar süresi geçildikten sonra derhal esas defterine derç olunacağına dair Kalem Yönetmeliğinin 28. maddesi hükmüne uygun davranılması,
253- sayılı dosyaya ait kararda vaki yanlışlığın düzeltilmesi istemi üzerine E.1983/58 kaydıyla yeni bir dosya açılarak yeni bir karar numarası verilmek suretiyle düzeltmenin kabulüne ve bu hususun ilamın altına yazılmasına karar verildiği, ancak düzeltmenin hükmolunduğu şekilde kararın altına yazılmadığı görülmüştür.
*2577 sayılı Yasanın 30. maddesi hükmü uyarınca, yanlışlığın düzeltilmesi taleplerinin yeni bir dava dosyası ihdasını ve bu konuda verilecek kararların da ayrı bir karar numarası gerektirmeyeceğinin bilinmesi, düzeltmenin ilamın altına yazılması zorunluluğunun ise unutulmaması,,
254- …esas sayılı dosyada, 5917 sayılı Yasadan doğan uyuşmazlıkta davanın reddine karar verildiği, davalı idare yanında davaya katılan müdahilin harç ve masrafları yatırarak müstakilen temyiz isteminde bulunduğu, Mahkemenin 11.04.1984 günlü ve müdahilin temyiz isteğinde bulunamayacağından bahisle talebi geri çevirdiği tespit edilmiştir.
*2577 sayılı Kanununun 48. maddesinde temyiz isteği üzerine ne şekilde hareket edileceği belirtilerek, dosyanın tekemmülünü müteakip dizi pusulasına bağlanıp Danıştay’a gönderileceği esası yer aldığına ve anılan Kanunda temyiz dilekçesinin geri çevrilmesine cevaz veren bir hüküm de bulunmadığına göre, karar verme yetkisi yüksek mahkemeye ait olan bir konuda yukarıda belirtilen şekilde vaki uygulamadan kaçınılması,,
255-…esas sayılı dosyalarda yanlışlığın tashihine karar verilerek bu kararın taraflara tebliğinden sonra klasördeki ilamın altına gerekli düzeltmenin yapıldığı, ancak taraflardan karar örneklerinin getirtilmediği görülmüştür.
*2577 sayılı Kanununun 30/3 maddesi uyarınca vaki düzeltmenin ilamın altına yazılabilmesi için karar suretlerinin taraflardan celbi gerektiğinin bilinmesi,,
256- …esas sayılı dava dosyasında, ödeme emrinin iptaline dair verilen kararın tebliğini müteakip Vergi Dairesinin verdiği dilekçeyle “davacının 2801 sayılı Yasadan yararlanmak için başvuruda bulunduğunu” belirtmesi üzerine, mahkemenin 2577 sayılı Kanununun 29. maddesi mucibince “ödeme emrinin iptaline dair hükmün yok sayılmasını” kararlaştırdığı görülmüştür.
*2577 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde "Açıklama", yani "tavzih" müessesesi düzenlenmiş olup mezkür maddeden yararlanılarak kararın sonucunun değiştirilmesi mümkün bulunmadığından usul hükümlerinin tatbikinde badema bu türden açık yanılgılara yer verilmemesi,
257- …esas sayılı dosyalarda açıklama istemleri için, ayrıca dosya açılıp, yeniden esas ve karar numaralarının verildiği anlaşılmıştır.
*İdarî Mahkemeler Kalem Yönetmeliğinin 34 üncü maddesinde, açılacak her dava için ayrı bir dosya düzenleneceği, 10 ve 12 nci maddelerinde, davalara esas ve karar numarası verileceği öngörülmüş olup, 2577 sayılı yasanın 29 ncu maddesine dayanılarak yapılan açıklama istemleri, ayrı bir dava nitelik ve özelliği taşımadıklarından yeni bir dosya düzenlenip esas ve karar numarası verilmesini gerektirmediği açık olduğundan, bu yoldaki uygulamadan vazgeçilmesi,
258- Temyiz ve itiraz mercilerine gönderilen dosyaların dizi listesine bağlanmadığı, üst yazı ile havale olunduğu görülmüştür.
*2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 45/3 maddesinde, itirazın temyizin şekil ve usullerine tâbi olduğu kuralına yer verilmiş olup, anılan kanunun 48/4 maddesinde de kararı veren mahkemece, cevap dilekçesi verildikten veya cevap süresi geçtikten sonra dosyanın dizi listesine bağlı olarak, Danıştay’a veya kurula gönderileceği hükme bağlandığından, dosyaların temyiz ve itiraz mercilerine anılan hükümlere uygun olarak tevdî edilmesinde özenli davranılması,,
259- Tek hâkim tarafından verilen kararlara karşı gönderilen itiraz dilekçelerinin Bölge idare mahkemesi yerine Danıştay’a hitaben, mahkeme kurulunca verilen kararlara karşı temyiz dilekçelerinin ise Danıştay yerine Bölge İdare mahkemesine hitaben yazıldığı gerekçesiyle, dilekçe başlıklarının değiştirilmesi, değiştirilmediği takdirde temyiz veya itiraz isteminden vazgeçilmiş sayılacağı yolunda kararlar tesis edildiği müşahede olunmuştur.
*2577 sayılı Kanununun 45/2 maddeleri gereğince itiraz ve temyiz dilekçeleri üzerinde, aynı Kanunun 3 üncü maddesi esaslarına göre yapılması icap eden incelemenin dilekçelerin şekil şartlarıyla ilgili ve dilekçelerdeki noksanlıkların giderilmesi amacına yönelik olduğunun, dilekçe sahibinin dilekçesini vermek istediği merciin iradesi hilafına değiştirilmesinin bu maddeler kapsamında düşünülemeyeceğinin, yanlış yargı yerine hitaben verilmiş dilekçelerin gönderileceği yargı yerini belirleme görev ve yetkisini dilekçede hitabedilen yargı yerine ait olduğunun nazara alınması ve karar verme yetkisi üst mahkemelere düşen konularda görevli yargı merciini belirleyecek tarzda karar verilmesi uygulamasından vazgeçilmesi,
260- Davacı vekili tarafından yapılan ‘açıklama’ talebi üzerine nihai karar gerekçesinde değişiklik yapılması yoluna gidildiği saptanmıştır.
*İYUK’ un 29 uncu maddesinde “açıklama (tavzih) “ müessesesi düzenlenmiş olup mezkûr maddeden yararlanılarak kararın gerekçesinin değiştirilmesi mümkün bulunmadığından usul hükümlerinin tatbikinde bundan böyle bu türden açık yanılgılara yer verilmemesi,
261- Kararların hüküm fıkralarında hangi kanun yolları ve mercilere başvurulacağının ve başvuru sürelerinin yazılmadığı gözlenmiştir.
*T. C. Anayasası’nın 40. maddesinin 2. fıkrasındaki “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” hükmü karşısında, kararların hüküm fıkralarında söz konusu karara karşı hangi kanun yolu ve merciine ne kadar sürede başvurulması gerektiğinin yazılmasına özen gösterilmesi,,
262- Mahkeme kararının kısmen bozulması neticesinde sunulan karar düzeltme dilekçesinin süresinde verilmediğinden bahisle Danıştay’ın karar düzeltme talebinin süre bakımından Mahkemesince değerlendirilmesi yönünde verdiği gönderme kararı üzerine; Mahkemece mevcut esas numarası üzerinden bu konuda bir karar verilmesi gerekirken yeni esas numarası alınmak suretiyle karar düzeltme isteminin süreden reddine karar verildiği ve Danıştay’ın bozma kararının hâlen ele alınmadığı anlaşılmıştır.
*Kalem Yönetmeliği’nin 28. maddesinde, bozma kararının taraflara tebliği ile 15 günlük karar düzeltme süresinin bitimini takiben ancak dosyanın esas defterine kaydolacağı kurala bağlandığından, karar düzeltme isteminin süre yönünden reddine karar verildikten sonra dosyanın esasa kaydedilmesi, Hakimler ve Savılar Yüksek Kurulunun öncelikle bakılacak işlerle ilgili ilke kararı doğrultusunda, 2577 Sayılı İYUK.nun 49/3 maddesi uyarınca Danıştay’ca bozulup yeniden bir karar verilmek üzere mahkemeye intikal eden davaların diğer öncelikli işlere nazaran daha öncelikle ele alınması, haklı nedene dayanmayan gecikmelerden kaçınılması,
263- Ödenmeyen maaş farkının yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada; verilen kararın hüküm fıkrasında faize ilişkin talebin karşılanmaması üzerine, davacı tarafından maddi hatanın düzeltilmesi talebinde bulunulduğu, talep kabul edilip hüküm fıkrasında belirtilmeyen faiz konusunun maddi hata kapsamında değerlendirilerek taraflardan karar asıllarının iadesinin istenildiği ve düzeltme yoluna gidildiği, görülmüştür.
*2577 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinde, iki tarafın adı soyadı ile sıfatı ve iddiaları sonucuna ilişkin yanlışlıklar ile hüküm fıkrasındaki hesap yanlışlıklarının düzeltilmesinin istenebileceği öngörülmüş olup, bu yol ile düzeltilebilecek yanlışlıkların belirtilen konularla sınırlı olduğunun göz önünde bulundurulması ve yanlışlığın düzeltilmesi yoluyla hüküm fıkrasındaki karar neticesinin değiştirilmesine olanak bulunmadığının, bu hususların ancak temyiz ve itiraza konu edilebileceğinin unutulmaması,,
264- Yürütmenin durdurulması isteminin savunma ara kararından sonra görüşülmesine ilişkin ara kararında davalı idarenin yanlış gösterilmesi nedeniyle bu yanlışlığın düzeltilmesi istemiyle davacı vekilince yapılan talep sonucu İYUK’un 30. maddesiyle getirilen prosedürün uygulandığı ya da tarafların bir talebi olmamasına rağmen mahkemece resen yanlışlığın düzeltilmesine dair karar verildiği görülmüştür.
*Buna göre; uygulanabilirliği olan kararlar ile nihai kararlardaki tarafların adı ve soyadı ile sıfatı ve iddiaları sonucuna ilişkin yanlışlıklar ile hesap yanlışlıkları için istemde bulunulması durumunda 2577 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile getirilen prosedüre uyulmasının, aksine uygulamanın yargılamayı gereksiz yere uzatması nedeniyle Anayasanın 141. maddesinde açıklanan “usul ekonomisi” düzenlemesine ters düşeceğinin unutulmaması,
Yanlışlığın düzeltilmesi kararı ancak taraflardan birinin istemi üzerine verilebileceğinden; nihai nitelik taşımayan ve uygulanabilirliği de olmayan yürütmenin durdurulması isteminin savunma ara kararından sonra görüşülmesine ilişkin ara kararında davalı idarenin yanlış gösterilmesi sonucu, tarafların bu konuda bir talebi olmamasına rağmen mahkemece resen yanlışlığın düzeltilmesine dair karar verilmesinin İYUK’un 30. maddesiyle getirilen müesseseye aykırı olduğunun bilinmesi,
HUMK'A ATIF
265- Müdahale dilekçesinin taraflara tebliğinden sonra kabul veya reddine yönelik bir karar verilmeden dosyanın tekemmül ettirildiği, denetim tarihine kadar da bu hususta hiçbir işlem yapılmadığı saptanmıştır
Müdahale istemi üzerine, müdahale talebinin taraflara tebliğine dair kararla birlikte yürütmenin durdurulması isteminin görüşülmesi için ara kararı verilerek idareden bilgi ve belge istenildiği izlenmiştir.
*Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 54 üncü maddesinin, müdahale dilekçesi üzerine davanın erteleneceği hükmünün hatırlanması ve bundan sonra müdahale talebi üzerine, bu husus karara bağlanmadan dava ile ilgili hiçbir işlemin yapılmaması,
266- Davacı tarafça, imar uyuşmazlığına konu gayrimenkulün davanın devam ettiği esnada üçüncü kişiye temlik edilmesi ve durumun mahkemeye bildirilmesi üzerine, gayrimenkulu devralananın davaya devam ettiği yönünde başvurusu olmamasına rağmen, mahkemece gayrimenkulü devralan tarafın davacı yanında taraf olmasına ve dosyanın yeniden tekemmülüne karar verildiği gözlenmiştir.
*2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 26/1 maddesinde ise; dava esnasında herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği kuralına yer verildiğinden, dosyanın davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, davayla menfaat ilişkisi kalmamış olanın, davada taraf ehliyetini yitirdiği cihetle mahkemece taraflar arasında zikredilmesine gerek olmadığı gibi, dosyanın yeniden tekemmülüne de gerek bulunmadığının bilinmesi,,
267- Katıldığı tarafla birlikte lehine hüküm kurulan müdahil taraf hakkında yargılama giderlerine hükmedilmediği müşahede edilmiştir.
*2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 31’inci maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 420’nci maddesinde, “davaya müdahale eden kimsenin iltihak ettiği taraf mahkûm olursa yalnız müdahale masrafıyla mahkûm edilir. Aksi halde bu masraf diğer tarafa tahmil olunur” kuralına yer verildiğinden katıldığı tarafla birlikte davayı kazanan müdahil lehine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekeceğinin unutulmaması,,
268- Yabancı (Ukrayna) uyruklu olup adres olarak “Büyükşehir Olimpik Buz Spor Salonu” adresini gösteren kimse tarafından açılan davada, davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin talebinin teminat talep edilmeksizin kabul edildiği tespit edilmiştir.
*İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 27/5 maddesinde, yürütmenin durdurulması kararlarının teminat karşılığında verileceği, ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabileceği kuralına yer verilmiş olup, İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 31’inci maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 97’nci maddesinde; Türkiye’de Medeni Kanun gereğince ikametgâhı bulunmayan kişinin diğer tarafın zarar ziyanıyla yargılama giderlerine karşılık 96’ncı madde uyarınca teminat göstermeye mecbur olduğu düzenlemesine yer verilmiş olduğundan, bu kimselerin Türkiye’de geçerli bir ikametgâhının olup olmadığı araştırıldıktan veya teminat alındıktan sonra yürütmenin durdurulması kararı verilmesinin daha doğru olacağının hatırda tutulması,
269- Mahkemece yapılan keşiflerde belediyeleri temsîlen mühendis veya fen memurlarının katılımı ile keşif icra edildiği izlenmiştir.
*5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 38/c maddesi uyarınca “belediyeyi devlet dairelerinde ve törenlerde, davacı veya davalı olarak da yargı yerlerinde temsil etmek veya vekil tayin etmek” görevi münhasıran belediye başkanına verilmiş olup, belediyelerin taraf olduğu davalarda, mahkemece ifa edilen yargısal faaliyet içerisinde belediyelerin ancak başkan veya tayin ettiği idareciler ve vekil tarafından temsil olunabileceğinin unutulmaması,,
270- Mahkemece resen keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilen dosyaların tamamında, avansa dair tezkerelerde, keşif avansının yatırılmaması halinde dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verileceğine dair müeyyideye yer verildiği anlaşılmıştır.
*2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 31’inci maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 414’üncü maddesinde, “ iki taraftan her biri istimaını talep eylediği şahit ve ehlihibrenin veya talebine mebni icra kılınacak keşif ve sair muamelenin masrafını tediyeye ve buna kifayet edecek meblağı mahkeme veznesine tevdie mecburdur. Hâkim tarafından tayin olunan müddet içinde masrafı vermeyen taraf talebinden sarfınazar etmiş addolunur.” Aynı yasanın 415’inci maddesinde ise “Re'sen icrası emrolunan muamelenin istilzam ettiği masrafı iki taraftan birinin veya her ikisinin tediye etmesine karar verilir ve bunun için takdir olunacak meblağ mahkeme kalemine tevdi olunur. Tayin olunan müddet içinde işbu muameleye ait masraf tediye olunamaz ise ileride icap edenlerden istifa olunmak şartıyla Devlet hazinesinden tediye olunmasına karar verilebilir.” hükümleri düzenlenmiş olduğundan, idari yargılamada verilen keşif ve bilirkişi incelemelerine dair kararların genellikle re’sen verilmiş olduğu da göz önüne alındığında, avans tezkerelerine belirtilen şekilde bağlayıcı ifadelerle müeyyide konulmaması gerekeceğinin hatırda tutulması,
271- Davacı şirketi vekâlete yetkili iki avukattan birisi tarafından imzalanan dilekçeyle açılan davada, dilekçelerde imzası bulunan avukatın vekâletten istifa ettiğini bildirmesi karşısında, taraflara (davalı ve müvekkili) bu hususta bir tebligat çıkartılmadığı gibi, dosyada vekâleti bulunan diğer avukata da bir tebligat yapılmayarak, doğrudan davacı şirkete tebligat yapılmaya çalışıldığı, adreste bulunamadığı nedeniyle şirkete tebligat yapılamaması üzerine dosyanın işlem yapılmaksızın bekletildiği gözlenmiştir.
*1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 41’inci maddesinin, belli bir işi takipten veya savunmadan isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekâlet görevinin, durumu müvekkiline tebliğden itibaren onbeş gün devam edeceğine dair hükmüne uygun olarak istifa kararının müvekkiline, HUMK’un 68’inci maddesinin “müvekkili namına muamele yapmış olan vekil nefsini azlettiğini veya müvekkili tarafından azlolunduğunu dava zaptına kayıt veya tebliğ ettirilmek suretiyle diğer tarafa bildirmedikçe, istifa ve azlin o taraf hakkında hükmü yoktur” hükmüne nazaran karşı tarafa da tebliği gerektiğinin bilinmesi. Ayrıca HUMK’un 64’üncü maddesinde “davaya müteaddit vekil tayin olunmuş ise her biri münferiden icrayı vekâlet edebilir” kuralına uygun olarak dosyada gerekli tebligatların diğer vekile yapılması, lüzumu halinde Tebligat Tüzüğünün 13’üncü maddesi uyarınca avukat hakkında adres araştırması yapılması, bu halde de tebligat yapılamaz ise, asile tebligat yoluna gidilmesi, asile de tebligat yapılamaz ise, 2577 sayılı yasanın 26/3 maddesi gereğince gecikmeksizin dosyanın işlemden kaldırılması gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,
272- Yıkım ve ve para cezasına, karşı mülkiyet sahibi gerçek kişiler ve gayrimenkul müsteciri şirket tarafından, müşterek vekil marifetiyle açılan davada, dava dilekçesinde açıkça taraf olduğu gözüktüğü ve aynı günlü yürütmenin durdurulmasına dair kararda da mahkemece taraf olarak yer verildiği halde, davacı şirkete davanın ihbarına dair karar ihdas edilerek tebliğ edildiği görülmüştür.
*Usûl hukuku bakımından davanın ihbarı, dava kendisine ihbar edilen üçüncü kişinin davaya katılarak, davayı ihbar eden tarafa yardım etmesinin sağlanmasına matuf olup, 2577 sayılı yasanın 31/1 maddesi uyarınca ihbarın mahkemece yapılabileceği ancak davada taraf olan kişilere ihbar yapılmasına hukuken ve fiilen imkan bulunmadığının bilinmesi,,
273- Mahkeme başkanının, dava konusu işleme katılmış bulunması nedeniyle davadan çekinme talebi, Bölge İdare Mahkemesi kararı ile kabul edildiği halde, çalışmaya ara verme süresi içinde yürütmenin durdurulması isteminin reddine dair karara katıldığı müşahade edilmiştir.
*2577 sayılı Yasanın 31’inci maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 30’uncu maddesi uyarınca, davaya bakmaktan yasaklı bulunan hâkimin, tarafların açık ve yazılı muvafakatleri bulunmaksızın hiçbir muamele yapamayacağı ve karar veremeyeceği, bu muamele ve kararların üst yargı yerince herhalde iptal olunacağının, HUMK’un 36/2 maddesinde düzenlenen gecikmesinde zarar umulan dava ve işlerde reddedilen hâkimin davaya bakabileceğine ilişkin hükmün ise, davaya bakmaktan yasaklı bulunan ve çekinmesi, mercii kararıyla kesinleşen hâkim hakkında tatbikine imkân bulunmadığının bilinmesi,
274- Davacının adlî yardım talebi kabul edildiği halde, dava sırasında bilirkişi incelemesi için avans istendiği izlenmiştir.
*2577 sayılı yasanın 31’inci maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 466’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında, kabul edilmiş olan adlî yardım talebinin ehlihibre (bilirkişi) masrafının devlet tarafından avans alarak karşılanmasını temin edeceği kuralına yer vermiş olduğundan, bu gibi durumlarda anılan hükme uygun hareket edilmesi,,
275- Davacının yeni belgeler sunarak ikinci kez yaptığı adlî yardım istemi hakkında bir karar verilmediği anlaşılmıştır.
*İYUK’ un yollama yaptığı HUMK’un 469 uncu maddesinin, yeni bir sebep ortaya çıktığında evvelce reddedilen adlî yardım talebinin yenilenebileceği yolundaki kuralı karşısında, bu nevi isteklerin karara bağlanması zorunluluğunun hatırda tutulması,
276- Davacının defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair kararla naip tayin edilen üyeler tarafından çeşitli işlemler için ara kararları tesis edildiği, bilirkişiden ek rapor istendiği,
Resen seçilen bilirkişinin ad, soyad, unvan ve uzmanlık alanının taraflara tebliğ edilmediği,
Belirlenmiştir..
*Mahkeme heyeti tarafından çözümlenebilecek davalarda tüm ara kararlarının da ancak heyetçe verilebileceğinin, bilirkişi incelemesi için naip tayin edilen üyenin ara kararı tesis edemeyeceğinin, bilirkişi raporunun değerlendirilmesi ve gerekiyorsa ek rapor istenmesi yetkisinin de kural olarak mahkeme heyetine ait olduğunun bilinmesi; belge isteme, bilirkişi tayini ve sair hususlar için ara kararı yerine naip sıfatıyla müzekkereler yazılmasının, herhangi bir çelişkiye meydan vermemek açısından daha isabetli olacağının nazara alınması; ayrıca, resen seçilen bilirkişilerin HUMK’ un 277.nci maddesinde yazılı itiraz haklarını kullanabilmeleri için inceleme gününden önce taraflara bildirilmesi gerektiğinin uygulamada ihmal edilmemesi,
277- …Esas sayılı dosyalarda olduğu gibi, bilirkişi raporunun teslim edileceği süre ile kaç nüsha verileceğinin naip hâkim tarafından belli edilmediği anlaşılmıştır.
*İYUK’ un 31 inci maddesinin atıfta bulunduğu HUMK’ un 281 inci maddesinde yer alan, hâkimin raporun verileceği süre ile kaç nüsha düzenleneceğini belli etmesi gerektiğine ilişkin hükmün göz önünde tutulması,
278- …Esas sayılı dosyalarda, verilen ara kararı ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırmak üzere atanan naip üyeye ilgili makam ve kişilerden her türlü bilgi ve belge alma hususunda yetki verildiği tespit edilmiştir.
**2577 sayılı Kanunun 20/1 inci maddesi gereğince bakmakta oldukları dava dolayısıyla lüzum gördükleri evrakın gönderilmesi ve her türlü bilginin verilmesinin ancak mahkemece istenilebileceğinin, HUMK’ un 364 üncü maddesinin, bu yetkinin mahkeme heyetinden bir üyeye devrine cevaz vermediğinin bilinmesi,
279-…Esas sayılı dava dosyasında uyuşmazlığın çözümü için yerinde yaptırılan keşifte mübaşir imzasının zabta geçirilmemesine rağmen sarf kararıyla kendisine yolluk ödendiği, ayrıca rapor ibraz etmek için mehil isteyen bilirkişiye talep doğrultusunda süre tanınırken raporun kaç nüsha düzenleneceğinin tayin edilmediği saptanmıştır.
*2577 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle atıfta bulunduğu HUMK’ un 364 ve devamı maddeleri uyarınca keşif tutanağının keşfe katılanlar tarafından imzalanması zorunluluğunun, aynı madde ile atıfta bulunulan HUMK’ un 2494 sayılı Kanunla değişik 281 inci maddesine tevfikan bilirkişiler tarafından yazılı olarak sunulacak raporların kaç nüsha tanzim edileceğinin tayini gerektiğinin, badema göz önünde tutulması,
280- …Esas sayılı dava dosyasında duruşma günü davalı idare yanında davaya katılma dilekçesi veren şahısların bu taleplerinin mahkemece karara bağlanamamasına rağmen açılan duruşmaya iştirak ettirildikleri ve davayı katıldıkları tarafın yanında takip ettikleri anlaşılmıştır.