Malî Özerklik ve Yargı Bağımsızlığı İle 5018 Sayılı Kanun Açısından Yargı Bütçesi ve Mali Hükümlerin Değerlendirilmesi
Malî Özerklik Ve Yargı Bağımsızlığı İle 5018 Sayılı Kanun Açısından Yargı Bütçesi Ve Mali Hükümlerin Değerlendirilmesi
Dr. Dr. Uğur YİĞİT
Bütçe, belirli bir dönemdeki gelir ve gider tahminleri ile bunların uygulanmasına ilişkin hususları gösteren ve usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan belgeyi ifade eder[1].
Kurum yada kuruluşların kamu hizmeti yapılabilmesi için bütçe zorunlu bir unsurdur. Kamu hizmetinin niteliği ve kapsamını bütçe belirler. Bütçede ayrılan ödenekler yanında bütçenin kullanılmasına ve gelirlerin elde edilmesine ilişkin diğer mali hükümlerde aynı derecede önemlidir.
Bütçe ve diğer mali hükümler yoluyla bir kurum ya da kuruluşu ve bunların sunduğu hizmetler ile eylem ve işlemlerini etkileyecek güç elde edilebilir ve bunun sonucunda yönlendirme ve denetleme yapılabilir, baskı oluşturulabilir.
Nitekim TBMM’de bütçe aracılığıyla yürütme organını denetler. TBMM nin yürütme organını soru, gensoru, genel görüşme, meclis araştırması, meclis soruşturması ve güvenoyu yolları ile doğrudan denetlemesi yanında, kamu harcamaları, gelirleri, malları ve borçlarına ilişkin kanunları koyarak, kaldırarak ve değiştirerek ve bütçe ve kesin hesap kanunlarını görüşerek de denetler[2]. Bütçe yoluyla denetim parlamenter sistemde o kadar önemlidir ve etkilidir ki Anayasa'da bütçesi reddedilen hükümetin istifa etmesine dair bir hüküm olmamasına rağmen, parlamenter gelenekler gereği istifa etmesi gerekir[3].
Bütçe ve mali hükümlerin bu özelliği nedeniyle Yargı organının Yürütme organına karşı bağımsızlığını koruyabilmesi için yönetsel bağımsızlık yeterli değildir. Bunun yanı sıra mali anlamda da bağımsız olmalıdır. Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanan bir sistemde, yargının bütçesi hazırlanırken yürütme ve yasamanın yargı üzerinde baskı uygulamamasını sağlamak için özen gösterilmelidir[4].
Çalışmamızın konusunu bütçe diğer bir ifade ile yargının (askeri yargı hariç) bütçesi ve yürütme ile olan mali ilişkileri oluşturmaktadır.
İncelememiz birinci bölümünde yargının idari olduğu kadar mali bağımsızlığının da olmasının gerekçesi vurgulamak üzere öncelikle bağımsızlık ve özerklik kavramını açıklayacağız. Öncelikle yürütme organının kendi içerisindeki özerk kurumlarla olan ilişkilerini ortaya koyup buradan hareketle yargı-yürütme arasındaki mali ilişkilerinin nasıl olduğu ve olması gerektiğini irdelemeye çalışacağız.
İkinci bölümde inceleyeceğimiz husus kamu mali yönetiminin anayasası[5] sayılabilecek 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu[6] ile bütçe kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrole ilişkin hükümler incelenecektir. Üçüncü bölümde ise Yargının bütçesine yer verilecektir. Son bölümde yargının bağımsızlığı yönünde bütçe ve mali hükümler yönünden ileri sürülmüş görüşler ele alınarak incelenecektir.
Sonuç ve değerlendirme kısmında ise yargı bağımsızlığının sağlanması için bütçe ve mali hükümlerin nasıl düzenlenmesi gerektiği konusunda görüşler açıklanacaktır.
Anayasamızın Devlet organlarına ilişkin düzenlemesinde iki temel kavram mevcuttur. Bunlar; bağımsızlık ve özerkliktir. “Bağımsızlık” ve “özerklik” farklı kavramları ifade etmekte olup bağımsızlık özerkliğin daha ileri bir uygulamasıdır[7].
Anayasa bağımsızlık kavramını yargı için kullanmıştır. Bağımsızlıkla, yargı organının yargı görevi yerine getirilirken yasama ve yürütme organının baskı ve etkisinden uzak tutma amaçlanmaktır. Mahkemelerin bağımsızlığı başlıklı 138’nci maddesinde “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.” şeklinde ifade etmiştir.
Bağımsızlık, karar mercilerinde çalışanların bazı statü güvenceleri ile donatılması, kurumların işlem ve eylemleri üzerinde yürütme organına dahil birimlerin bu eylem ve işlemlerin geçersizliği sonucunu doğuran doğrudan hiçbir yetkiye sahip olmamaları anlamına gelir[8].
Özerklik anayasal erkler arasındaki ilişkiyi değil yürütme organının kendi içerisindeki kurum ve kuruluşları arasındaki ilişkiyi ifade etmek üzere kullanılan kavramdır. Özerklik, bir kurumun yasal amaçlar çerçevesinde, devlet tüzel kişiliğinden ayrı olarak kendi iradesi ile hareket edebilmesi ve kararlar alabilmesi demektir[9]. Yönetim hukukunda özerklik, bir kanun ile herhangi bir teşkilat, kurum veya kuruluşa kendi kendini yönetme hakkının tanınması, diğer bir ifade ile kamu kurum ve kuruluşlarına üstlendikleri hizmetleri ve bunların gerektirdiği düzenlemeleri kendilerinin yapabilmesi olanağının tanınması olarak tanımlanmaktadır[10].
Bağımsızlıkta devlet tüzel kişiliği ile (merkezi idare) idarî bir bağ bulunmazken, özerklikte özerk kurum ile merkezi idare arasında idarenin bütünlüğü ilkesinin gereği olarak vesayet ilişkisi vardır. Bağımsızlık ve özerkliğin bu niteliğinin doğal ve mantıki sonucu yargı ve yürütme arasındaki ilişkilerinin yürütmenin kendi içerisindeki özerk kurumlara göre daha gevşek olmasıdır.
Özerklik idari ve mali özerklik olarak ikiye ayrılır.
İdari özerklik, kendi başına yürütülebilen, kararlar alıp işlemler yapabilen ve bunları uygulama yetkisi bulunan her kuruluşun bu yeteneğini anlatmak için kullanılan bir terimdir[11]. Herhangi idari merci ya da makamın “izin” ya da “icazet”ine tabi olmaksızın kendi başına karar alıp uygulayabilme yetkisine sahip olma da idari özerklik için gerekli ve zorunludur[12].
İdari özerkliğin unsurları ise; (i) seçilen üyelerin kural olarak idari makamlarca atanmaması veya kendilerine özgü metotlarla seçilmeleri, (ii) görevleri süresince önceki makamlarından ya da sahip oldukları makamdan alınamamaları, (iii) üzerlerinde idari denetimin geçerli olmaması, (iv) kararları üzerinde yargı denetimi dışında bir denetimin geçerli olmamasıdır[13].
İdari özerkliğin Devlet organları arasındaki bütünlüğü zedelemesine karşın, özerk kuruluşlar ile merkezi idare arasındaki bütünlüğü sağlayan hukuki araç idari vesayettir. İdari vesayet, devletin bütünlüğünü ve kamu hizmetlerinin tüm ülke düzeyinde uyumlu bir biçimde yürütülmesini sağlamak amacıyla, devlet tüzel kişiliğini ve bu tüzel kişiliği temsil eden merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşları üzerinde sahip olduğu bir denetim yetkisidir[14].
Mali özerklik kavramı ise kurumların farklı kanallardan gelirler oluşturmalarını, gelirlerini ve varlıklarını kendi amaçlarına uygun bir biçimde kullanabilmelerini ve esnek bir bütçe sistemine sahip olmalarını öngörür[15]. Diğer bir ifade ile kaynak yaratma ve harcama konusunda tam yetkili ve bağımsız olma durumudur[16].
Mali özerklik, kendi bütçesini hazırlama, kendi mâli kaynaklarını oluşturma ve kendi mâli kaynaklarını kullanma olmak üzere üç boyutludur[17]. Mali özerklik açısından yönetimin karar ve hareket serbestisi ise dört değişkene bağlıdır. Bunlar; 1.“mali kaynakların çoğunluğunun öz gelirlerden oluşması”, 2. “öz gelirlerin oranlarını belirleyebilme”, 3. “merkezi yönetim yardımlarının şartsız verilmesi” ve 4. “gelirlerini serbestçe harcayabilme”dir[18].
Bütçeleme ve finansal konularda yeterli ve gerekli özerkliğe sahip olmayan bir kuruluşun diğer konularda özerk olabilmesi, özerkliğini koruyabilmesi olanaklı değildir. Mali açıdan idareye bağımlı olan bir yapı diğer unsurları ne kadar sağlarsa sağlasın o yetkiler içi boş kalmaya mahkûmdur[19]. İdareciler ve siyasetçiler bütçeyi kurumların işleyişine müdahale aracı olarak kullanabilmektedirler[20].
Yukarıda ifade ettiğimiz üzere Anayasa bağımsızlık kavramı Devlet organları arasında yargı için öngörmüş olmasına karşın günümüzde idare içerisinde özerklikten bağımsızlığa doğru bir gidiş yaşanmaktadır. Bu doğrultuda bir çok üst kurul faaliyet geçmektedir.
Örneğin 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nda[21] sadece özerkliğe[22] yer verilirken bu kanun yerine gelen 5411 Bankacılık Kanunu[23] açıkça bağımsızlık kavramına[24] yer verildiği gibi Anayasada yargı için geçen “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi Kurumun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez” ibaresine de yer verilmiştir.
5018 sayılı Kanunda Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar olarak adlandıran bu kurumlar öğretide Bağımsız İdari Otoriteler[25], Bağımsız İdari Makamlar[26], Bağımsız Düzenleyici Kurumlar[27] ve Bağımsız İdari Kurumlar[28] olarak adlandırılarak “bağımsızlık” özellikleri önemle vurgulanmaktadır.
Bağımsız idari otoritelerin Anayasal konumları tartışılmakla[29] birlikte, Anayasa’nın 123. maddesinde yer alan kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kamu tüzel kişiliklerinin oluşturulabileceği ibaresine dayanılarak oluşturulmuşlardır[30].
Bağımsız idari otoriteler, hizmet yerinden yönetim kuruluşlarından farklı olarak idari vesayet denetimi dışındadırlar ve geniş bir mali özerkliğe sahiptir[31]. Türkiye’de bazı bağımsız idari otoritelerin bütçeleri kendileri tarafından hazırlanıp onaylanmasına rağmen, bazı bağımsız idari otoritelerin bütçeleri başka makamların onayına tabidir[32].
Bağımsız idari otoritelerin mali denetimi konusundaki son yasal gelişme, “5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu”nun kabulü olmuştur. Kanunla, bu kurumların mali denetimi konusunda Sayıştay’ı yetkili kılınmıştır[33].
Kamu malî yönetiminin yapısı ve işleyişi, kamu bütçelerinin hazırlanması, uygulanması, tüm malî işlemlerin muhasebeleştirilmesi, raporlanması ve malî kontrolüne ilişkin esaslar 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda[34]düzenlenmiştir.
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun kapsamı genel idare olarak öngörülmüş; merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerden oluşan kamu idarelerinin mali yönetim ve kontrolünü işlemleri Kanun kapsamına alınmıştır.
Buna karşılık malî özerkliklerinin korunması amacıyla düzenleyici ve denetleyici kurumların Kanunun sadece belirli maddelerine tâbi olmaları hükme bağlanmıştır.
Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri: Uluslararası sınıflandırmalara göre belirlenmiş olan, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareleri bütçelerinden oluşur. Kamu idarelerince bunlar dışında herhangi bir ad altında bütçe oluşturulamaz.
Merkezi yönetim bütçe kanunu, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir ve gider tahminlerini gösteren, bunların uygulanmasına ve yürütülmesine yetki ve izin veren kanundur. Merkezi yönetim kapsamındaki bütçe, Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri, Özel Bütçeli İdareler ile Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar bütçelerinden oluşur.
Merkezi yönetim bütçe kanununda; yılı ve izleyen iki yılın gelir ve gider tahminleri, varsa bütçe açığının veya fazlasının tutarı, açığın nasıl kapatılacağı veya fazlanın nasıl kullanılacağı, vergi muafiyeti, istisnası ve indirimleri ile benzeri uygulamalar nedeniyle vazgeçilen vergi gelirleri, borçlanma ve garanti sınırları, bütçelerin uygulanmasında tanınacak yetkiler, bağlı cetveller, mali yıl içinde gelir ve giderlere yönelik olarak uygulanacak ve kısmen veya tamamen uygulanmayacak hükümler yer alır. Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin her birinin gelir-gider tahminleri, merkezi yönetim bütçe kanununda ayrı bölüm veya cetvellerde gösterilebilir.
Merkezi yönetim bütçe kanun tasarısına, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında dikkate alınmak üzere;
a) Orta vadeli mali planı da içeren bütçe gerekçesi,
b) Yıllık ekonomik rapor,
c) Vergi muafiyeti, istisnası ve indirimleri ile benzeri uygulamalar nedeniyle vazgeçilen kamu gelirleri cetveli,
d) Kamu borç yönetimi raporu,
e) Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin son iki yıla ait bütçe gerçekleşmeleri ile izleyen iki yıla ait gelir ve gider tahminleri,
f) Mahalli idareler ve sosyal güvenlik kurumlarının bütçe tahminleri,
h) Merkezi yönetim kapsamında olmayıp, merkezi yönetim bütçesinden yardım alan kamu idareleri ile diğer kurum ve kuruluşların listesi,
Eklenir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Sayıştay ile Düzenleyici ve denetleyici kurumlar, bütçelerini Eylül ayı sonuna kadar doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisine, bir örneğini de Maliye Bakanlığına gönderirler.
Devlet tüzel kişiliğine dahil olan, ve 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin bütçesidir. ( Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Bakanlıklar, MGK Genel Sekreterliği, Müsteşarlıklar, JGK, SGK, bazı genel müdürlükler, başkanlıklar, ABGS, Başbakanlık YDK)
Bir bakanlığa bağlı veya ilgili olarak belirli bir kamu hizmetini yürütmek üzere kurulan, gelir tahsis edilen, bu gelirlerden harcama yapma yetkisi verilen, kuruluş ve çalışma esasları özel kanunla düzenlenen ve bu 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan her bir kamu idaresinin bütçesidir. Özel bütçeli idareleri belirten cetvel iki guruptan oluşmaktadır. Birinci gurupta, YÖK, ÖSYM, Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri, ikinci gurupta özel bütçeli diğer idareler yer verilmiştir.
Özel kanunlarla kurul, kurum veya üst kurul şeklinde teşkilatlanan ve 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan her bir düzenleyici ve denetleyici kurumun bütçesidir. (RTÜK, TK, SPK, BDDK, EPDK, KİK, RK, TAPDK)
Sosyal güvenlik hizmeti sunmak üzere, kanunla kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu ve Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün bütçesidir.
Sosyal güvenlik kurumları bütçelerinin hazırlanması ve uygulanması ile diğer mali işlemleri, 5018 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, ilgili kanunlarındaki hükümlere tâbidir. Ancak, sosyal güvenlik kurumlarının ayrıntılı harcama programları ile finansman programları bütçeleriyle birlikte hazırlanır, görüşülür ve onaylanır. Ödenekler de bu usul ve esaslara göre kullanılır.
Yetkileri belirli bir coğrafi alan ve hizmetlerle sınırlı olarak kamusal faaliyet gösteren belediye, il özel idaresi ile bunlara bağlı veya bunların kurdukları veya üye oldukları birlik ve idarelerin bütçesidir.
Mahalli idare bütçelerinin hazırlanması ve uygulanması ile diğer mali işlemleri, 5018 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, ilgili kanunlarındaki hükümlere tâbidir. Ancak, mahalli idarelerin ayrıntılı harcama programları ile finansman programları bütçeleriyle birlikte hazırlanır, görüşülür ve onaylanır. Ödenekler de bu usul ve esaslara göre kullanılır.
Mali yönetim ve kontrol sisteminin tümüyle zaafa uğradığı, belirgin yolsuzluk veya kamu zararına yönelik emarelerin ortaya çıktığı durumlarda; il özel idareleri için ilgili vali, belediyeler için ilgili belediye başkanının talep etmesi veya doğrudan Başbakanın onayı üzerine İçişleri Bakanı, yetkili denetim elemanlarına, ilgili mahalli idarelerin tüm mali yönetim ve kontrol sistemlerini, mali karar ve işlemlerini mevzuata uygunluk yönünden teftiş ettirir. Bu teftişler sonucunda düzenlenecek raporların bir örneği İç Denetim Koordinasyon Kuruluna, bir örneği de gerekli işlemlerin yapılması için ilgili vali veya belediye başkanına gönderilir.
Yargının tamamını kapsayan tek bir bütçe olmadığı gibi her mahkemenin de ayrı bütçesi yoktur. Anayasal bir kurum olmasına rağmen Yüksek Seçim Kurulu’nun ayrı bütçesi olmayıp Adalet Bakanlığı bütçesine ayrı bir program altında ödenek konulmaktadır.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un[35] 56'ncı maddesinde[36] düzenlenmiştir. Bu hükme göre Anayasa Mahkemesi, genel bütçe içinde kendi bütçesi ile yönetilir.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun[37] 54'üncü maddesinde[38] düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca Yargıtay, genel bütçe içinde kendi bütçesiyle yönetilir.
c) Danıştay Bütçesi
2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun[39] 93'üncü maddesinde[40] düzenlenmiştir. Anılan hüküm gereğince Danıştay, genel bütçe içinde kendi bütçesiyle yönetilir.
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un[41] 39'uncu maddesinde[42] düzenlenmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi Anayasada tanımlanan yüksek mahkeme olmasına rağmen ayrı bir bütçesi olmayıp araç, gereç ve sair ihtiyaçları ile Başkan, asıl ve yedek üyelerine ve raportörlerine, Başsavcı, Başkanunsözcüsü ile yardımcılarına verilen ücret Adalet Bakanlığı Bütçesine eklenecek ödeneklerden karşılanır.
Uyuşmazlık Mahkemesinin ödeneği Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün analitik bağlı kuruluşlar kurumsal sınıflandırmasında II. Düzey 68 kod numarası ile Adalet Bakanlığı bütçesi içerisinde gösterilmiştir[43].
Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin ayrı bir bütçesi yoktur. Adalet Bakanlığı bütçesine dâhildir.
298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'[44]un 181 'inci maddesi[45] uyarınca Yüksek Seçim Kurulu'nun ayrı bir bütçesi yoktur. Yüksek Seçim Kurulu ve Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü giderleri ile her türlü seçim işleri giderleri genel bütçeden ödenir. Bunun için gerekli ödenek Adalet Bakanlığı bütçesi içindeki ayrı bir programda gösterilir.
Yüksek Seçim Kurulu ödeneği, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün analitik bağlı kuruluşlar kurumsal sınıflandırmasında II. Düzey 69 kod numarası ile Adalet Bakanlığı bütçesi içerisinde gösterilmiştir[46]
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Anayasanın 159’uncu maddesinde Yargı Bölümü altında düzenlenen dört ana başlıktan birini oluşturmaktadır.
Anayasada, Yargıtay ve Danıştay’ın kuruluş ve işleyişine hakim olan ilkelerde olduğu üzere Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar denilmesine karşın bu mahkemelerden farklı olarak ayrı bir bütçesi olmadığı gibi Adalet Bakanlığı bütçesi içerisinde ayrı bir programda gösterilen ödeneği de yoktur.
Yargının bütçesine ve mali yapılanmasına ilişkin öneri ve eleştirilere ilişkin belgeler;
· XIV. Kalkınma Planı,
· Avrupa Birliği Komisyonu Türkiye 2006 İlerleme Raporu,
· Avrupa Birliği Komisyonu Türkiye Cumhuriyetinde Yargı Sisteminin İşleyişi İstişari Ziyaret Raporu.
· Avrupa Hakimleri Danışma Konseyi (CCJE) Yargının Etkinliği ve Mahkemelerin Maddi Olarak Desteklenmesi Ve Mahkeme Yönetimi Hakkındaki 2 numaralı görüşü (2001)
Olarak tespit edilmiştir. Bunların yanında Anayasa Mahkemesine intikal eden bir takım davalarda ve yargı ile ilgili toplantılarda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Ancak bu görüşler ayrıntılı ve kapsamlı değildir.
Bu bölümde yukarıdaki belgelere dayalı görüşlere yer vereceğiz.
Yargı bütçesinin Adalet Bakanlığı bütçesinden ayrılması ile sadece yüksek mahkemelerin değil aynı zamanda YSK ve ilk derece mahkemelerinin bütçesinin ayrılması ifade edilmek istenmektedir.
Bu konudaki görüşler;
· Bakanlığın mahkemelerin idaresi ve bütçe ayrılması hususlarında karar alarak yargı bağımsızlığını zedelemesi ihtimali bulunmaktadır. Örneğin; bütçe prosedürü esnasında yargı üzerinde farazi baskı kurulması olasıdır[47].
· Yargı, Adalet Bakanlığı’na bağlı olmamalıdır. Her ne kadar bütçe yasamanın mutlak kontrolü altında olsa da yargı, yürütmenin müdahalesi olmaksızın kendi mali ve yönetsel yapısını düzenleyebilmelidir[48].
· Devlet yargının bütün dalları ve kurumları için bağımsız bir bütçe güvencesi vermelidir. Bu bütçe, genel devlet bütçesi içinde de yer almalı ve yargı organlarının yüksek yargı kurullarına danışılarak belirlenmesinin sağlanması, yargıyı uygunsuz etkilemelerden uzak tutacaktır[49].
Merkezî yönetim bütçesinden yargı organlarına ve adalet hizmetlerine Anayasa’da yer alan güçler ayrılığı ilkesine uygun olarak pay ayrılması, bütçelerin doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulması ve bunun kullanımında Maliye Bakanlığı denetiminin kaldırılması[50],
Mahkemelerin ödeneklerin istenmesi ve kullanılması C. Savcılığına tabi olması donanım ve imkânlarının C. Savcılığının insiyatifinde olması mahkemelerin C. Savcılığına bağlıymış anlayışına yol açtığı[51]ileri sürülmüştür.
Adalet hizmet birimlerine ve yargı organlarına merkezî yönetim bütçesinden pay tahsis edilirken, başta Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu olmak üzere, yüksek yargı organlarının görüşlerine başvurulmamaktadır[52].
Avrupa Hakimleri Danışma Konseyi (CCJE), mahkemelerin bütçe hazırlanması sürecine ve Parlamentonun adlî bütçeyi kabulüne ilişkin düzenlemelerin adlî (hakimlerin) görüşü dikkate alacak bir usulü içermesinin önemli olduğu, mahkemelerin ihtiyaçlarını ve finans taleplerini koordinasyonunu sağlayacak ve yargıyı yönetmekle sorumlu bağımsız bir makamın taleplerini Parlamentoya veya onun bir komisyonuna ibraz etmesi istenen bir durumdur[53].
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ayrı bütçesi olması yönündeki öneriler belgelerde;
· malî özerkliği açısından en üst düzeyde tam bağımsız ve yüksek yargı birimi olarak yeniden yapılandırılması[54],
· Adalet Bakanlığı’nın idarî ve malî yapılanması dışına çıkarılması[55],
· bağımsız ve özerk yapıya kavuşturulmak amacıyla, malî özerkliği için ayrı bir bütçeye sahip kılınmasını, bütçesinin hazırlanmasında, tahsis ve yönetiminde Yüksek Kurul’un katılımını sağlayan kurumsal değişiklikler gerçekleştirilecektir[56],
· kendine ait bütçesi bulunmamaktadır[57],
· kendisine ait bütçesinin olmasını ve bütçe hazırlanırken Kurul üyelerine danışılmasını ve Kurul’un bütçenin idaresi ve kullanımından sorumlu olmasını da tavsiye ediyoruz. Bütçe ile ilgili konularda, Danimarka’daki sistem örnek alınabilir[58],
· kendisine ait bir bütçeye sahip olmasın büyük önem taşıdığı[59].
Şeklinde yer almıştır.
Kalkınma Planı Adalet ÖİK Raporunda yer alan “özerkliği açısından tam bağımsız, bağımsız ve özerk yapı” ibarelerinden bağımsızlık ve özerklik kavramların niteliğinin tam olarak bilindiği yönünde kuşku doğmaktadır. Bununla birlikte “Adalet Bakanlığı’nın idarî ve malî yapılanması dışına çıkarılmak suretiyle, kendine özgü bir “Yüksek Yargı Yönetimi Organı” modeli haline getirilip, atipik bir en üst mesleki örgütlenme görünümünde, tam bağımsız bir özerk yapıya dönüştürülmelidir” önerisi ile “yüksek yargı yönetim organı” olmasından kastedilenin HSYK’nun bütün yüksek mahkemeleri yönetiminde üst çatı olduğu mu, yoksa ilk derece mahkemelerinin bütçesinin Adalet Bakanlığından ayrılarak yönetiminin Kurul’a mı verilmek istendiği anlaşılamamaktadır.
Bütçe ve diğer mali hükümlerin önemi sunulan hizmetin nitelik ve niceliğini belirlediği kadar, hizmet sunan kuruluş üzerinde güç elde edilebilir ve bunun sonucunda yönlendirme ve denetleme yapılabilir, baskı oluşturabilir olmasından kaynaklanmaktadır. Bunun için anayasada yer alan bağımsızlık ve özerklik kavramları özellikle mali yönden incelenmesi gereken kavramlardır.
Bağımsızlığın yargı için, özerkliğin yürütme organındaki kurum ve kuruluşlar için kullanılan farklı kavramları olduğu; bağımsızlığın, özerkliğin daha ileri bir uygulamasını teşkil ettiği yukarıda vurgulanmıştı. Bunun yanı sıra idarenin bütünlüğü ilkesine rağmen idare içerisinde kurum ve kuruluşların ayrı bütçelerinin ve merkezi idareye karşı mali özerkliklerinin bulunduğu, günümüzde ise bağımsız idari otoriteler olarak nitelendirilen denetleyici ve düzenleyici kurumların özerkliği de aşarak idareye karşı yönetsel ve mali yönden bağımsız hale geldikleri belirtilmişti.
Anayasada düzenlenen bağımsızlık ve özerklik kavramları açısından bakıldığında yürütme organına karşı bağımsız olan yargının -en az idare içerisinde yer alan özerk kurum ve kuruluşlar kadar- mali bağımsızlığının olması gereklidir.
Anayasal ilkelere karşın yargı organlarından sadece Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay’ın kendi bütçeleri ve mali bağımsızlığı vardır.
Yüksek mahkeme olan Uyuşmazlık Mahkemesi ile Yüksek Seçim Kurulu’nun kendilerine ait bütçelerinin olmaması, bağımsız olmaları gereken yürütme organının bir unsuru olan Adalet Bakanlığı bütçesi içerisinde ayrı bir programda gösterilmesi Anayasa hükümlerine ve yargı bağımsızlığına aykırıdır.
5018 sayılı Kanun açısından bakıldığında Bakanlıkların bağlı ve ilgili kuruluşlarının ayrı bütçeleri vardır. Örneğin Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu Adalet Bakanlığının bağlı ve özel bütçeli kuruluşudur. Uyuşmazlık Mahkemesi ve YSK’nın Adalet Bakanlığının bağlı kuruluşu olmaması, Anayasal kurum olma niteliği göz önünde bulundurulduğunda ayrı bütçelerinin olması yargı bağımsızlığı açısından daha doğru olacaktır.
İlk Derece ve Bölge Mahkemeleri de Yüksek Mahkemeler gibi bir mahkemedir. Yargı bağımsızlığı yönünden bunlar arasında farkı yoktur. Anayasada vurgulandığı üzere buralarda görev yapan hâkimler de mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler. Bu nedenle ilk derece ve bölge mahkemelerinin kendilerine ait bütçeleri olmaması, bunun yerine yürütme organı içinde yer alan Adalet Bakanlığı bütçesine dâhil olmaları yürürlükteki Anayasa hükümlerine aykırıdır. 5018 sayılı Kanun açısından bakıldığında ise bu mahkemeler Adalet Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatı içerisinde yer almadıkları gibi bağlı ve ilgili kuruluşları da olmaması nedeniyle ayrı bütçelerinin olması kamu mali yönetimi felsefesine uygundur.
Mahkemelerin sayısı ve her mahkemenin kendi bütçesini yapabilmesi için gerekli personel ve diğer alt yapısının olmaması gibi uygulamadan kaynaklanan haklı gerekçelerin yargı bağımsızlığını sağlama yolundaki çözüm bulma çabalarını engellemez. Mahkemeler için yukarıda öneriler bölümünde yer alan XIV. Kalkınma Planı Adalet Hizmetleri ÖİK Raporunda belirtildiği üzere tek bir üst çatı yapılanması altında ya da bölge mahkemeleri veya ağır ceza merkezleri bünyesinde kendi bütçelerini oluşturabilirler.
Mahkemelerin ayrı bütçesi oluşturulmayacaksa bile harcama yetkilisi sıfatıyla hakim ve savcıların görüşlerini bütçeye yansıtacak bir mekanizmanın kurulması gerekir. Adalet Bakanlığı bütçesinin büyük oranda mahkemeler ve C.Başsavcılıkları tarafından kullanıldığı düşünüldüğünde Avrupa Hakimleri Danışma Konseyi’nin (CCJE) görüşü doğrultusunda 5018 sayılı Kanunun 60’ıncı maddesiyle bütçenin hazırlanması ve uygulanmasında görev verilen Mali Hizmetler Biriminde yeni bir yapılanmaya gidilmesi gereklidir.
Yargı bağımsızlığı konusunda hassasiyeti gözeterek Anayasa Mahkemesine kadar intikal etmiş bulunan mahkemelerin ödeneklerin istenmesi ve kullanılmasında C. Başsavcılığı aracılığı ortadan kaldırılmalıdır.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun anayasal bir kurum olması, Yargıtay ve Danıştay’ın kuruluş ve işleyişine hakim olan ilkelerde olduğu gibi “mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar” hükmünün bulunması ve yargı bağımsızlığı açısından ayrı bir bütçeye sahip olmasını gerektirmektedir. 5018 sayılı Kanunun mantığı açısından bakıldığında ise HSYK’nın Adalet Bakanlığının merkez ve taşra yada bağlı ve ilgili kuruluşu olmadığı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Yükseköğretim Kurulu, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu gibi anayasal bir kurum olduğu göz önüne alındığında Adalet Hizmetleri ÖİK Raporu ve diğer belgelerde vurgulandığı üzere ayrı bir bütçesinin olması gerekir.
NOT:Bu makale yazarın izni ile yayımlanmıştır.
AKDOĞAN, Abdurrahman; Kamu Maliyesi, Genişletilmiş 11. Baskı, Ankara 2006.
AKINCI, Müslüm; Bağımsız İdari Otoriteler ve Ombudsman, İstanbul, I. Baskı, 1999.
AKSOY, Şerafettin; Kamu Maliyesi, 3.Baskı, İstanbul, 1998.
AKTAN, Coşkun Can; Akademik Özerklik,
BULUTOĞLU, Kenan, KURTULUŞ, Erciş; Bütçe ve Kamu Harcamaları, İstanbul 1981.(Aktaran Nihat FALAY, Parlamenter Bütçe Denetimi ve Bütçe Komisyonu: Türkiye'deki İşleyiş,
BÜLBÜL, Duran; EJDER, Haydar L.; ŞAHAN, Özgür; Devlet Bütçesi, Ankara, Ağustos 2005.
COŞKUN, Sabri; Türkiye’de Bağımsız İdari Kuruluşlar Üzerinde Yargısal Denetim, Bağımsız İdari Otoriteler (Ed: İbrahim KABAOĞLU), İstanbul: Alkım Yayıncılık, 1998,
DÖNMEZ, Eftal; Türkiye’de Bağımsız İdari Otoriteler, Ankara Barosu Dergisi, 2003/2,
DURAN, Lütfi; Türkiye’de Bağımsız İdari Otoriteler, Amme İdaresi Dergisi, 30 (1), Mart 1997,
ERKUT, Celal Bağımsız İdari Makamlar Müessesesi Açısından Sermaye Piyasası Kurulu’nun Kısa Bir Değerlendirmesi, Bağımsız İdari Otoriteler (Ed: İbrahim Kaboğlu), İstanbul: Alkım Yayıncılık, 1998.
FALAY, Nihat; Parlamenter Bütçe Denetimi ve Bütçe Komisyonu: Türkiye'deki İşleyiş,
GÜNDAY, Metin; Bağımsız İdari Otoriteler, Bağımsız İdari Otoriteler, Ankara: Rekabet Kurumu Yayınları, 2001,
GÜNDAY, Metin; İdare Hukuku, Ankara: İmaj Yayıncılık, 9. Baskı, 2004.
JEFFERIES, R. Tackling The Hall. London: T.J. Press LTD. 1982. (Aktaran: Sevim ÖZTÜRK, Özerklik Kavramı ve Üniversite Özerkliği,
KABOĞLU, İbrahim; Çağdaş Anayasalarda Özgürlükleri Korumaya Yönelik Bağımsız İdari Otoriteler, Bağımsız İdari Otoriteler (Ed: İbrahim Kaboğlu), İstanbul: Alkım Yayıncılık, 1998,
KARACAN, Ali İhsan; Özerk Kurumların Özerkliği, Rekabet Dergisi, Sayı.8, Ekim - Kasım - Aralık 2001.
O’CONNOR, Sandra Day; Yargı Bağımsızlığının Önemi, Demokrasi Konuları, Yeni Doğan Demokrasiler ve Anayasallaşma, A.B.D. Dışişleri Bakanlığı Elektronik Dergisi, , Cilt 9, Sayı 1, Mart 2004.
ORHANER, Emine; Kamu Maliyesi, 3. Baskı, Ankara 2000.
SANCAKDAR, Oğuz; İdare Hukuku Yönüyle Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun Kısa Bir Değerlendirmesi, Bankacılar Dergisi, Sayı 37, 2001.
SCHWARTZ, Herman; Anayasanın Temel Taşları, Demokrasi Konuları, Yeni Doğan Demokrasiler ve Anayasallaşma, A.B.D. Dışişleri Bakanlığı Elektronik Dergisi, , Cilt 9, Sayı 1, Mart 2004.
SEVEN, Mehmet; Türk İdari Yapısında Düzenleyici Kurumların Yeri,
SOBACI, M. Zahid; Türk İdarî Teşkilâtındaki “Adalar”: Bağımsız İdarî Otoriteler, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2006, Cilt 55 Sayı 2.
TAN, Turgut; Bağımsız İdari Otoriteler veya Düzenleyici Kurullar, Amme İdaresi Dergisi, 35 (2), Haziran 2002,
TİRYAKİ, Refik; Bağımsız İdari Kurum Olarak RTÜK, AÜHF Dergisi, Cilt 51, Sayı 4, Yıl: 2002.
ULUSOY, Ali; Bağımsız İdari Kurumlar, Danıştay Dergisi, S.100, 1999.
ULUSOY, Ali; Bağımsız İdari Otoriteler, Ankara: Turhan Kitabevi, I. Baskı, 2003.
YILDIRIM, Ramazan; Üniversite Kurumunun Dört Güncel Problemi,
YÜNGÜL, İbrahim; Üretim Maliyet Unsurları Bütçe Yoluyla Kontrolü, Ankara 1998.
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, Kanun No: 2949, Kabul Tarihi : 10/11/1983, R.G.: 13/11/1983 - 18220
Bankacılık Kanunu, Kanun No: 5411, Kabul Tarihi : 19/10/2005, R.G.:1/11/2005 - 25983 (Mük.)
Bankalar Kanunu, Kanun No: 4389, Kabul Tarihi: 18/6/1999, R.G.:23/6/1999 - 23734
Danıştay Kanunu, Kanun No: 2575, Kabul Tarihi: 6/1/1982, R.G: 20/1/1982 -7580
Kamu Malî Yönetimi Ve Kontrol Kanunu, Kanun No: 5018, Kabul Tarihi. 10/12/2003, R.G: 24/12/2003 - 25326
Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, Kanun No: 298, Kabul Tarihi: 26/4/1961, R.G.: 2/5/1961 -10796
Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun, Kanun No: 2247, Kabul Tarihi: 12/6/1979, R.G.:22/6/1979 - 16674
Yargıtay Kanunu, Kanun No: 2797, Kabul Tarihi: 4/2/1983, R.G.: 8/2/1983 -17953
Avrupa Hakimleri Danışma Konseyi (CCJE) Avrupa Hakimleri Danışma Konseyinin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi İçin Yargının Etkinliği ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı Maddesi Bağlamında Mahlemelerin Maddi Olarak Desteklenmesi ve Mahkeme Yönetimi Hakkındaki 2 Numaralı Görüşü (2001)
Avrupa Konseyi, Türkiye 2006 İlerleme Raporu (COM(2006) 649 nihai)
Türkiye'nin Yükseköğretim Stratejisi, Yükseköğretim Kurulu Yayın No: 2007-1 Ankara -Şubat. 2007.
TÜSİAD: Bağımsız Düzenleyici Kurumlar ve Türkiye Uygulaması, İstanbul: Tüsiad Yayınları, 2002.
[1] Bütçenin tanımı ve ayrıntılı bilgi için bkz. Şerafettin AKSOY, Kamu Maliyesi, 3.Baskı, İstanbul, 1998, s.386, İbrahim YÜNGÜL, Üretim Maliyet Unsurları Bütçe Yoluyla Kontrolü, Ankara 1998, s.29, Duran BÜLBÜL, Haydar L. EJDER, Özgür ŞAHAN, Devlet Bütçesi, Ankara, Ağustos 2005, s.3, Emine ORHANER, Kamu Maliyesi, 3. Baskı, Ankara 2000, s.31, Abdurrahman AKDOĞAN, Kamu Maliyesi, Genişletilmiş 11. Baskı, Ankara 2006, s. 323,
[4] Avrupa Hakimleri Danışma Konseyi (CCJE) Avrupa Hakimleri Danışma Konseyinin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi İçin Yargının Etkinliği ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı Maddesi Bağlamında Mahlemelerin Maddi Olarak Desteklenmesi ve Mahkeme Yönetimi Hakkındaki 2 Numaralı Görüşü (2001)
[6] M. Zahid SOBACI, Türk İdarî Teşkilâtındaki “Adalar”: Bağımsız İdarî Otoriteler, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2006, Cilt 55 Sayı 2, s.174-175.
[7] Oğuz SANCAKDAR, İdare Hukuku Yönüyle Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun Kısa Bir Değerlendirmesi, Bankacılar Dergisi, Sayı 37, 2001, s. 45.
[8] Ali ULUSOY, Bağımsız İdari Kurumlar, Danıştay Dergisi, S.100, 1999, s..3 vd.
[12] SANCAKDAR, a.g.e., s.s. 46.
[13] Refik TİRYAKİ, Bağımsız İdari Kurum Olarak RTÜK, AÜHF Dergisi, Cilt 51, Sayı 4, Yıl: 2002, s. 177
[14] Metin GÜNDAY, İdare Hukuku, Ankara: İmaj Yayıncılık, 9. Baskı, 2004, s. 71-72.
[15] Türkiye'nin Yükseköğretim Stratejisi, Yükseköğretim Kurulu Yayın No: 2007-1 Ankara -Şubat. 2007, s.160
[19] TİRYAKİ, a.g.e, s. 183.
[20] Bütçe her zaman için politikacı tarafından müdahalede bulunmak amacıyla kullanılagelmiştir. Örneğin, Reagan yönetiminin ilk yıllarında Environmental Protection Agency (EPA-Çevre Koruma Kurumu)’nin bütçesi olağanüstü boyutlarda düşürülmüş ve Kurumun morali ve performansı çok aşağı düzeylere inmiştir. EPA Başkanı Ann Buford’un istifasıyla yerine ılımlı William Ruckleshaus tayin edilmiş ve aynı anda EPA bütçesindeki kısıntılar tümüyle kaldırılmış ve tersine çevrilmiştir (Krause, 1999). Yine Reagan aynı şekilde bütçe kısıntıları yöntemiyle göreve geldiği ilk yıllarda Securities and Exchanges Commission (SEC)’a müdahale etmeye çalışmıştır (Khademian, 1992). (Ali İhsan KARACAN, Özerk Kurumların Özerkliği, Rekabet Dergisi, Sayı.8, Ekim - Kasım - Aralık 2001, s.25)
[21] Bankalar Kanunu, Kanun No: 4389, Kabul Tarihi: 18/6/1999, R.G.:23/6/1999 - 23734
[22] Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
Madde 3 – 1. Bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatın, Kanunda gösterilen yetkiler çerçevesinde düzenlemeler de yapmak suretiyle uygulanmasını sağlamak, uygulamayı denetlemek ve sonuçlandırmak, tasarrufların güvence altına alınmasını temin etmek ve Kanunla verilen diğer görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip "Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu" kurulmuştur. Kurum, tasarruf sahiplerinin haklarını ve bankaların düzenli ve emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye sokabilecek ve ekonomide önemli zararlar doğurabilecek her türlü işlem ve uygulamaları önlemek, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere gerekli karar ve tedbirleri almak ve uygulamakla yükümlü ve yetkilidir. Kurumun merkezi Ankara'dadır. Kurum gerekli gördüğü yerlerde teşkilat kurabilir.
[23] Bankacılık Kanunu, Kanun No: 5411, Kabul Tarihi : 19/10/2005, R.G.:1/11/2005 - 25983 (Mük.)
[24] Kuruluş ve bağımsızlık
Madde 82 — Kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurulmuştur. Kurumun merkezi Ankara'dadır. Kurum, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ile Başkanlıktan oluşur.
Kurum, bu Kanunla ve mevzuatla kendisine verilen düzenleme ve denetlemeyle ilgili görev ve yetkileri kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır. Kurumun kararları yerindelik denetimine tâbi tutulamaz. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi Kurumun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez.
[25] Müslüm AKINCI, Bağımsız İdari Otoriteler ve Ombudsman, İstanbul, I. Baskı, 1999., Sabri COŞKUN, Türkiye’de Bağımsız İdari Kuruluşlar Üzerinde Yargısal Denetim, Bağımsız İdari Otoriteler (Ed: İbrahim KABAOĞLU), İstanbul: Alkım Yayıncılık, 1998, Eftal DÖNMEZ, Türkiye’de Bağımsız İdari Otoriteler, Ankara Barosu Dergisi, 2003/2, Lütfi DURAN, Türkiye’de Bağımsız İdari Otoriteler, Amme İdaresi Dergisi, 30 (1), Mart 1997, Metin GÜNDAY, Bağımsız İdari Otoriteler, Bağımsız İdari Otoriteler, Ankara: Rekabet Kurumu Yayınları, 2001, İbrahim KABOĞLU, Çağdaş Anayasalarda Özgürlükleri Korumaya Yönelik Bağımsız İdari Otoriteler, Bağımsız İdari Otoriteler (Ed: İbrahim Kaboğlu), İstanbul: Alkım Yayıncılık, 1998, Turgut TAN, Bağımsız İdari Otoriteler veya Düzenleyici Kurullar, Amme İdaresi Dergisi, 35 (2), Haziran 2002, Ali ULUSOY, Bağımsız İdari Otoriteler, Ankara: Turhan Kitabevi, I. Baskı, 2003, SOBACI, a.g.e., s.157-180
[26] Celal ERKUT, Bağımsız İdari Makamlar Müessesesi Açısından Sermaye Piyasası Kurulu’nun Kısa Bir Değerlendirmesi, Bağımsız İdari Otoriteler (Ed: İbrahim Kaboğlu), İstanbul: Alkım Yayıncılık, 1998.
[27] TÜSİAD: Bağımsız Düzenleyici Kurumlar ve Türkiye Uygulaması, İstanbul: Tüsiad Yayınları, 2002.
[28] Ali ULUSOY, Bağımsız İdari Kurumlar, Danıştay Dergisi, Yıl: 29, Sayı: 100, 1999,
[29] Anayasanın 123. ve 127. maddelerinden, Türkiye’de ancak merkezi idare, yer yönünden yerinden yönetim (yerel yönetimler) ve kamu kurumları (hizmet yönünden yerinden yönetim) şeklinde üç tür teşkilatlanmanın olabileceği anlaşılmaktadır. 1982 Anayasası başka bir teşkilatlanma türüne izin vermemektedir. Dolayısıyla ilk soru yanıt bulmaktadır, yani bağımsız idari otoriteler merkezi idare ve yerinden yönetim yapısı dışında üçüncü bir kategori oluşturamaz.SOBACI, a.g.e., s.166.
[30] SOBACI, a.g.e., s.166.
[31] SOBACI, a.g.e., s.166., SANCAKDAR, a.g.e., s.s. 47.
[32] SOBACI, a.g.e., s.166.
[33] SOBACI, a.g.e., s.174-175.
[34] Kamu Malî Yönetimi Ve Kontrol Kanunu, Kanun No: 5018, Kabul Tarihi. 10/12/2003, R.G: 24/12/2003 - 25326
[35] Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, Kanun No: 2949, Kabul Tarihi : 10/11/1983, R.G.: 13/11/1983 - 18220
Madde 56 - Anayasa Mahkemesi, genel bütçe içinde kendi bütçesi ile yönetilir.
Bütçenin birinci derecede ita amirliğini Başkan; ikinci derecede ita amirliğini Genel Sekreter yapar.
Muhasebe işleri, Anayasa Mahkemesi nezdinde kurulacak muhasebe teşkilatı, masraf tahakkuk işleri ise Mahkemenin mali işler müdürlüğü tarafından yürütülür.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde bütçe ile ilgili görüşmelerde Adalet Bakanı veya tensip ettiği takdirde Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri hazır bulunur. Bu görüşmelere Başkan ve üyeler açıklama yapmak üzere davet edilemezler.
[37] Yargıtay Kanunu, Kanun No: 2797, Kabul Tarihi: 4/2/1983, R.G.: 8/2/1983 -17953
Madde 54 - Yargıtay, genel bütçe içinde kendi bütçesiyle yönetilir. Bütçenin birinci derecede ita amiri Yargıtay Birinci Başkanıdır. Muhasebe İşleri Yargıtay nezdindeki muhasebe teşkilatı tarafından yürütülür. Gider tahakkuk memurluğu görevi, Birinci Başkanın tensip edeceği memurlar tarafından yerine getirilir.
Yasama Organı komisyon ve genel kurullarında Yargıtayı, Birinci Başkanın görevlendireceği Genel Sekreter veya yardımcısı temsil eder.
[39] Danıştay Kanunu, Kanun No: 2575, Kabul Tarihi: 6/1/1982, R.G: 20/1/1982 -7580
Madde 93 - 1. Danıştay genel bütçe içinde kendi bütçesiyle yönetilir.
Bütçenin ita amiri Danıştay Başkanıdır. Muhasebe işleri Danıştay nezdinde kurulacak muhasebe teşkilatı tarafından yürütülür.
Yasama meclislerindeki bütçe görüşmelerinde Danıştayı Başkan veya görevlendireceği kimse temsil eder.
[41] Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun, Kanun No: 2247, Kabul Tarihi: 12/6/1979, R.G.:22/6/1979 - 16674
[42] Araç, Gereç ve Sair İhtiyaçlar
Madde 39 - Uyuşmazlık Mahkemesinin araç, gereç ve sair ihtiyaçları ile Başkan, Başkanın mazereti halinde Uyuşmazlık Mahkemesine Başkanlık eden üyeye, Başsavcı, Başkanunsözcüsü ile yardımcılarına, Uyuşmazlık Mahkemesinin asıl ve yedek üyelerine ve raportörlerine verilen ücret Adalet Bakanlığı Bütçesine eklenecek ödeneklerden karşılanır.
[44] Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, Kanun No: 298, Kabul Tarihi: 26/4/1961, R.G.: 2/5/1961 -10796
Madde 181 - Yüksek Seçim Kurulu ve Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü giderleri ile her türlü seçim işleri giderleri genel bütçeden ödenir. Bunun için gerekli ödenek Adalet Bakanlığı Bütçesi içindeki ayrı bir programda gösterilir.
Bu ödeneğin harcanmasında, birinci derecede ita amiri, Yüksek Seçim Kurulu Başkanıdır. Başkan, yetkilerinin bir kısmını Seçmen Kütüğü Genel Müdürüne devredebilir, Genel Müdürün de diğer görevlilere devretmesine izin verebilir.
Seçim işleri için mahallerinde yapılması gereken her türlü harcamaların ita amiri il ve ilçe seçim kurulları başkanlarıdır.
[48] Herman SCHWARTZ, Anayasanın Temel Taşları, Demokrasi Konuları, Yeni Doğan Demokrasiler ve Anayasallaşma, A.B.D. Dışişleri Bakanlığı Elektronik Dergisi, , Cilt 9, Sayı 1, Mart 2004, s.18.
[49] Sandra Day O’CONNOR, Yargı Bağımsızlığının Önemi, Demokrasi Konuları, Yeni Doğan Demokrasiler ve Anayasallaşma, A.B.D. Dışişleri Bakanlığı Elektronik Dergisi, , Cilt 9, Sayı 1, Mart 2004, s.32.
[51] Anayasa Mahkemesi Kararı; 5.5.2004 gün 2002/108 E., 2004/55 K. R.G. 20.07.2004/25528
[53] Avrupa Hakimleri Danışma Konseyi (CCJE) Avrupa Hakimleri Danışma Konseyinin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi İçin Yargının Etkinliği ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı Maddesi Bağlamında Mahlemelerin Maddi Olarak Desteklenmesi ve Mahkeme Yönetimi Hakkındaki 2 Numaralı Görüşü (2001)
[54] Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun gerek oluşumu, gerek işleyişi, gerekse de idarî ve malî özerkliği açılarından en üst düzeyde tam bağımsız ve yüksek yargı birimi olarak, anayasal ve yasal temellerde mutlaka yeniden yapılandırılmalıdır. Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007-2013), Adalet Hizmetleri Özel İhtisas Komisyonu Raporu, s.47. http://plan9.dpt.gov.tr/plan9.htm
[55] Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Adalet Bakanlığı’nın idarî ve malî yapılanması dışına çıkarılmak suretiyle, kendine özgü bir “Yüksek Yargı Yönetimi Organı” modeli haline getirilip, atipik bir en üst mesleki örgütlenme görünümünde, tam bağımsız bir özerk yapıya dönüştürülmelidir. Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007-2013), Adalet Hizmetleri Özel İhtisas Komisyonu Raporu, s.60. http://plan9.dpt.gov.tr/plan9.htm
[56] Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, bağımsız ve özerk yapıya kavuşturulmak amacıyla, malî özerkliği için ayrı bir bütçeye sahip kılınmasını, kendisine ait yeterli personelin istihdamında, bina ve teknik donanımlarının temini ile birlikte bütçesinin hazırlanmasında, tahsis ve yönetiminde Yüksek Kurul’un katılımını sağlayan kurumsal değişiklikler gerçekleştirilecektir. Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007-2013), Adalet Hizmetleri Özel İhtisas Komisyonu Raporu, s.60. http://plan9.dpt.gov.tr/plan9.htm
[57] 4.23. Fasıl 23: Yargı ve Temel Haklar:
Yargının bağımsızlığı
Yorum Eklemek için Üye Olmalısınız
Yazdır
E-posta ile gönder
|