Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının Getirdikleri
6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun tasarı metnin de olup sonradan bu Tasarıdan çıkartılan hükümler ilaveli olarak bu 3. pakette getirilmektedir. Bu tasarı ile idari yargıda istinaf öncesi son düzenleme yapılıyor gibi anlaşılmaktadır. Ancak bölge idare mahkemeleri istinaf düzenlemesine göre daha güçlü durumda bulunmaktadır. Çünkü kesin karar vermektedirler. Yine Danıştay'a göre çok önemli bir fark da Danıştay bozma verdiği kararın esasını kendi karara bağlayamamakta iken bölge idare mahkemesi usul dışında bozma verdiği kararın esasını da karar bağlamaktadır.
Şimdi Tasarı ile getirilmek istenen değişiklikleri aşağıdaki başlıklar halinde inceleyeceğiz.
1- DANIŞTAY
Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun her idari dava dairesinden en az bir üye olmak kaydıyla Genel Kurul tarafından seçilecek onsekiz üyeden oluşur. Kurula Danıştay Başkanı veya vekillerinden biri; bunların yokluğunda Kurulun en kıdemli üyesi başkanlık eder.
Bu üyeler İdari Dava Daireleri Kurulunda sürekli olarak görev yaparlar. Ancak, iş durumu göz önüne alınmak suretiyle, üyelerin daire çalışmalarına katılmalarına Genel Kurul tarafından karar verilebilir.
Toplantı ve görüşme yeter sayısı onbeştir. Kararlar oyçokluğu ile verilir. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın görüşü doğrultusunda karar verilmiş olur.
Tasarının bu maddesi ile Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nda biriken işlerin kısa zamanda çözümlenmesi hedeflenmiştir. Gerçekten de böyle bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. Özellikle Danıştay 13. Dairesinde ilk derece açılan davaların temyizen Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’na geldiği düşünüldüğünde bu Kurulun daha çok mesai yapma gereği doğmuştu. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu üye sayısının 18, karar yeter sayısının ise 15 olması birlikte değerlendirildiğinde 4 üyenin gelmemesi durumunda Genel Kurul’un çalışma imkanı bulunmamaktadır. Örneğin bazı üyenin hasta olması vs gibi hallerde bu oranlar yeterli olmayabilir. Bu nedenle Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu sayısının 21 olması daha çözümcül olabilir.
Danıştay’ın Görev Alanı
Bakanlıkların düzenleyici işlemlerine karşı açılacak davalar eğer bu düzenleyici işlemler ülke çapında uygulanacak ise Danıştay’da, ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemler olmaması durumunda ise İdare mahkemelerinde açılacaktır.
Örneğin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılan imar planlarına karşı artık yerel mahkemede, ülke çapında uygulanacak olan imar yönetmeliklerine karşı yine eskisi gibi Danıştay’da dava açılacaktır.
Danıştay Savcıları
Danıştay savcıları, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay’da görülen dava dosyalarının esası hakkında düşüncelerini bildireceklerdir. Dolaysıyla temyiz ve karar düzeltme dosyalarında ve yürütmenin durdurulması istemlerinde düşünce bildirmeyeceklerdir.
Düşünce alınmak üzere Danıştay Başsavcılığına gönderilmekle birlikte bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce görüş bildirilmemiş yürütmenin durdurulması istemli dosyalar ile temyiz dosyaları, herhangi bir görüş bildirilmeksizin, ilgili daire veya kurullara geri gönderilir.
Tasarının bu maddesi ile Danıştay savcılarına düşen iş miktarlarının azalması sağlanmaktadır. Tarihsel olarak bakıldığında kanun sözcüsü görevini yürüten Danıştay savcılarına adli yargıdaki bilinen anlamda savcılık görevi verilmemişti. Bahsedilen tasarı ile Danıştay’da daha az sayıda savcı ile verilen görevlerin yapılması olanaklı hale gelmektedir.
Danıştay’a İdari Görevlilerden Üye Seçimi
6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun 8 inci maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan "yirmi yıl" ibaresi "oniki yıl" şeklinde değiştirilmiştir.
Tasarının bu maddesi ile İdari görevlerden Danıştay üyeliğine seçileceklerin yükseköğrenimlerini tamamladıktan sonra Devlet hizmetlerinde çalışma süresi yirmi yıldan oniki yıla indirilmektedir. Ancak maddede aranan diğer koşul olan birinci derece aylığını kazanılmış hak olarak alma şartı ile birlikte düşünüldüğünde tek başına bu değişiklik yeterli olmayabilir.
Danıştay Savcısının Düşüncesinin Taraflara Tebliği
Danıştayda ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülen davalarda savcının esas hakkındaki yazılı düşüncesi taraflara tebliğ edilir. Taraflar, tebliğden itibaren onbeş gün içinde, savcının düşüncesine cevap verebilirler.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin isteği doğrultusunda savcı düşüncesinin taraflara tebliği ve buna karşı cevap hakkı tanınmaktadır.
2- BÖLGE İDARE MAHKEMELERİ
Bölge İdare Mahkemelerinin Oluşumu
Bölge idare mahkemeleri, bölge idare mahkemesi başkanı ile iki üyeden oluşur. Bölge İdare Mahkemesi başkan ve üyeliklerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atama yapılır. Bu mahkemeler gerektiğinde birden çok kurul halinde çalışabilirler. Bu kurulların oluşumu aralarındaki iş bölümü ile kurullara kimin başkanlık edeceği Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.
Bu Tasarı ile adı konulmamakla beraber istinafın bir öncesi aşama benzeri sistem getirilmektedir. Bölge İdare mahkemelerine birden çok kurul ile çalışma imkanı düşünülmüştür. Öyle ki, bu kurullara Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca sabit başkan ataması yapılacaktır. Adli yargıda getirilen Bölge Adliye Mahkemesi’ne benzer bir sistemdir. Bu kurulların görev bölüşümü Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yapılacaktır.
Örneğin;
Birinci kurul, yürütmenin durdurulması ile ilgili kararlara itiraz ve 4483 sayılı Kanun uyarınca verilen kararlara karşı yapılan itirazlar.
İkinci kurul, iptal davalarına karşı yapılan itirazlar.
Üçüncü kurul, Uyuşmazlık miktarı ellibin lirayı aşmayan idarî işlemlere karşı açılan iptal davaları ile tazminat davalarına karşı yapılan itirazlar.
Dördüncü kurul, temeli gelir vergisinden doğan davalara karşı yapılan itirazlar.
Beşinci kurul, temeli kurumlar vergisi olan ihtilaflardan doğan davalara karşı yapılan itirazlar.
… gibi bir iş bölüşümü yapılarak Bölge idare mahkemelerine verilen diğer görevler de bu kurullara dağıtılabilir. Ya da İstanbul için; şu an Danıştay vergi dava Dairelerinin görevlerinde olduğu gibi yine aynı şekilde 4 kurul olarak örgütlenebilir.
Bu tasarının yasalaşması halinde bölge idare mahkemelerinin he miktar ve hem de konu itibariyle çok önemli davaları kesin olarak çözüme bağlayacaklardır. Hal böyle olunca farkla bölge idare mahkemelerince farklı içtihatlar ortaya çıkabilecektir. Her ne kadar içtihat mercii Danıştay olsa da artık bölge idare mahkemeleri de bu fonksiyonu üstlenir duruma gelmektedir.
Örneğin; gümrük vergisi uygulamalarında ithalatçı lehine olabilecek nitelikte içtihadı olan ya da sahte fatura ile ilgili olarak daha ılımlı içtihadı olan bölge idare mahkemesi yargı çevresi tercih edilebilecektir. Yine memurlara uyarma ve kınama cezaları konusunda oluşan içtihatlara bakılarak kamu görevlilerinin bazı sendikal eylemleri o bölge idare mahkemesi yargı çevresi içinde görev yapanlar tarafından gerçekleştirilmesi düşünülebilir.
Bu gibi farklı uygulamaları ortadan kaldıracak bir müesseseye ihtiyaç vardır. Danıştay daireleri arasındaki içtihat farklılığını ortadan giderme yolu var iken bölge idare mahkemesi kararları arasındaki ya da bölge idare mahkemesi ile Danıştay arasındaki içtihat farklılığını ortadan kaldıracak bir çözüm yolu bulunmamaktadır. Dolaysıyla bölge idare mahkemelerine bu kadar görev verilirken bu yolun da açılması gerekmektedir.
Tek Hakimle Çözümlenecek Davalar
Uyuşmazlık miktarı ellibin lirayı aşmayan idarî işlemlere karşı açılan iptal davaları ile tam yargı davaları tek hakimle çözümlenecektir.
Bu kural ile tek hakim tarafından bakılan ve günümüzde 9.230,00 TL olan sınır ellibin liraya yükseltilmektedir. Aynı zamanda bölge idare mahkemeleri de bu davalara itiraz mercii olarak bakacaktır. Bu miktar özellikle İstanbul Vergi yargısı açısından çok önemlidir. Yine tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarında duruşma isteme sınırı da ellibin lira olmaktadır.
Bu kural ile beraber Danıştay’ın vergi dava yükünün çok önemli bir miktarda azalacağı beklenmektedir.
3- İDARİ YARGILAMA USULÜ
Dava Dilekçelerinin Verileceği Birimler
Bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde ise dilekçeler, evrak bürosunca kaydedilerek ilgili mahkemelere havale olunur.
Bu düzenleme ile davanın taraflarının mahkeme kalemlerine gitmesi ortadan kalkacaktır. Danıştay’da olduğu gibi taraflar evrakları büroya teslim edecek ya bürodaki görevlileri evrakları mahkemelere teslim edecek ya da mahkeme personeli kendilerine gelen evrakları büradan alacaklardır. Ancak dava dosyasının incelenmesi vs gibi sebeplerle tarafların kalemlere erişmesi kısmen de olma devam edecektir.
Dosyaların İncelenmesi
İdare ve vergi mahkemelerinde heyet halinde görülen davalarda; bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen bilgi ve belgelerin istenmesi ile ek süre verilmesine ilişkin ara kararları, mahkeme başkanı veya dosyanın havale edildiği üye tarafından da verilebilir.
(Danıştay ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.)
Çok fazla bir şey getirmemekle beraber idare ve vergi mahkemelerinde bir miktar hızlanma yaratabilecek bir düzenlemedir. Ancak bu düzenleme Bölge idare mahkemesi ve Danıştay’ı kapsamamaktadır. Yine bu düzenleme yürütmenin durdurulması istemli dosyalarda yürütmenin durdurulması isteminin karara bağlanabilmesi için gerekli ara kararlarının yapılması ve bilirkişi incelemesi yapılan dosyalarda bilirkişi raporunda olan eksikliklerin giderilmesi gibi bir takım usuli ve heyeti engelleyecek aşamaları kapsamamaktadır. Yani kapsam sadece 20. madenini birinci fıkrası ile sınırlı tutulmuştur.
Yürütmenin Durdurulması
Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Ancak, dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir.
Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, ikinci fıkradaki hüküm çerçevesinde yeni bir karar verilinceye kadar, idarenin savunması alınmaksızın durdurulabilir.
Aynı sebeplere dayanılarak yürütmenin durdurulması bir defaya mahsus olmak üzere talep edilebilir.
Bu madde ile davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilmesi ve yürütmenin durdurulması ile aynı sebeplere dayanılarak bir defaya mahsus olmak üzere yürütmenin durdurulması talep edilebilmesi düzenlenmektedir. Uygulamada olan bu üç husus yasal hale gelmiş olacaktır. Bu üç durum ile ilgili uygulamada da birlik sağlanmıştı.
Kararların Sonuçları
Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren otuz gün içerisinde yatırılır. Bu süre içerisinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. Kararın davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez.
Uygulamada tazminat kararlarının yerine getirilmesi için kolaylık getirilmek istenmiştir. Sadece davacı banka hesap numarası bildirmemişse o zaman faiz uygulanmayacaktır.
İtiraz
"1. İdare ve vergi mahkemelerinin;
a) İlk ve orta öğretim öğrencilerinin sınıf geçme, not tespiti, kayıt, nakil, ilişik kesme ve disiplin cezalarına ilişkin işlemler ile yükseköğretim öğrencilerinin sınıf geçme ve notlarının tespitine ilişkin işlemlerden,
b) Valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile bakanlıkların ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilâtındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, ikinci görev, vekaleten atama, görev ve unvan değişikliği içermeyen il içi naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman ve izinlerine ilişkin idarî işlemlerden,
c) Kamu görevlilerine uyarma ve kınama cezası verilmesine ilişkin işlemlerden,
d) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği mesleki faaliyeti sona erdirmeyen her türlü disiplin işlemleri ve sınav işlemlerinden,
e)Asker ailelerine yardım ile ilgili işlemlerden,
f) 2/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun uygulanmasından,
g) 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile 29/5/1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu gereğince kamu kurum ve kuruluşları tarafından sosyal yardım amacıyla bağlanan aylık ve yapılan sosyal yardımlarla ilgili uygulamalardan,
h) 4/12/1984 tarihli ve 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından,
ı) 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun uygulanmasından,
Kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak verdikleri nihaî kararlar ile tek hâkimle verilen nihaî kararlara, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi mahkemelerin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine itiraz edilebilir.
2. (Değişik : 8/6/2000 - 4577/7 md.) İdare ve vergi mahkemelerinin yukarıdaki fıkra uyarınca verdikleri nihaî kararlara karşı itiraz süresi, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz gündür.
3. İtiraz, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
4. Bölge idare mahkemesi evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeter görürse veya itiraz sadece hukuki noktalara ilişkin ise veya itiraz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi halde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. (Ek cümle: 5/4/1990 - 3622/15 md.) Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan itirazı haklı bulduğu veya davaya görevsiz hâkim tarafından bakılmış olması hallerinde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir, bölge idare mahkemesinin bu kararları kesindir.
5. Bölge idare mahkemesinin kararları kesindir; temyiz yoluna başvurulamaz.
6. (Değişik : 8/6/2000 - 4577/7 md.) İtiraza konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın itiraz yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz.
GEÇİCİ MADDE 6 - Bu Kanunun 45 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yazılı uyuşmazlıklarla ilgili olarak verilen nihai kararlardan; bu Kanunun yayımı tarihinden önce verilen kararlar ile Danıştayın bozma kararı üzerine kararı bozulan mahkemece verilen kararlar, Danıştay’da temyiz edilebilir.
GEÇİCİ MADDE 7 - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış karar düzeltme başvuruları Danıştay veya Bölge İdare Mahkemesi tarafından incelenerek karara bağlanır.
Bu düzenleme ile bölge İdare mahkemeleri görev olarak güçlendirilmekte, bir açıdan da Danıştay’ın iş yükü azaltılmaktadır.
Bölge idare mahkemelerinin mevcut görevlerine ilaveten;
İlk ve orta öğretim öğrencilerinin sınıf geçme, not tespiti, kayıt, nakil, ilişik kesme ve disiplin cezalarına ilişkin işlemler ile yükseköğretim öğrencilerinin sınıf geçme ve notlarının tespitine ilişkin işlemlerden,
Valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile bakanlıkların ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilâtındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, ikinci görev, vekaleten atama, görev ve unvan değişikliği içermeyen il içi naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman ve izinlerine ilişkin idarî işlemlerden,
Kamu görevlilerine uyarma ve kınama cezası verilmesine ilişkin işlemlerden,
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği mesleki faaliyeti sona erdirmeyen her türlü disiplin işlemleri ve sınav işlemlerinden, (Örneğin, avukatlar, eczacılar, doktorlar, mali müşavirler gibi) Bu davalara Ankara Bölge idare Mahkemesinde itirazen bakılacaktır.
Asker ailelerine yardım ile ilgili işlemlerden,
4982 sayılı Bilgi Edinme Kanununun uygulanmasından,
4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Kanununun uygulanmasından,
doğan davaların görev olarak getirilmektedir.
6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun tasarı metnine göre itiraz yolu ile Bölge İdare Mahkemesi’ne gelecek davalar aşağıdaki şekilde tasarlanmıştı:
6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununun 45 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“1. İdare ve vergi mahkemelerinin;
a) İlk ve orta öğretim öğrencilerinin kayıt, nakil, ilişik kesme, disiplin ve sınıf geçmeleri ile notlarının tespitine ilişkin işlemlerden,
b) Yükseköğretim öğrencilerinin kayıt, nakil, öğrencilikle ilişiğinin kesilmesi sonucunu doğuranlar dışında kalan disiplin cezaları, sınıf geçme ve notlarının tespitine ilişkin işlemlerden,
c) Kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, vekâleten atama, ikinci görev, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman, izin ve il içi naklen atama işlemleri ile bölge teşkilâtı olan kurum ve kuruluşlarda görev yapan kamu görevlilerinin bölge içi atama işlemlerinden,
d) Kamu görevlilerinin, görevle ilişiğinin kesilmesi sonucunu doğuranlar dışında kalan disiplin cezalarından,
e) 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından,
f) 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 16 ncı ve 20 nci maddelerinde düzenlenen tahliye işlemlerinden,
g) 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu gereğince kamu kurum ve kuruluşları tarafından sosyal yardım amacıyla bağlanan aylık ve yapılan sosyal yardımlarla ilgili uygulamalardan,
h) Asker ailesine yardım ile ilgili işlemler hakkında açılacak davalardan,
ı) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci, 5393 sayılı Belediye Kanununun
15 inci ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 7 nci maddesinin uygulanmasından,
j) 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun uygulanmasından,
k) 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununun uygulanmasından,
l) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca valiliklerce, kaymakamlıklarca ve belediyelerce tesis edilecek işlemlerden,
m) 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile 5393 sayılı Belediye Kanunundan kaynaklanan ulaşım ve toplu taşımaya ilişkin işlerden,
n) 3194 sayılı İmar Kanunu ve diğer kanunlar uyarınca tesis edilen mühürleme, durdurma, yıkım kararları ile bunlara ilişkin olarak verilen para cezaları ve bu cezaların tahsili amacıyla tesis edilen işlemlerden,
o) 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanundan,
p) Tek hâkim tarafından karara bağlanan vergi ve diğer kamu alacaklarının asıllarına bağlı ceza, faiz, gecikme faizi ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun bunlar hakkında uygulanmasından,
r) Konusu ellibin lirayı aşmayan idarî işlemler ile bu miktarı aşmayan tazminat istemlerinden,
kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak verdikleri nihai kararlar ile tek hâkimle verilen nihai kararlara, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemelerin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine itiraz edilebilir.”
Bazı İdari Para Cezaları
MADDE 47- (1) 7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 55 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır."
(2) 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 12- İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır."
(3) 4/4/2001 tarihli ve 4634 sayılı Şeker Kanununun 11 inci maddesinin onuncu fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır."
(4) 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir."İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır."
(5) 4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 21 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır."
(6) 2/3/2005 tarihli ve 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazlan (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır."
(7) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 105 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır."
(8) 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun 62 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"(1) İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurum kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır. Kurulun kararları, Kurumun idarî denetimi sırasında yerindelik denetimine tâbi tutulamaz."
(9) 26/9/2011 tarihli ve 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 30 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"(1) Kurul kararları kesindir. İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır."
Eski Hükümler
MADDE 47- 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanununun 55 inci,
(Kurulun nihai kararlarına, tedbir kararlarına ve idarî para cezalarına ilişkin kararlarına karşı iptal davaları ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülür.
Kurul kararlarına karşı yargı yoluna başvurulması kararların uygulanmasını ve idarî para cezalarının takip ve tahsilini durdurmaz.)
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 12 nci maddesi,
(İdari para cezaları dahil, Kurul tarafından alınan bütün kararlara karşı açılan iptal davaları ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülür. Danıştay, Kurul kararlarına karşı yapılan başvuruları acele işlerden sayar.)
4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanununun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası,
(İdarî para cezaları dahil, Kurul tarafından alınan bütün kararlara karşı açılan iptal davaları ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülür. Danıştay, Kurul kararlarına karşı yapılan başvuruları acele işlerden sayar.)
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun 62 nci maddesinin birinci fıkrası,
(Kurumun sektörle ilgili işlemlerine karşı açılacak davalar ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülür. Bu davalar Danıştay tarafından acele işlerden sayılır. Kurulun kararları Kurumun idarî denetimi sırasında yerindelik denetimine tâbi tutulamaz.)
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 105 inci maddesinin birinci fıkrası,
(Kurul kararlarına karşı açılacak idarî davalar ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülür. Danıştay, Kurul kararlarına karşı yapılan başvuruları acele işlerden sayar.)
5015 sayılı Petrol Kanununun 21 inci maddesinin üçüncü fıkrası,
(Kurul kararına karşı açılacak davalar ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görülür. Danıştay, Kurul kararlarına karşı yapılan başvuruları acele işlerden sayar.)
4634 sayılı Şeker Kanununun 11 inci maddesinin onuncu fıkrası,
(İdarî para cezaları dahil, Kurul tarafından alınan bütün kararlara karşı açılan iptal davaları ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülür. Danıştay, Kurul kararlarına karşı yapılan başvuruları acele işlerden sayar.)
5307 LPG Piyasası Kanununun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrası,
(İdarî para cezaları dahil Kurul tarafından alınan bütün kararlara karşı açılan iptal davaları ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülür. Danıştay, Kurul kararlarına karşı yapılan başvuruları acele işlerden sayar.)
660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 30 uncu maddesi,
"(1) Kurul kararları kesindir. İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır.”
Karar Düzeltme
“ Kararın düzeltilmesi istekleri, öncelikle esas kararı vermiş olan daire, kurul veya bölge idare mahkemesinin esas karara katılmamış bir üyesi, bunun mümkün olmaması halinde ise görevlendirilecek bir üye tarafından incelenir. Karar düzeltme talebinin yerinde olmadığı anlaşılırsa dosyayı inceleyen üye tarafından kabul edilmezlik kararı verilerek gerekçeleriyle birlikte taraflara tebliğ edilir. Bu karar kesindir.
Karar düzeltme isteğinin yerinde olduğu kanaatine varılan dosyalar ise görüşülüp karara bağlanmak üzere ilgili daire, kurul veya bölge idare mahkemesine gönderilir. Dosyanın incelenmesinde tetkik hâkimliği yapanlar, aynı konunun düzeltme yoluyla incelenmesinde bu görevi yapamazlar."
“Bu Kanunun yayımı tarihinden önce yapılmış karar düzeltme başvuruları, 54 üncü maddenin bu Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümlerine göre incelenerek karara bağlanır.”
Burada karar düzeltme başvurularında adli yargı ceza yargılamasına benzer uygulama getirilmektedir. Uygulamada faydalı olacaktır. Ancak Danıştay aşaması için öngörülen bu (Dosyanın incelenmesinde tetkik hâkimliği yapanlar, aynı konunun düzeltme yoluyla incelenmesinde bu görevi yapamazlar) hükmün bölge idare mahkemelerinde uygulaması nasıl olacaktır. Çünkü bölge idare mahkemelerinde tetkik hakimliği müessesesi bulunmamaktadır. Eğer bu kuralın bölge idare mahkemesinde de uygulanması ve dosyanın farklı bir üye tarafından raporte edilmesi amaçlanıyorsa bu durumun açıkça metne yazılmasında fayda vardır.
Bir de karar düzeltme talebinin yerinde olup olmadığı incelemesi yapan üye, eğer, karar düzeltme isteğinin yerinde olduğu kanaatine varması üzerine dosyayı görüşülüp karara bağlanmak üzere ilgili daire, kurul veya bölge idare mahkemesine göndermesi durumunda o heyete katılabilecek midir? Yoksa artık bir kanaat sahibi oldu diye katılmayacak mıdır? Tasarının bu haliyle yasalaşması halinde engel bir durum olmadığı için heyete katılabileceği anlaşılmaktadır.
Yine madde metninde yer alan esas kararı vermiş olan daire, kurul veya bölge idare mahkemesi ifadesi anlam kargaşalığına yol açabilir. Çünkü bölge idare mahkemesi ile Danıştay'ın çalışma usulü farklıdır. Acaba burada düzeltilmesi istenen karar mı denmeliydi? Usul kanunlarında bazen işin esası hakkında verilen karardan bahsedilmektedir. Bu şekilde bahsedilen işin esası hakkında karar, nihai karardır. Oysa her nihai kararın düzeltilmesi istenemez. Karar düzeltme istemi; ancak Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Genel Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile bölge idare mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında yapılabilir.
Örneğin şöyle olabilir mi?
Kararın düzeltilmesi istekleri, öncelikle düzeltilmesi istenen ( ya da incelenecek) kararı vermiş olan daire, kurul veya bölge idare mahkemesinin esas karara katılmamış bir üyesi, bunun mümkün olmaması halinde ise görevlendirilecek bir üye tarafından incelenir. Karar düzeltme talebinin yerinde olmadığı anlaşılırsa dosyayı inceleyen üye tarafından kabul edilmezlik kararı verilerek gerekçeleriyle birlikte taraflara tebliğ edilir. Bu karar kesindir.
Bu haliyle tasarının, Danıştay'ın iş yükünü azaltacağından bahisle Danıştayı hızlandıracağı tartışmasızdır. Hem Genel Kurulun hem de dairelerin mevcut dosyaları bir an önce eriteceği doğal olarak da beklenmelidir. Hatta Danışta'da bir vergi dava dairesi de zamanla idari dava dairesine dönüştürülebilir. Çünkü işi kalmayacaktır. İdari yargının hızlanması için ise Bölge İdare Mahkemelerinin hızlanması gerekmektedir. Bölge idare mahkemelerine verilen bu görevler dikkate alınarak birden fazla kurul oluşturulması durumunda da gerçekten idari yargıda davaların çözümünde belirgin bir hızlanma açıkca görülecektir.
Bir an önce yasalaşması dileğiyle.