İdare Hukuku

Hoşgeldiniz



Favorilerime Ekle

 
 
 
 
  Haberler >  İmar Hukuku

Rekreasyon Alanında konut, ticaret, lojman, otel ve resmi kurum yapısı yapılamaz.

Piknik ve eğlence (rekreasyon) alanları, kentin açık ve yeşil alan ihtiyacı başta olmak üzere, kent içinde ve çevresinde günü birlik kullanıma yönelik ve imar planı kararı ile belirlenmiş eğlence, dinlenme, piknik ihtiyaçlarının karşılanabileceği lokanta, gazino, kahvehane, çay bahçesi, büfe, otopark gibi kullanımlar ile tenis, yüzme, minigolf, oto kros gibi her tür sportif faaliyetlerin yer alabilir.

D. Altıncı D’nin 16.4.2010 gün ve
E: 2008/5832, K: 2010/3900 s.k.
Kararın Özeti
Arsa ve arazi düzenlemesi ile ilgili genel düzenlemeler uyarınca kamu ortaklık paylarının ıslah imar planlarının geçerli olduğu alanlarda 2981 sayılı Yasa'nın 10-c maddesi uyarınca yapılacak parselasyon işlemleri sırasında düzenlemeye giren parsellerden de alınması uygulamanın niteliği gereği olduğundan, İdare Mahkemesinin ıslah imar planına dayalı olarak yapılacak parselasyon işlemleri sırasında "KOP" alınamayacağı yolundaki gerekçesinde hukuki isabet görülmediği hakkında.
 Dava, İstanbul, Pendik, 1.Bölge Dolayoba Köyü, Gözdağı Mevkiinde, (a) ada, (a) sayılı parsel ile Ayazma Mevkiinde, (b) ada, (b) sayılı parseli kapsayan alanda yapılan imar uygulamasına ilişkin 28.10.2004 günlü, 1295 sayılı belediye encümen kararının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacı hisselerin değer kaybına uğratılması, gerekse dava konusu imar uygulamasının dayanağının Dolayoba Islah İmar Planı olmasına rağmen uygulamanın 3194 sayılı Kanun'un 18.maddesi ile 2981 sayılı İmar Affı Kanunu'nun Ek-1.maddesi uyarınca yapılması, gerekse de Islah İmar Planı ve bu plana dayalı uygulamalarda KOP alanlarına tahsisin mümkün olmamasına rağmen davacı hisselerinin bir kısmının KOP alanına tahsisine yönelik olarak tesis edilen işlemde 2981 sayılı Yasa ve ilgili yönetmeliklerine, kamu yararına, şehircilik ve planlama ilkelerine uyarlık görülmediği gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, bu karar davalı idarece temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu alanda yürürlükte olan imar planının ıslah imar planı olduğu, parselasyon işleminin ise 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18.maddesi ile 2981 sayılı Yasa'nın Ek-1 maddesi uyarınca tesis edildiği, davacıya (a) ada, (a) sayılı parselden 271 m² lik hissesi karşılığında (c) ada, (c) sayılı parselde tam hisse verildiği, (c) ada, (d) sayılı parselde 18 m² hisseli tahsis yapıldığı, ayrıca imar planında rekreasyon alanında kalan (d) ada, (d) sayılı parselde 78,35 m² hisse verildiği ve bu parselin kamu ortaklık paylarından karşılandığı, (b) ada, (b) sayılı parsel karşılığında da, (c) ada, (d) sayılı parselde hisse verildiği anlaşılmaktadır.
İmar Kanunu'nun 18.maddesi uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile ilgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin Kamu Tesisleri Arsalarına Tahsis başlıklı 12.maddesinde; "Düzenleme sahasında bulunan hastane, kreş, belediye, hizmet veya diğer resmi tesis alanı gibi umumi tesislere ayrılan alanların parselleri, düzenlemeye göre parsellerin alanları oranında pay verilmek suretiyle hisselendirilir." hükmüne yer verilmiştir.
Parselasyon işlemleri sırasında alınan kamu ortaklık payının amacı; düzenleme alanı kapsamında ihtiyaç duyulan kamu hizmetlerinin karşılanmasına düzenleme sınırı içinde parselleri bulunanların katılımını sağlamak, bu yolla düzenleme alanının kamu hizmetine dönük altyapısını oluşturmaktır.
Anılan belirlemeler ışığında, ıslah imar planlarının yapıldığı ıslah bölgelerinde KOP alınmayacağı yolundaki bir kabulün, bu alanlarda madde metninde sayılan nitelikte kamu hizmet alanlarının bulunmadığı, bulunsa dahi parselasyonla oluşturulamayacağı sonucunu doğurur ki, bunun da arsa ve arazi düzenlemesinin genel esaslarıyla bağdaşır bir yönü bulunmamaktadır.
Bu nedenle, arsa ve arazi düzenlemesi ile ilgili genel düzenlemelerin yer aldığı anılan Yönetmeliğin 12.maddesinde tanımını bulan kamu ortaklık paylarının ıslah imar planlarının geçerli olduğu alanlarda 2981 sayılı Yasa'nın 10-c maddesi uyarınca yapılacak parselasyon işlemleri sırasında düzenlemeye giren parsellerden de alınması, uygulamanın niteliği gereği olduğundan, İdare Mahkemesinin ıslah imar planına dayalı olarak yapılacak parselasyon işlemleri sırasında "KOP" alınamayacağı yolundaki gerekçesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Ancak, 2981 sayılı Yasa uyarınca yapılacak parselasyon işlemi sırasında "KOP" alınması hususunda tartışma bulunmamakla birlikte; Uygulama Yönetmeliğinde "Rekreasyon Alanı" KOP 'dan karşılanacak alanlar arasında sayılmadığı gibi Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 14.maddesinde, piknik ve eğlence (rekreasyon) alanları, kentin açık ve yeşil alan ihtiyacı başta olmak üzere, kent içinde ve çevresinde günü birlik kullanıma yönelik ve imar planı kararı ile belirlenmiş eğlence, dinlenme, piknik ihtiyaçlarının karşılanabileceği lokanta, gazino, kahvehane, çay bahçesi, büfe, otopark gibi kullanımlar ile tenis, yüzme, minigolf, oto kros gibi her tür sportif faaliyetlerin yer alabileceği alanlar olarak tanımlanmış, bu alanda yapılacak yapıların emsalinin (0,05'i), yüksekliğinin (6.50) metreyi geçmeyeceği belirtilerek "Rekreasyon Alanlarında" belirli şartlarla yapılaşma imkanı tanınmış bulunduğundan, davacıya kamu ortaklık payından karşılanacak alan adı altında "" tahsis yapma olanağı da bulunmamaktadır.
Bu itibarla, ıslah imar planına dayalı olarak 3194 sayılı Yasa'nın 18.maddesi uyarınca parselasyon yapılması ve bu parselasyon işlemi sırasında da rekreasyon alanının kamu ortaklık payından karşılanması nedenleriyle dava konusu parselasyon işleminde hukuka uyarlık görülmediğinden, iptale ilişkin İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla yasal isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu İstanbul 6.İdare Mahkemesinin 12.9.2007 günlü, E:2005/2099, K:2007/1849 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanmasına, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 16.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
 
 
 
 

        T.C.

D A N I Ş T A Y

  Altıncı Daire

 

Esas No : 2010/7024

Karar No : 2011/300

 

 

Özeti : Rekreatif alanı kavramı ile rekreasyon alan kavramının farklı olduğu ve birinin yapılaşma olanağını içerirken diğerinin bu olanağı sağlamadığı hakkkında.

 

Temyiz İsteminde Bulunan : …, …, …

Vekili : Av. …, Av.…

Karşı Taraf : Burhaniye Belediye Başkanlığı

Vekili : Av. …

İsteğin Özeti : Balıkesir İdare Mahkemesince verilen 04.02.2010 günlü, E:2007/1172, K:2010/113 sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Mehmet Sıtkı Çelik'in Düşüncesi : Dava, Balıkesir, Burhaniye, Ören Köyü 739 ada, 1 parselde kayıtlı taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin1.8.2005 günlü, 129 sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı olan ve uyuşmazlık konusu taşınmazı rekreasyon alanı olarak belirleyen 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planlarının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararını davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Olayda, kıyı mevzuatı uyarınca yapılaşma yasağı olan sahil şerdinin ilk 50 metrelik alanındaki taşınmazın, imar mevzuatı kapsamında belli koşullarda yapılaşmaya izin verilen, rekreasyon alanı olarak belirlendiği, böylece kıyı mevzuatına aykırı bir kullanımın getirildiği anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, aksi yorumla verilen temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Ülkü Özcan'ın Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerinceverilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendiktenve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

Dava, Balıkesir, Burhaniye, Ören Köyü … ada, … parselde kayıtlı taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin 1.8.2005 günlü, 129 sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı olan 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planlarının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporla dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, kamulaştırılmasına karar verilen davacılara ait taşınmazın imar planlarında rekreasyon alanı olarak belirlendiği, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunundaki tüm usuli işlemler yerine getirilerek kamulaştırma işleminin yapılmış olması ve dayanağı nazım ve uygulama imar planlarının, taşınmazın mevcut durumu, parselin konumu,imar adalarının genel yapısı, niteliği, üst ölçekli planlar, 3194 sayılı İmar Kanunu, Kıyı Kanunu, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik, şehircilik ilkeleri, planlama esaslarıve kamu yararı göz önüne alınarak yapılmış olması nedeniyle kamulaştırma işleminde ve dayanağı imar planlarında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacıların vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 5 nci maddesinde, sahil şeritlerinde yapılacak yapıların kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabileceği, yaklaşma mesafesi ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanların, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebileceği, sahil şeritlerinin derinliğinin, 4 üncü maddede belirtilen mesafeden az olmamak üzere, sahil şeridindeki ve sahil şeridi gerisindeki kullanımlar ve doğal eşikler de dikkate alınarak belirleneceği, sahil şeridinde yapılacak yapıların kullanım amacına bağlı olarak yapım koşullarının yönetmelikte belirleneceği kuralı yer almaktadır.

3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde; sahil şeridi; deniz, tabii ve suni göllerin kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan olduğu, iki bölümden oluşan bu alan kullanım amacı ve doğal eşiklere göre belirleneceği, ''Sahil Şeridinin Birinci Bölümü'' nün; sahil şeridinin tümü ile sadece açık alanlar olarak düzenlenen; yeşil alan, çocuk bahçesi, gezinti alanları, dinlenme ve Yönetmelikte tamamlanan rekreaktif alanlardan ve yaya yollarından oluşan, kıyı kenar çizgisinden itibaren, kara yönünde yatay olarak 50 metre genişliğinde belirlenen bölüm olduğu, Yönetmeliğin aynı maddesinde de, Rekreaktif Alanlar: Halkın eğlence ve dinlenme gereksinimlerini karşılamaya dönük, açık olarak düzenlenen oturma ve yemek yerleri, yemek pişirme yerleri, çeşmeler, oyun ve açık spor alanları, açık gösteri alanları ve yeşil bitki örtüsü bulunan alanlar olarak tanımlanmıştır.

Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nin 14 üncü maddesinde ise, piknik ve eğlence (rekreasyon) alanları: Kentin açık ve yeşil alan ihtiyacı başta olmak üzere, kent içinde ve çevresinde günübirlik kullanıma yönelik ve imar planı kararı ile belirlenmiş; eğlence, dinlenme, piknik ihtiyaçlarının karşılanabileceği lokanta, gazino, kahvehane, çay bahçesi, büfe, otopark gibi kullanımlar ile, tenis, yüzme, mini golf, oto kros gibi her türlü sportif faaliyetlerin yer alabileceği alanlar olduğu ve bu alanda yapılacak yapıların emsali (0.05) i, yüksekliği (6.50) m. yi geçemeceği yolunda düzenlemeye yer verilmiştir.

Yukarıda anılan düzenlemelerden de açıkça anlaşılacağı gibi ''Rekreaktif Alan'' kavramı ile ''Rekreasyon Alan'' kavramının birbirinden farklı olduğu ve Rekreasyon Alanlarında belli koşullarda yapılaşmaya olanak sağlanırken Rekreaktif Alanlarda, yapılaşmaya olanak verilmediği görülmektedir.

Olayda ise, sahil şerdinin ilk 50 metrelik kısmında kalan taşınmazın, rekreasyon alanı olarak belirlendiği, böylece uyuşmazlık konusu taşınmazda imar mevzuatı kapsamında bu tür kullanımlar için yapılacak yapılara izin verilip verilemeyeceği hususunun tartışmalı hale geldiği anlaşılmaktadır. Oysa kıyı mevzuatı uyarınca sahil şerdinin ilk 50 metrelik kısmında yapılaşmaya imkan verilmediği görülmektedir. Bu durumda uyuşmazlık konusu imar planları ile sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmı için getirilen düzenlemede 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile bu kanunun uygulanmasına dair yönetmelik hükümlerine uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, İdare Mahkemesince, belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

Öte yandan planla ilgili olarak verilecek kararın sonucuna göre kamulaştırma işlemi hakkında da yeniden karar verileceği tabiidir. 

Açıklanan nedenlerle, Balıkesir İdare Mahkemesince verilen 04.02.2010 günlü, E:2007/1172, K:2010/113 sayılı kararının bozulmasına, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 14.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 
 


Tarih :
27 Kasım 2012

Yazdır  E-posta ile gönder

 


Yorum Eklemek için Üye Olmalısınız

Henüz yorum yapılmamış.
 
  İmar Hukuku Haberleri
  Haberler Anasayfa
  Haber Kategorileri
 
 
 

  Copyright © 2009 İdare Hukuku / Künye - İletişim

Bu internet sitesindeki hiçbir bilgi kesin bilgi veya öneri olarak kabul edilmemeli ve herhangi bir karar veya eyleme temel oluşturmamalıdır. Kendi spesifik durumunuz konusunda sadece uzman hukukçudan alacağınız bilgiler doğrultusunda hareket etmeniz gerekir. Bu sitedeki bilgilerin doğruluğu ve geçerlilik süresi konusunda www.idarehukuku.net kesinlikle sorumluluk sahibi değildir.