İdare Hukuku

Hoşgeldiniz



Favorilerime Ekle

 
 
 
 
  İmar Hukuku > İmar Uygulamaları > 18. madde uygulamasına karşı dava açma süresi tebliğ ile başlar

18. madde uygulamasına karşı dava açma süresi tebliğ ile başlar

Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı[1]
Kararın Özeti
Parselasyon plânlarına karşı açılan davalarda dava açma süresinin, Anayasanın 114’üncü maddesine göre yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı hk.
6785 sayılı İmar Kanununun 45’inci maddesinde “İmar ve yol istikamet plânlarına göre hazırlanan parselasyon plânları yapılıp, belediye encümeninin, varsa imar idare heyetinin tasdikinden sonra, bir ay müddetle belediye dairesine asılır. Tashih edilecek plânlar da aynı hükme tabidir.
Bu plânlara askı müddetinin hitamından itibaren 30 gün içinde itiraz edilebi­lir. Müddeti içinde yapılacak itirazlar belediyece tetkik veya uygun görülürse tas­hih edilerek tekrar encümenin, varsa imar idare heyetinin tasdikine sunulur.
Kat’ileşen parselasyon plânları tescil edilmek üzere tapu ve kadastro daire­sine gönderilir. Bu daireler alakalıların muvafakatını aramaksızın sicillerini bu plâna göre tanzim ve tesis ederler. Bu maddeye göre yapılan ilan tebligat addedilir” hükmü yer almış ve İçtihadın Birleştirilmesine konu olan her üç kararda da dava ilan tarihine göre 3546 sayılı Danıştay Kanununun 32’nci maddesi ile belli idari dava açma süresi geçirildikten sonra açılmış ise de bu davaların açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TC Anayasasının 114’üncü maddesinin 12’nci fıkrasındaki “idarenin işlemlerinden dolayı açılacak davalarda süre aşımı yazılı bildirim tarihin­den başlar” hükmü muvacehesinde ilan tarihini dava açma süresine başlangıç kabul etmek imkansızdır. Zira Anayasanın temel hukuk kuralları dışında bir konuyu ay­rıntılarıyla düzenlemesi ve bu hükmün daha önceki kanunlarda bulunup aynı ko­nuyu düzenleyen hükümlere aykırı olması halinde, konuyu yeniden düzenleyen Anayasa hükmünün uygulanması tabiidir. Bu nedenlerle içtihadın, yazılı bildirim tarihini dava açma süresine başlangıç olarak kabul eden, 6’ncı Dairenin Esas 1967/996, Karar 1968/216 ve Esas 1965/454, Karar 1966/1647 sayılı kararları dai­resinde birleştirilmesine 7.2.1990 tarihinde üçte iki oyçokluğu olmadığından 12.2.1970 tarihinde salt çoğunlukla karar verildi.
- - · - -
D. Altıncı D’nin 23.1.2004 gün ve
E: 2002/3687, K: 2004/387 s.k. 
 
Kararın Özeti
Vekile yapılan tebligatın dava açma süresini başlatmayacağı hk.
 
 Dava, Trabzon İli, Maçka ilçesi, ... Köyü, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18.maddesi uyarınca gerçekleştirilen parselasyon işlemine ilişkin 27.8.1996 tarihli, 531 sayılı Maçka Belediye Encümeni Kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, davacının en geç, Maçka Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali istemiyle açılan davada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından itiraz edildiği 26.3.2001 tarihinde, dava konusu işlemden haberdar olduğunun kabulü gerektiğinden bahisle, bu tarihten itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7.maddesinde öngörülen 60 günlük süre içinde açılması gereken davanın, 26.2.2002 tarihinde açılmış olması nedeniyle süreaşımı yönünden reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
T.C. Anayasasının 125.maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kurala bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinin 2.fıkrasında da Anayasa kuralına paralel bir düzenleme getirilerek idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı günden başlayacağı belirtilmiş, 7201 sayılı Tebligat Kanununa ilişkin Tebligat Tüzüğünün 51.maddesinde ise tebliğin muhatap muttali olmuş ise geçerli olacağı, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi sayılacağı ve muhatabın tebliğe muttali olduğunun ve bunun tarihin iddia ve ispatına cevaz bulunmadığı öngörülmüştür.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun parselasyon planlarına karşı açılacak davalara ilişkin 12.2.1970 günlü, E:1969/2, K:1970/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da, Anayasanın idarenin işlemlerinden dolayı açılacak davalarda süreaşımının yazılı bildirim tarihinden başlayacağı hükmü karşısında ilan tarihini dava açma süresine başlangıç tarihi kabul etmenin imkansız olduğu, zira Anayasanın temel hukuk kuralları dışında bir konuyu ayrıntılarıyla düzenlemesi ve bu hükmün daha önceki kanunlarda bulunup aynı konuyu düzenleyen hükümlere aykırı olması halinde konuyu yeniden düzenleyen Anayasa hükmünün uygulanmasının tabii olduğu hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi uyarınca yapılan parselasyon planlarında ve dağıtım cetvellerinde, düzenlemeye giren her taşınmaz mala karşılık sahiplerine verilecek bağımsız veya şuyulu imar parsellerinin parsel büyüklükleri, hisse miktarı, parsellerin konumu gibi hususlar ayrı ayrı gösterildiğinden, bu planların düzenlemeye tabi tuttukları taşınmaz sahipleri için subjektif ve kişisel işlemler oldukları kuşkusuzdur.
Ayrıca, 2981 sayılı Yasanın 10/c maddesi uyarınca yapılan parselasyon planlarında da yukarıda belirtilen düzenlemelerin geçerli olduğu açıktır. Bu itibarla idarenin böyle bir işlemi bizzat davacıya 7201 sayılı Yasanın ilgili hükümleri uyarınca tebliğ etmesi gerekmektedir.
Anılan hükümler uyarınca, olayda, Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali istemiyle açılan davada davacı vekiline tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından 26.3.2001 tarihinde yapılan itirazda dava konusu işlemden bahsedilmiş ise de bu kararın davacıya değil, davacının vekiline tebliğ edilmiş olması karşısında, davacının bu tarihte dava konusu işlem hakkında dava açmaya yeterli düzeyde bilgi sahibi olduğunun kabulüne olanak bulunmadığından, bu raporun dava açmaya esas alınamayacağı tabiidir.
Bu nedenle, davalı idarece söz konusu işlemin daha önceki bir tarihte davacıya tebliğ edildiği ispatlanamadığına göre, davacının söz konusu işlemi öğrenme tarihi olarak, dava dilekçesinde belirttiği 28.12.2001 tarihi kabul edilmek suretiyle, bu tarihe göre süresinde açılan bu davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiğinden İdare Mahkemesince davanın süreaşımı yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Trabzon İdare Mahkemesinin 8.5.2002 günlü, E:2002/137, K:2002/268 sayılı kararının BOZULMASINA, 10.120.000 lira karar harcı ile fazladan yatırılan 7.530.000 lira harcın temyiz isteminde bulunana iadesine, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 23.1.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.
 
D. Altıncı D’nin 29.12.1993 gün ve
E: 1995/185, K: 1995/3784 s.k.
Kararın Özeti
Parselasyon işlemi hakkında dava açabilecek düzeyde bilgi sahibi olunmaması nedeniyle, bilgi almak amacıyla yapılan başvuru tarihinin işlemi öğrenme tarihi olarak ele alınamayacağı hk.
 
D. Altıncı D’nin 29.11.1988 gün ve
E: 1988/1456, K: 1988/1497 s.k.
[2]
Kararın Özeti
Parselasyon plânlarına karşı açılan davalarda dava açma süresinin Anayasanın 125. maddesine göre yazılı bildirim tarihinden itibaren başla­yacağı hk.
 
D. Altıncı D’nin 10.11.2000 gün ve
E: 2000/4216, K: 2000/5676 s.k.
Kararın Özeti
Parselasyon işlemine karşı öğrenme üzerine dava açma sürecinin başlayabilmesi için adli yargıdaki duruşma sırasında sadece parselasyon yapıldığının öğrenilmesi üzerine bu sürenin başlamayacağı, ilan tarihine göre de dava açma süresinin başlamayacağı, parselasyon işleminin bizzat davacıya tebliğ edilmesi gerektiği, dava açma süresinin başlayabilmesi için parselasyon ile ilgili olarak ayrıntılı bilgiye sahip olunması gerektiği hk.
 
D. Altıncı D’nin 9.10.202 gün ve
E: 2001/3338, K: 2002/4211 s.k. 
Kararın Özeti
Dava dosyasının incelenmesinden davacının 3.4.1998 günlü dilekçesiyle parselasyon işlemine itiraz ettiği anlaşıldığından anılan işlemi en geç bu tarihte öğrenmesi karşısında parselasyon işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle 2.2.2000 gününde açılan davanın süresinde olup olmadığının incelenmesi gerektigi hk.
 
D. Altıncı D’nin 28.11.2002 gün ve
E: 2001/4035, K: 2002/5721 s.k. 
 
Kararın Özeti
 
Parselasyon işleminin amacının imar planına uygun, düzgün imar parselleri oluşturmak olduğu, idare mahkemesince bu işlemin amacının yeteri kadar arsayı konut yapımına hazır hale getirmek olduğundan yalnızca kamu tesis alanını kapsayan sahada parselasyon yapılamayacağı gerekçesinde isabet bulunmadığı ancak dava konusu işlemle kapanan kadastral yolların belediyeye ait kadastral parsel olarak düzenleme alanına dahil edilmesi ve belediye adına müstakil ya da hisseli parsel oluşturmasında hukuka uyarlık görülmediği hk.
 
 Dava, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların da bulunduğu alanda 3194 sayılı İmar Kanunununun 18.maddesi uyarınca parselasyon yapılmasına ilişkin 23.10.1997 günlü, 4486 sayılı belediye encümen kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dosyanın incelenmesinden, düzenleme ortaklık payının kapanan kadastral yollar düşüldükten sonra hesaplanması gerekirken hesaplanmadığı, parselasyon işleminin yeteri kadar arsayı konut yapımına hazır hale getirmek amacına aykırı olarak sadece kamu tesis alanını kapsayan alanda yapıldığı, imar planı hükümlerine aykırı olarak belediye tesis alanında parseller oluşturulduğu, çevre yoluna cepheli ve yeşil alanda kalan parsellerin civarda konut yapımına açılacak imar adaları bulunmadığı nedeniyle yalnızca düzenleme ortaklık payı almak amacıyla üzerinde yapılaşmalar bulunan ve kamu hizmetine tahsisli taşınmazlardan hisselendirildiği anlaşıldığından tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, bu karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, belediye encümeninin 23.10.1997 günlü, 4486 sayılı kararı ile ... Mahallesi, ... ada, ... ada, ... ada, ... sayılı parselleri kapsayan alanda 3194 sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca parselasyon yapıldığı, imar planında düzenleme sahasında Defterdarlık Hizmet Alanı, Resmi Kurumlar, Belediye Tesis Alanı ve çevre yoluna cepheli yeşil alan olduğu, bu alanlardan yeşil alanda Devlet Demir Yolları ile özel şahıslara ait parsellerin, 2069 ada, 1 sayılı parselde Defterdarlık hizmet binasının, 2 sayılı parselde, Adliye hizmet binasının ve 2070 adada üzerinde yapıların da olduğu Devlet Demir Yolları ile özel şahıslara ait parsellerin bulunduğu, ayrıca parselasyon sonucu, kapanan kadastral yolların imar parselline dönüştürülerek belediye adına tescil edildiği ve belediye adına parsel oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Parselasyon işleminin amacı, imar planına uygun düzgün imar parselleri oluşturmak ve oluşan değer artışları karşılığında yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha ve karakol gibi umumi hizmetlere ayrılan yerlerin, düzenleme sahasındaki parsellerin %35'i geçmemesi koşuluyla kesinti yapılması suretiyle bedelsiz olarak kamunun eline geçmesini sağlamaktır. Bu nedenle İdare Mahkemesince bu işlemin amacının yeteri kadar arsayı konut yapımına hazır hale getirmek olduğu ve yalnızca kamu tesis alanını kapsayan sahada parselasyon yapılamayacağı gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.
Kapanan kadastral yolların belediyeye ait kadastral parsel olarak düzenleme alanına dahil edilmesi ve belediye adına müstakil ya da hisseli parsel oluşturulması suretiyle daha fazla oranda düzenleme ortaklık payı alınması mümkün bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu idare mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... günlü, ... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA 28.11.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
 


[1]     D. İçt. Birl. Kur. Kar. 12.2.1970 tarih ve Esas: 1969/2, K: 1970/1 sayılı kararı.
[2]     DD. Sayı 74-75, s. 402, 403.

 

 
  Mevzuat
İçerik bulunmamaktadır
  İçtihat
İçerik bulunmamaktadır
  Hukuki Açıklamalar
İçerik bulunmamaktadır
  Makaleler
İçerik bulunmamaktadır
  Dava Dilekçeleri
İçerik bulunmamaktadır
 
 

  Copyright © 2009 İdare Hukuku / Künye - İletişim

Bu internet sitesindeki hiçbir bilgi kesin bilgi veya öneri olarak kabul edilmemeli ve herhangi bir karar veya eyleme temel oluşturmamalıdır. Kendi spesifik durumunuz konusunda sadece uzman hukukçudan alacağınız bilgiler doğrultusunda hareket etmeniz gerekir. Bu sitedeki bilgilerin doğruluğu ve geçerlilik süresi konusunda www.idarehukuku.net kesinlikle sorumluluk sahibi değildir.