İdare Hukuku

Hoşgeldiniz



Favorilerime Ekle

 
 
 
 
  İmar Hukuku > İmar Planı > İmar Davalarında Zamanaşımı

İmar Davalarında Zamanaşımı

İMAR PLANLARINA KARŞI DAVA AÇMA SÜRESİ
Cafer ERGEN


2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "dava açma süresi" başlıklı 7.maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı yasanın "üst makamlara başvurma" başlıklı 11.maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı kurala bağlanmıştır.
Özel kanun olan 3194 sayılı İmar Kanununun, "Planların Hazırlanması Ve Yürürlüğe Konulması" başlıklı 8.maddesinin (b) bendinde ise, "imar planları; nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde incelenerek kesin karara bağlar" kuralı yer almaktadır.
Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden, imar planlarına karşı,2577 sayılı Yasanın 11.maddesi kapsamında başvuru için, özel bir kanun olan 3194 sayılı Yasanın 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Yasanın 11.maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır.[1]
3194 sayılı İmar Kanununun planların hazırlanması ve yürürlüğe konulmasını düzenleyen 8.maddesinde, imar planlarının belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, bu planların onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebileceği, belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazları ve planları belediye meclisinin onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlayacağı hükmü getirilmiştir.[2]
Bu durumda davacının ilan süresi içerisinde yapmış olduğu itiraz üzerine son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek istek reddedilmiş sayıldığından, bu tarihi izleyen 60 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra açılan davada süreaşımı bulunmaktadır. Bu nedenle idare mahkemesince davanın esasının incelenerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde isabet görülmemiştir.[3]
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun dava açma süresini düzenleyen 7.maddesinin 4.fıkrasında "ilanı gereken düzenleyici işlemler de dava süresi ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması ve bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz" hükmü yer almaktadır.[4]
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 9.maddesinde çözümlenmesi idare mahkemelerinin görevine girdiği halde adli veya askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde bu husustaki kararların ve bunlara karşı kanun yolları varsa süresi içinde olmak koşuluyla bu yollara başvurulması üzerine verilen kararların tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği kurala bağlanmıştır.
Değinilen yasa maddesinde, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan davaların görev noktasından reddi halinde görevli idari yargı merciine dava açılabilmesi için öngörülen 30 günlük sürenin başlangıcı adli yargı kararının tebliğ tarihi olarak belirtilmiş, bunun dışında ilgilinin görevsizlik kararını başka suretle öğrenmesi hususu maddede yer almamıştır.
Öte yandan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 92.maddesinde "karar tahrir ve imza olunduktan sonra suretleri bir hafta içinde başkatip tarafından iki taraftan herbirine makbuz mukabilinde verilir" 393.maddesinde de "müddetler ilamın iki taraftan her birine verildiği tarihten başlar" hükmü yer almaktadır. [5]
Örneğin, 3.6.1998-3.7.1998 günleri arasında askıda kalan planlara karşı askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 günlük yasal idari dava açma süresi içinde ... günlü dilekçe ile itirazda bulunulduğu ve 60 günlük süre içinde itirazın reddedildiğinin ... gününde davacıya bildirilmesi üzerine, kaldığı yerden işlemeye başlayan 60 günlük yasal idari dava açma süresi içinde ... gününde davanın açılması halinde davada süre aşımı bulunmamaktadır.
İmar planlarına karşı dava açma sürelerine genel bir bakış yaptığımızda aşağıda belirtilen şekillerde iptal dacvası dava açılabilir.
Öncelikle askı süresi tamalanmadan imar planlarına karşı iptal davası açılması mümkün değildir.Çünkü, imar plarları, askı süresi tamamlanmadığı sürece henüz kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğine dönüşmemektedir.
Askıya çıkarılmayan imar planlarına dava açma süresi nasıl hesaplanacaktır. Kısaca özetlemek gerekirse, askıya çıkarılmayan imar planları kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğnide olmadığından bu planlara karşı iptal davası açılması da mümkün değildir. İmar planlarının askıya çıkarlamadan uygulamaya konulması halinde ise tek tek uygulama işlemlerine karı süresi içinde iptal davası açılması gerekir.
1- Askı süresi içinde imar planına itiraz edilir. Son ilan gününden itiaren cevap verilmezse istek (itiraz) ret deilmiş sayılır. Bu tarihten itibaren 60 gün içinde dava açılır. Artık burada ikinci altmış gün içinde tekrar 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca yeniden bir başvuru yapılması mümkün değildir.
Eğer bu itiraz son ilan gününden itibaren 60 gün içinde ret edilmiş ise bu tarihten itibaren (tebliğ tarihinden itibaren) 60 gün içinde dava acılır. Son ilan gününden itibaren 60 gün içinde itiraz ret edilmesine rağmen örneğin atı ay sonra tebliğ edilmişse altı aydansonraki altmıyş gün içinde açılacak dava süre aşımı nedeniyle ret edilecektir. Bu halde daha ilk 60 günün dolduğu tarihüten itibaren birinci kısma göre sanki istem reddedilmiyş gibi davanın açılması gerekir. Ya da ilk atmış gün içinde ret işlemi tesis edildiğine muttali olunmuş ise muttali olduktanszonraki altmış gün içinde iptal davası açılabilir.
2- Askı süresinin bitim (son günü9 tarihinden itibare 60 gün içinde iptal davası açılabilir.
3- İmar planına yukarıda belirtilen sürelerde dava açılmaması halinde imar planının uygulama işlemleri olan inşaat ruhsatı, imar durumu, parselasyon, terk, izaleyi şuyu, kamulaştırmagibi işlemlere süresi içinde dava açılırken dayanak olan imar planına (ve üst planlar dahi)karşı da iptal davası açılabilir.
4- İlk üç bentte sayılan hususların dışında imar planı yürrülükte iken imar planının değiştirilmesi yönünde yapılan başvurunun reddedilmesi halinde ret işlemi ile birlikte yürürlükteki imar planının iptali için açılan dava süresinde olmaktadır.
5- Bu sayılanların dışında imar planının yeni öğrendim düşüncesinden hareketle imar planına karşı açılan iptal davaları süre aşımı yoönünden ret edilmektedir.

 İmar Uygulamalarına Karşı Açılacak Davalarda Dava Açma Süresi

Cafer ERGEN

3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi uyarınca yapılan imar uy­gulaması (parselasyon) işlemine karşı, bu işlemin hazırlık aşaması sona erip belediye encümeni veya il idare kurulu kararı ile parselasyon plânlarının onanmasından sonra askı süresini izleyen tarihten itibaren yahut askı süresi içinde yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin tebliğinden itibaren veyahut da öğrenme üzerine altmış gün içinde, taşınmazın bulunduğu yer idare mahke­mesinde, maliklerce iptal davası açılır. Ancak, çoğu kez parselasyon işlem­leri ilgililere tebliğ edilmez. Yalnızca askıya çıkartılarak kesinleştirilir. Bu kesinleşme parselasyonu yapan idare tarafından uygulamaya geçilmesi bir baka deyişle tapu dairesine gönderme ve parselasyon plânına göre işlem yapabilmeye ilişkindir. Yoksa ilgililere tebliğ edilmeden ilgililer açısından kesinleşme olarak algılanamaz.

Parselasyon işlemleri subjektif işlemlerdir. Dolayısıyla bu işlemin ilgi­lilere tebliğ edilmesi gerekir. Ancak, uygulamada bu tebliğ yapılmamakta sadece ilan ile yetinilmektedir.

İmar uygulamaları ilgililere tebliğ edilmediğinden, mülk sahiplerince aradan uzun bir zaman ya da yıl/yıllar geçtikten sonra bile, bu işlemi öğ­renme üzerine imar uygulamasının iptali için dava açabilirler. Bu durum ise gerek uygulamayı yapan idare açısından gerekse dava konusu edilen parse­lin uygulama sonrası sahipleri açısından sıkıntı yaratabilir. Keşke, bu du­ruma bir çözüm bulunsa da, parselasyon işlemlerinin ilgililere tebliği sağla­nabilse, yahut maliklerin dava hakkını da kısıtlamadan bu işleme karşı dava açma sürelerine sınırlama getirilerek, yeni bir süre düzenlemesi getirilmesi büyük önem taşımaktadır.

İmar uygulamalarına ilişkin ayrı kanunlarda süre düzenlemesi bulun­madığı için, bu konuda süre durumu 2577 sayılı Yasanın 7’nci maddesine göre belirlenmektedir. Öyleyse, imar uygulamalarına karşı dava açma süresi alt­mış gündür. Bu süre, parselasyon plânının askıya çıkartılarak ilan edildiği son günden itibaren başlar.

Eğer parselasyon plânı askı süresinde iken, buna karşı itiraz edilmiş ise, bu taktirde, itiraza karşı cevap verme süresi son ilan gününden sonra başlar. Bu halde ise dava açma süresi son ilan gününden itibaren altmış gün geçtikten sonra başlamaktadır.

1982 Anayasasının 125. maddesinde ve yine 2577 sayılı Yasanın 7’nci maddesinde, dava açma süresinin tebliğ tarihinden başlayacağı yönünde hüküm bulunmasına rağmen, uygulamada ise tebliğ ile amaçlanan öğrenme­nin tespit edildiği tarihten itibaren dava açma süresi başlatılmaktadır. Eğer alınan duyum üzerine gerçekten imar uygulamasının yapılıp yapılmadığının öğrenilmek üzere sorulmasına ilişkin olarak idarelere başvuru yapılması halinde ise dava açma süresi idarelerin cevabının tebliğinden itibaren baş­lamaktadır.

İmar uygulamasıyla ilgili olarak 10. maddenin pek fazla uygulama im­kanı bulunmamaktadır. Çünkü, idarelerin yargı kararıyla imar uygulaması yapılmasına zorlanamayacağından, anılan madde uyarınca idareden imar uygulaması yapılması istenilmesinin pratikte pek fazla yararı yoktur. Böyle bir başvuru ancak temenniden ibarettir.

İmar uygulamasını daha sonra öğrenen kişinin 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca değiştirilmesine yönelik başvuru yapılması halinde ise, buna olumlu cevap bulmak da her zaman mümkün değildir. Bu durum hem imar uygulamasını yapan yönetim açısından ve hem de bu uygulamayı ta­puya kaydeden tapu idaresi açısından her zaman yerine getirilebilen bir ta­lep değildir. Uygulamada, imar uygulamasını yapan yönetimlerce düzeltme yapılsa bile, bu düzeltme tapu idaresince yargı kararı olmadan tescil edil­memektedir. Tapu idaresinin bu yönde tesis edecekleri işlemlerine karşı idari yargıya başvurulması gerekir. Kaldı ki, imar uygulaması işleminin ke­sinleşti­rilmesinden çok sonra 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca ya­pılan düzeltme başvurusu üzerine, idarece imar uygulaması işleminde dü­zeltme yapması ihtimali fazla değildir.

Kural olarak, 2577 sayılı Yasanın 12. maddesine göre idari işlemler­den dolayı zarar görülmesi halinde, bu işlemlere karşı iptal davası ve iptal davası üzerine tam yargı davası, iptal ve tam yargı davasının birlikte veya doğrudan doğruya tam yargı davası açılması mümkün ise de, imar uygula­malarına göre eksik yer verildiğini iddia eden tarafın öncelikle bu uygula­manın iptaline ilişkin olarak dava açmasında fayda vardır.

 

 
  Mevzuat
İçerik bulunmamaktadır
  İçtihat
İçerik bulunmamaktadır
  Hukuki Açıklamalar
İçerik bulunmamaktadır
  Makaleler
İçerik bulunmamaktadır
  Dava Dilekçeleri
İçerik bulunmamaktadır
 
 

  Copyright © 2009 İdare Hukuku / Künye - İletişim

Bu internet sitesindeki hiçbir bilgi kesin bilgi veya öneri olarak kabul edilmemeli ve herhangi bir karar veya eyleme temel oluşturmamalıdır. Kendi spesifik durumunuz konusunda sadece uzman hukukçudan alacağınız bilgiler doğrultusunda hareket etmeniz gerekir. Bu sitedeki bilgilerin doğruluğu ve geçerlilik süresi konusunda www.idarehukuku.net kesinlikle sorumluluk sahibi değildir.