İdare Hukuku

Hoşgeldiniz



Favorilerime Ekle

 
 
 
 
  İdari Yargı > Uyuşmazlık Mahkemesi Kararları > 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun uyarınca verilen idari para cezası.doc

4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun uyarınca verilen idari para cezası.doc

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

ESAS NO          : 2010/132

KARAR NO      : 2010/174

KARAR TR       : 05.07.2010

(Hukuk Bölümü)

Ö Z E T              : 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun uyarınca verilen idari para cezasına karşı açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.

K A R A R

Davacı                : Doğsan Tıbbi Malzeme Sanayi A.Ş.

Vekili                  : Av. M. M.

Davalı                 : Sağlık Bakanlığı

O L A Y : Sağlık Bakanlığı’nın 21.4.2006 günlü piyasa gözetimi ve denetimi tutanağı ile, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanmasına Dair Kanun’un 12-b maddesi uyarınca davacının cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Bu tutanağa istinaden Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce Trabzon Valiliği’ne (İl Sağlık Müdürlüğü) gönderilen 4.5.2007 gün ve 9425 sayılı yazıda, “…İlgide kayıtlı Makam Oluru ile; İliniz Rize Caddesi No:151 Yalıncak/Trabzon adresinde ticari faaliyetlerini sürdüren Doğsan Tıbbi Malzeme San. A.Ş. hakkında, Tıbbi Cihaz Yönetmeliği ve CE Uygunluk İşaretinin Ürüne İliştirilmesine ve Kullanılmasına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırılıktan ötürü 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Çerçeve Kanun ve Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimine Dair Yönetmelik gereği 10.000 YTL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir…” denilmiştir. (Bu yazıda sözü edilen 27.4.2007 gün ve 3739 sayılı Makam Oluru’nda, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrası (b) bendi gereğince 10.000 YTL idari para cezası uygulanması gerektiği belirtilmiştir.)

Davacı vekili, 21.4.2006 günlü piyasa gözetimi ve denetimi tutanağı düzenlenmesi üzerine para cezası verilmesine ilişkin kararın iptaline, şirketin deposunda mevcut 8523 koli katküt ipliğinin piyasaya arzının engellenerek muhafaza altına alınmasına ve yediemin olarak davacı şirkete teslimine ilişkin tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle 5.5.2006 tarihinde adli yargı yerinde itirazda bulunmuştur.

TRABZON 2. SULH CEZA MAHKEMESİ; 15.2.2007 gün ve D. İş:2006/364 sayı ile, başvuran vekili tarafından idari para cezasına itiraz edilmekle birlikte davanın açılma tarihinden sonra yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değiştirilen 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3/a maddesinde, "idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanır" denildiğinden ve itiraza konu 4703 sayılı Kanun’un 13. maddesinde, 4703 sayılı Yasa’da yer alan idari para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceği, itirazın, verilen idari para cezasının yerine getirilmesini durdurmayacağı yolunda hüküm yer aldığından, 5326 sayılı Yasa’nın 3/a maddesi göz önüne alındığında, 4703 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde aksine hüküm bulunduğu ve bu maddede açıkça idare mahkemesinin yetkili kılındığının anlaşıldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar, YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ’nin 5.10.2009 gün ve E:2007/11031, K:2009/10042 sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleşmiştir.

Davacı vekili, bu kez, Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce Trabzon Valiliği’ne(İl Sağlık Müdürlüğü) gönderilen 4.5.2007 gün ve 9425 sayılı yazının iptali istemiyle 16.7.2007 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır.

TRABZON İDARE MAHKEMESİ; 28.3.2008 gün ve E:2007/1147, K:2008/397 sayı ile, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3 ve 27. maddelerinden söz ederek, 8.2.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 496. maddesi ile 4703 sayılı Kanun’un bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yapılan itirazlara idare mahkemesinin bakacağına ilişkin görev kuralının düzenlendiği 13. maddesinin değiştirildiği; Kanunun genelinde buna ilişkin herhangi bir itiraz yolunun da öngörülmediği, bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, idari para cezalarına karşı Kabahatler Kanunu dışındaki özel kanunlarda herhangi bir görev kuralının belirtilmemesi ve idari yaptırım kararlarının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların verilmiş olması hali dışında, sulh ceza mahkemesine itiraz edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden; davacı tarafından 4703 sayılı Kanun uyarınca verilen 10.000,00 YTL idari para cezası ile cezalandırılmasına yönelik davalı idarenin 14.9.2006 gün ve 3696 sayılı işleminin iptali amacıyla Mahkemelerine dava açıldığı anlaşıldığından, yukarıda belirtilen Kanun hükümleri gereğince bu davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar, DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRESİ’nin 17.2.2009 gün ve E:2008/8078, K:2009/1891 sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleşmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE :

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa KICALIOĞLU, Mahmut BİLGEN, Habibe ÜNAL, Sıddık YILDIZ, Muhittin KARATOPRAK ve Sedat ÇELENLİOĞLU’nun katılımlarıyla yapılan 5.7.2010 günlü toplantısında:

l-İLK İNCELEME : Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre:

Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, “2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanması yönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ile başlayan yargılaması sonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli ceza mahkemeleri arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının ‘hukuk uyuşmazlığı’ sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar ‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesi gerektiği…” açıkça belirtilmiştir. Bu durum göz önüne alındığında, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığının Hukuk Bölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.

Adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Yasanın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adli yargı dosyasının davacı vekilinin istemi üzerine 15. maddede belirtilen hükmün aksine, ilk görevsizlik kararını veren Mahkemece idari yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği anlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleri arasında birbirini takip eden işlemlerle istenilen ve özünde aynı olan idari para cezası yönünden doğan görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim Nurdane TOPUZ’un, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Dr. İlknur ALTUNTAŞ ile Danıştay Savcısı Mehmet AKKAYA’nın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Dava, 4703 sayılı Kanun’un 12. maddesine göre verilen idari para cezasının kaldırılması istemiyle açılmıştır.

29.6.2001 gün ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un 12. maddesinde, idari para cezaları düzenlenmiş; 13. maddesinde, bu idarî para cezalarına karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceği öngörülmüşken, 23.1.2008 gün ve 5728 sayılı Kanun’un 496. maddesi ile 13. madde, ”Bu Kanunda yer alan idarî para cezaları, yetkili kuruluşlar tarafından verilir” şeklinde değiştirilmiş; 5728 sayılı Kanun, 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’da idari para cezasına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır.

Öte yandan; 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyle değiştirilen 3. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun;

a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,

b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,

uygulanır”; Kanunun “Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise, “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir” düzenlemeleri yer almıştır.

Bu düzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı anlaşılmaktadır.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.

Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığı anda görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.

Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme o dava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için) davaya bakmaya devam etmesi gerekir.

İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının, 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinde belirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacak olması nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Yasa hükümleri dikkate alınacağından, idari para cezasına karşı açılan davanın görüm ve çözümünde, anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, Sulh Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 15.2.2007 gün ve D. İş:2006/364 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 5.7.2010 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

 

 

 
  Mevzuat
İçerik bulunmamaktadır
  İçtihat
İçerik bulunmamaktadır
  Hukuki Açıklamalar
İçerik bulunmamaktadır
  Makaleler
İçerik bulunmamaktadır
  Dava Dilekçeleri
İçerik bulunmamaktadır
 
 

  Copyright © 2009 İdare Hukuku / Künye - İletişim

Bu internet sitesindeki hiçbir bilgi kesin bilgi veya öneri olarak kabul edilmemeli ve herhangi bir karar veya eyleme temel oluşturmamalıdır. Kendi spesifik durumunuz konusunda sadece uzman hukukçudan alacağınız bilgiler doğrultusunda hareket etmeniz gerekir. Bu sitedeki bilgilerin doğruluğu ve geçerlilik süresi konusunda www.idarehukuku.net kesinlikle sorumluluk sahibi değildir.