İdarenin eylem ve işlemlerine karşı iptal ve tam yargı davalarının açıldığı,
bağımsız ve adli yargıdan ayrı bir yargı düzeni bulunan Danıştay ve yerel
mahkemelerin mevcut olduğu sisteme İDARİ YARGI SİSTEMİ XE “İdari Yargı Sistemi"
denir.
1982 Anayasamızın “Yargı Yetkisi” başlığını taşıyan 9 uncu maddesinde, “Yargı
yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.” hükmü, “Yargı
Yolu” başlığını taşıyan 125 inci maddesinde ise “İdarenin her türlü eylem ve
işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.
(Ek hüküm:13/8/1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve
sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim
yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru
taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.
Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şuranın
kararları yargı denetimi dışındadır.
İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden
başlar.
Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile
sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun
olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya
takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.
İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması
ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi
durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.
Kanun, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve savaş halinde ayrıca
milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması
kararı verilmesini sınırlayabilir.
İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü yer
almaktadır.
Anayasamızın 129 uncu maddesinin 5 inci fıkrasında, “Memurlar ve diğer kamu
görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat
davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve
şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” hükmü ile idarelerin
sorumluluğuna değinilmiştir.
Anayasa’da Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik bir hukuk devleti olduğu
vurgulanırken, Devlet içinde tüm kamusal yaşam ve yönetimin yargı denetimine
bağlı olması amaçlanmıştır. Anayasa’nın 125. maddesinin birinci fıkrasındaki
“idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” kuralıyla
amaçlanan etkili bir yargısal denetimdir. Bu kural, yönetimin kamu hukuku ya da
özel hukuk alanına giren tüm eylem ve işlemlerini kapsamaktadır.
Anayasa’nın yürütme bölümünde yer alan 125. maddesiyle idarenin her türlü eylem
ve işlemlerini yargı denetimine bağlı tutulduktan sonra, maddenin diğer
fıkraları da idari yargı sisteminde geçerli olan ilkeleri belirlemektedir.
İdari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden
itibaren başlaması, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini
kaldıracak biçimde yargı kararı verme yasağı, yürütmenin durdurulması kararı
verilebilmesi için gerekli olan koşullar, yürütmenin durdurulması kararına
getirilebilecek sınırlamalar ve idarenin verdiği zararı ödeme yükümlülüğü,
ağırlıklı olarak adlî yargı sistemi için değil, idarî yargı sistemi için geçerli
olan temel ilkelerdir.
Anayasamızın 142 nci maddesi uyarınca mahkemelerin kuruluşuna ve yargılama
usulüne ilişkin olarak idari yargıyı ilgilendiren yasalar aşağıda
gösterilmiştir.
2575 sayılı Danıştay Kanunu
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve
Hukuku Usulü Muhakemeleri Kanununu (Bazı maddeleri )
Elbette bu yasaların dışında kalan bir çok yasada idari yargıyı ilgilendiren
hükümler mevcuttur. Ancak, idari yargı mahkemelerini en çok ilgilendiren yasalar
bunlar olmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1 inci maddesine baktığımızda,
idari yargıda;
1-Yazılı yargılama usulü uygulanac
2-İncelemenin evrak üzerinde yapılacağı,
bunlara ilaveten Danıştay içtihatlarıyla kabul edilen,
3-Re’sen inceleme ilkesi
ve .
4-Kamu Yararı Denetimi
mevcuttur.
Kamu yararı denetimi ve Re’sen inceleme ilkeleri sıkça karşımıza çıkacaktır. Bu
ilkeye dayanılarak idari yargı mercileri davanın çözümü sırasında tarafların
iddia etmediği hususları dahi inceleyebilmektedirler. İdari yargı bu özelliği
nedeniyle bir miktar anayasa yargısı ve ceza yargısı ile ortak özellikler
göstermektedir.
Yine görev, yetki ve süre gibi hususlar kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle
her aşamada inceleme konusu yapılabilecektir. Üstelik bu hususlarda iddia,
itiraz ve temyiz talebi olmasa bile bu incelemeler yapılacaktır.
Böylece idari yargı yerinde usulüne uygun dilekçe ile bir dava açılması halinde,
bu davada davacı ve davalı idarece ileri sürülmemiş olsa her iki taraf lehine ve
aleyhine olabilecek hususların idari yargı yerince incelenmesi gerekmektedir.
Anayasa’nın 141 inci maddesinin son fıkrasında, davaların en az giderle ve
mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevi olarak belirtilmiştir.
Böylece davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılması anayasal bir ilke olarak
da karşımıza çıkmaktadır.
İdari yargı sisteminin başında Danıştay yer almakta, yerel mahkemeler ise Bölge
İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemeleridir.